Hukuk Muhakemeleri Kanunu Kapsamında Belirsiz Alacak Davası ve Kısmi Dava

İş hukuku ve medeni usul hukukunun en temel tartışma konularından biri olan "Belirsiz Alacak Davası" ile "Kısmi Dava" arasındaki ince çizgi, hak kayıplarını önlemek adına büyük önem taşımaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) madde 107 kapsamında düzenlenen belirsiz alacak davasının şartları, işçilik alacaklarının bu davaya konu olup olamayacağı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun (YHGK) güncel içtihatları hukuk camiasında yakından takip edilmektedir. Aşağıdaki makalemizde, belirsiz alacak davasının hukuki niteliği, kısmi davadan farkları, "hukuki yarar" kavramının dava şartı olarak değerlendirilmesi ve Yargıtay daireleri arasındaki içtihat farklılıkları tüm detaylarıyla incelenmektedir.
HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU
BELİRSİZ ALACAK DAVASI
6100 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu;
Belirsiz alacak davası
MADDE 107– (1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.
(2) (Değişik:22/7/2020-7251/7 md.) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.
(3) (Mülga:22/7/2020-7251/7 md.)
"Belirsiz Alacak Davası" Kenar başlığını taşıyan 6100 Sayılı CMK m 107 düzenlemeye göre ;
1-Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.
2-Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.
3-Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir." düzenlemesi ile belirsiz alacak davasına yer verilmiştir.
Kısmi Davaya İlişkin Kanuni Düzenleme Işığında Hukuki Nitelendirme
Kısmi Davaya İlişkin Kanuni düzenleme ışığında hukuki nitelendirme yapmak gerekirse ;
A-) Belirsiz alacak davasının açılabilmesi için alacağın miktarının, dava değerinin, dava açıldığı tarihte tam olarak belirlenebilmesi imkânsız olmalı veya davacının belirlemesinin kendisinden beklenmemelidir.
B-) Davacı davasını açarken, dava dilekçesinde hukuki nitelendirme yapmalı, davasının HMK M 107 kapsamında "belirsiz alacak davası" olduğunu belirtmelidir. Bu durum davanın "Belirsiz Alacak Davası" olup olmadığı hususndaki belirsizliği ortadan kaldıracaktır.
C-) Dava konusu alacak miktarının belirlenememesi durumu, davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen uyuşmazlık konusu alacağın miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden beklenmemesi halinin davacı açısından objektif olarak imkansız olmalıdır.
D-) Açılacak "Belirsiz Alacak Davasında" değer ve miktarı biliniyor veya tespit edilebiliyorsa, böyle bir dava açılamaz. Bu durumda açılan davada hukuki yarar şartı gerçekleşmeyecektir. Her davada arandığı gibi davacının dava açmakta hukuki yararının olması esastır. Davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı durumda dava reddedilebilecektir." Alacağın belirli veya belirlenebilir olduğu hallerde; Davacı HMK m 107 de düzenlenen kısmi davaya ilişkin düzenlemeler kapsamında, belirsiz alacak davası açarak kanuni düzenlemede yer alan davanın sağladığı olanaklardan yararlanamayacaktır.
E-) 6100 sayılı CMK m 107/2. maddesinde, "Belirsiz Alacak Davası" ile ilgili düzenlemede, karşı tarafın elinde bulunan bilgi ve belgelerin sunulmasıyla, dava değeri tam ve gerçek oalarak belirlenebiliyorsa, yargılamada yapılacak tahkikat sonucu alacağın miktar tam ve kesin olarak belirlenebilecek dava belirsiz alacak davası olarak kabul edilecektir. Bu takdirde, davacı iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın dava dilekçesinde belirtmiş olduğu talebini artırabilecektir. Bu durum, "karşı tarafın verdiği bilgiler, sunduğu deliller Yargılamada delillerin incelenmesi ve tahkikat işlemleri sonucu Mahkemece İcra edilecek keşif veya Bilirkişi İncelemesi sonucu uyuşmazlık konusu dava değer ve miktarının" belirlenebilmesi hali ve buna bağlı "Belirsiz Alacak Davasına" ilişkin hukuki nitelendirme açıklanmıştır.
F-) "Davacı davasını açarken, alacağının miktar veya değerini belirleyebilmesi için elinde yeterli ve gerekli bilgi ve belgelere sahip olmaması, ihtiyaç duyduğu belgelere dava açma hazırlığı döneminde ulaşmasının mümkün olmaması gerekir. Yani açtığı davada uyuşmazlık konusu alacağının miktarının belirlenmesinin ancak karşı tarafın elinde bulunan bilgi ve belgelerin sunulmasıyla mümkün olduğu hallerde açılan dava, belirsiz alacak davası olarak kabul görecektir. "Önemli olan objektif olarak talep sonucunun belirlenmesinin davacıdan beklenemeyecek olmasıdır." (H. Pekcanıtez, Belirsiz Alacak Davası, Ankara 2011, s. 45; H. Pekcanıtez/O. Atalay/M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 14. Bası, Ankara 2013, s. 448).
G-) "Alacağın miktarının belirlenebilmesinin, tahkikat aşamasında yapılacak delillerin incelenmesi, bilirkişi incelemesi veya keşif gibi sair işlemlerin yapılmasına bağlı olduğu durumlarda da belirsiz alacak davası açılabileceği kabul edilmelidir. Ne var ki, bir davada bilirkişi incelemesine gidilmesi belirsiz alacak davasının açılabilmesi için yeterli değildir. Bir davada bilirkişiye başvurulmasına rağmen davacı dava açarken alacak miktarını belirleyebiliyorsa, belirsiz alacak davası açılamaz." (C. Simil, Belirsiz Alacak Davası, I. Bası, İstanbul 2013, s. 225).
H-) İş hukuku yargılamasında; "Yargıtayın içtihatlarında istikrar kazanan uygulamada; Fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram, genel tatil ücreti alacaklarının tespitinde yazılı belgeler veya işyeri kayıtlarına dayanılamadığı durumlarda, tanık anlatımları deliline dayanılması hallerinde, hesaplamaya esas alınan süre, alacağın miktarı belirlenerek Hakimin takdir edeceği uygun oranda hakkaniyet indirimi yapılması gerekliliği kabul görmektedir. Tanık anlatımları deliline dayanılarak hesaplanan alacak miktarından hakimin takdir yetkisine bağlı olarak yapılacak indirim dava açılırken belirlenebilir olmadığından, dava konusu alacaklar belirsiz alacak davasına konu edilebilecektir." (TBK m 50, 51, 56)
G-) 6100 Sayılı HMK m 107 kapsamında koşulları gerçekleştiği hallerde davacı uyuşmazlık konusu hak ve alacakları için kanuni düzenleme kapsamında belirsiz alacak davasının sağladığı imkanlardan yararlanarak dava açılabilecektir. Ancak, alacak belirli ise sadece tam eda davası açılabilecektir. Kanunda "Kısmi Dava" açılmasına dair bir sınırlama olmadığına göre Davacı dilerse HMK m 109 kapsamında "Kısmi Dava" da açabilecektir.
Öğretide; "Şartları bulunmadığı halde dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı durumda, davacıya herhangi bir süre verilmeden hukuki yarar yokluğundan davanın reddi kararı verilmelidir. Davacının açtığı davada, alacağın belirlenebilmesi mümkün ise, böyle bir dava açmasında davacının dava açmakta hukuki yararının olmadığı kabul edilir. Davacının bu durumda, belirsiz alacak davası açmakta hukuki yarar yoktur. 6100 Sayılı CMK m 107 de tanımlanan usule uygun belirsiz alacak davası baştan açılmış olmadığından, bu konudaki eksiklik süre verilerek tamamlanamaz, dava hukuki yarar yokluğundan reddedilmelidir. Buradaki hukuki yarar, sonradan tamamlanacak nitelikte bir hukuki yarar değildir. Çünkü, dava açıldığı sırada mevcut olmayan hukuki yarar, açıkça mahkemece bilindiği halde, sonradan tamamlanacak bir hukuki yarar değildir. Aksi düşünce, dava açarken baştan beri açık ve belirlenebilir talep sonucunun süre verilerek davacı tarafından değiştirilmesine imkan tanınması davada bulunmayan hukuki yararın, davacıya ek imkan sağlanmasına neden olacaktır. Bu duruma usûl hükümleri cevaz vermemektedir, bu yolla, davacıya sağlanacak avantaj taraflar arasında yargılamada eşitlik ilkesine aykırı olacaktır." (H. Pekcanıtez/O. Atalay/M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 14. Bası, Ankara 2013, s. 454).
İş Hukuku Yargılamasında: "Davada asgari bir miktar gösterilmişse, bunun alacağın bir bölümü olduğu anlaşılmakla birlikte, "belirsiz alacak davası" mı yoksa "kısmi dava mı" olduğu anlaşılamıyorsa, bu durumda 6100 sayılı Kanunun 119/1-ğ. maddesinin aradığı şekilde açıkça talep sonucu belirtilmemiş olacaktır. Talep, talep türü ve davanın niteliği açıkça anlaşılamıyorsa, talep muğlaksa, aynı Kanunun 119/2. maddesi gereğince, davacıya bir haftalık kesin süre verilerek talebinin belirsiz alacak davası mı, yoksa kısmi dava mı olduğunun belirtilmesi istenmelidir. Verilen bu süreden sonra, davacının talebini açıklamasına göre bir yol izlenmelidir. Eğer talep, davacı tarafından belirsiz alacak davası şeklinde açıklanmış olmakla birlikte, gerçekte belirsiz alacak davası şartlarını taşımıyorsa, o zaman yukarıdaki şekilde hareket edilmeli, hukuki yarar yokluğundan dava reddedilmelidir. Açıklamadan sonra talep "kısmi davanın" şartlarını taşıyorsa, kısmi davanın sonuçlarına göre dava yürütülerek karar verilmelidir." Yargıtay Yüksek 9. Dairesinin uygulaması bu yöndedir. (Y. 9 HD 31.12.2012 tarih 2012/30463 esas 2012/30091 karar sayılı kararı).
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU Kararı (E. 2015/22-1052 K. 2015/1612)
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2015/22-1052 K. 2015/1612 / T. 17.6.2015 / İlgili kanun hükümleri: 6100/m. 24,26,107,109,119
İŞÇİLİK ALACAKLARININ BELİRSİZ ALACAK DAVASINA KONU OLUP OLAMAYACAĞI (Yargıtay 9. ve 22. Hukuk Dairesi Arasındaki İçtihat Farklılığı - Taraflar Arasında Çalışma Süresi Ve Ücret Miktarının Tartışmalı Olmasının Tek Başına Alacağı Belirsiz Hale Getirmeyeceği/Davada Bilirkişi İncelemesine Gidilmesinin Belirsiz Alacak Davasının Açılabilmesi İçin Yeterli Olmadığı/Şartları Bulunmadığı Halde Dava Belirsiz Alacak Davası Olarak Açıldığında Davacıya Herhangi Bir Süre Verilmeden Hukuki Yarar Yokluğundan Davanın Reddi Gerektiği)
İŞÇİLİK ALACAĞININ BELİRLİ OLUP OLMADIĞI KRİTERLERİ (İşçinin Davanın Açıldığı Tarihte Alacağın Miktarını Yahut Değerini Tam Kesin ve Objektif Olarak Belirleyebilmesinin Kendisinden Beklenemeyeceği Bir Durum Varlığı Gerektiği - Alacağın Değeri Veya Miktarının İşverenin Vereceği Bilgi Veya Tahkikat Aşamasında "Bilirkişiden Hesap Raporu Alınması Gibi" Belirlenebilecek Hale Gelmesi)
İŞÇİLİK ALACAKLARI (Fark Ücret İle Fark İkramiye Alacaklarından Oluşan Davaya Konu Her Bir Alacak Bakımından Belirsiz Alacak Davasına İlişkin Ölçütler Uygulanarak Belirleme Yapılacağı - Şartları Bulunmadığı Halde Dava Dilekçesinde Davanın Belirsiz Alacak Davası Olarak Açıldığı Durumda Davacıya Herhangi Bir Süre Verilmeden Hukuki Yarar Yokluğundan Davanın Reddi Yoluna Gidilmesi Gerektiği/Kısmi Dava Olarak Kabul Edilip Karar Verilemeyeceği)
BELİRSİZ ALACAK DAVASI (Davacının Alacağının Miktar Veya Değerini Belirleyebilmesi İçin Elinde Bulunması Gerekli Bilgi Ve Belgelere Sahip Olmaması Ve Bu Belgelere Dava Açma Hazırlığı Döneminde Ulaşmasının da "Gerçekten" Mümkün Olmaması Ve Dolayısıyla Alacağın Miktarının Belirlenmesinin Karşı Tarafın Elinde Bulunan Bilgi Ve Belgelerin Sunulmasıyla Mümkün Hale Geleceği Durumlarda Alacağın Belirsiz Kabul Edileceği - Davada Bilirkişi İncelemesine Gidilmesinin Belirsiz Alacak Davasının Açılabilmesi İçin Yeterli Olmadığı/Davada Bilirkişiye Başvurulmasına Rağmen Davacı Dava Açarken Alacak Miktarını Belirleyebiliyorsa Belirsiz Alacak Davası Açılamayacağı)
BELİRSİZ İŞÇİLİK ALACAĞI (Taraflar Arasında Çalışma Süresi Ve Ücret Miktarının Tartışmalı Olmasının Tek Başına Alacağı Belirsiz Hale Getirmediği - Davacının Ne Zamandan Beri Çalıştığını Veya Ücretinin Ne Kadar Olduğunu Bilmemesinin Hayatın Olağan Akışına Aykırı Olacağı/Davacı İşçinin Kendisinin Bilmediği Çalışma Süresini Tanıkların Bildiğini Veya Bilirkişinin Bileceğini Farzetmenin İspat Kurallarına da Aykırı Olacağı)
KISMİ DAVA (İşçilik Alacakları/Alacak Belirli Veya Belirlenebilir İse Belirsiz Alacak Davası Açılamayacağı Ancak Şartları Varsa Kısmi Dava Açılabileceği - Davanın Belirsiz Alacak Davası Olarak Açıldığından Şüphe Bulunmamasına Göre Kısmi Dava Olarak Kabul Edilip Sonuca Gidilmesinin Doğru Olmadığı/Davada Talep Edilen İşçilik Alacaklarının Belirsiz Alacak Olarak Kabul Edilemeyeceği)
BELİRSİZ ALACAK DAVASI İLE KISMİ DAVAYA İLİŞKİN DÜZENLEMEDEKİ SINIR ( 6100 S.K. İle Birlikte Kabul Edilen Belirsiz Alacak Davası İle Kısmi Davaya İlişkin Yeni Düzenlemedeki Sınırın Tam Olarak Tespit Edilemediği/Bu İki Davanın Amacı ve Niteliğinin Ayrı Olduğu - Alacak Belirli veya Belirlenebilir İse Belirsiz Alacak Davası Açılamayacağı Ancak Şartları Varsa Kısmi Dava Açılabileceği)
HUKUKİ YARAR ŞARTI / TAMAMLANABİLİR DAVA ŞARTI (Belirsiz Alacak Davası/Kısmi Dava - Şartları Oluşmadığı Halde Belirsiz Alacak Davası Açılması Halinde Eksiklik Süre Verilerek Tamamlanamayacağından Davanın Hukuki Yarar Yokluğundan Reddedilmesi Gerektiği Halde Kısmi Dava Olarak Kabul Edilip Karar Verilemeyeceği)
TALEBİN MUĞLAK NİTELİKTE OLMASI (Belirsiz Alacak Davasının Amaç Ve Nitelik Olarak Kısmi Davadan Farklı Olması - Talep Türü Ve Davanın Niteliği Açıkça Anlaşılamıyorsa 6100 S.K. Md. 119/2 Gereğince Davacıya Bir Haftalık Kesin Süre Verilerek Talebinin Belirsiz Alacak Davası mı Yoksa Kısmi Dava mı Olduğunun Belirtilmesinin İstenmesi Gerektiği/Talep Belirsiz Alacak Davası Şeklinde Açıklanmış Olmakla Birlikte Gerçekte Belirsiz Alacak Davası Şartlarını Taşımıyorsa Hukuki Yarar Yokluğundan Davanın Reddedileceği)
TALEPLE BAĞLILIK İLKESİ (İşçilik Alacakları/Belirsiz Alacak Davası mı Kısmi Dava mı Olduğu - Davacı Vekilinin Talebinin Açıkça Belirsiz Alacak Davası Olduğu Halde Mahkemece Davanın Kısmi Dava Kabul Edilerek Karar Verilmesinin Doğru Olmayacağı/Somut Olay Bakımından Belirsiz Alacak Davası Şartlarının da Oluşmadığı)
Yüksek Mahkemenin oy çokluğu ile verdiği kararın İçtihat özeti :
Yerel Mahkemece, işverenin fesih işleminin toplu iş sözleşmesinden yararlanmaya ilişkin düzenlemeleri dolanan, sadece görünürde bir işlem olduğu, taraf iradelerinin anlaşarak sözleşmeyi sona erdirme şeklinde olmadığı ve davacı işçi ile aynı durumdaki diğer işçilerin iş sözleşmelerinin kesintisiz devam ettiği kabul edilip, dava dilekçesinde davacı tarafından dava konusu alacağın belirsiz olduğunun belirtilmesi açılan davanın belirsiz alacak davası olduğunu göstermeyeceği, kısmi davaya konu edilen alacak da belirsiz alacak niteliğinde olması nedeniyle açılan davanın kısmi dava niteliğinde olduğu gerekçesiyle davalının ıslaha karşı zamanaşımı itirazı kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün taraf vekillerinin temyizi üzerine; Özel Dairece, hüküm yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuş, mahkemece önceki kararda direnilmiştir. Hükmü temyize taraf vekilleri getirmiştir.
I-) Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler aşamasında davacı vekilince verilen dilekçe ile işçilik alacaklarının belirsiz alacak davasına konu olup olamayacağı ile ilgili Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ile 22. Hukuk dairesi kararları arasındaki içtihat farklılığının giderilmesi için İçtihatlarının Birleştirilmesi talebinde bulunulduğu bu nedenle görüşmelerin İçtihatların Birleştirilmesi talebinin sonuçlanmasına kadar ertelenmesi talep edilmiş ise de İçtihatların Birleştirilmesi talebinin Yargıtay Başkanlık Divanı tarafından henüz kabul edilip gündeme alınmamış olması nedeni ile görüşmelerin ertelenmesi talebinin reddine oybirliği ile karar verilmiştir.
II-) İşin esasına gelince; direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davanın kısmi dava mı, yoksa belirsiz alacak davası mı olduğu, fark ücret ile fark ikramiye alacaklarından oluşan alacakların belirsiz alacak türünde olup olmadığı buna göre davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle belirsiz alacak davası ile kısmi davadan bahsetmekte yarar bulunmaktadır:
Kısmi dava, alacağın yalnızca bir bölümü için açılan dava olarak tanımlanmaktadır. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması ve alacağın şimdilik belirli bir kesiminin dava edilmesi gerekir. Diğer bir söyleyişle, bir alacak hakkında daha fazla bir miktar için tam dava açma imkânı bulunmasına rağmen, alacağın bir kesimi için açılan davaya, kısmi dava denir. Kısmi dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerekli olup, açılan davanın kısmi dava olduğunun dava dilekçesinde açıkça yazılması gerekmez. Dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının alacağının daha fazla olduğu ve istem bölümünde “fazlaya ilişkin haklarını saklı tutması” ya da “alacağın şimdilik şu kadarını dava ediyorum” demesi, kural olarak yeterlidir (Yargıtay HGK 02.04.2003 gün ve 2003/4-260 Esas 271 K. sayılı ilamı; Pekcanıtez; H./Atalay M./Özekes M.; Medeni Usul Hukuku, 12. Bası, s. 320; Kuru/Arslan/Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 22. Bası, s. 286).
.......... Kısmi dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 109.maddesinde ise, ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Anılan maddenin birinci fıkrasında; talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmının da dava yoluyla ileri sürülebileceği; İkinci fıkrasında ise; talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamayacağı belirtilmiştir. Bununla birlikte ikinci fıkra 01.04.2015 tarih ve 6644 sayılı Kanunun 4.maddesi ile yürürlükten kaldırılarak alacağın taraflar arasında tartışmasız ve belirli olup olmadığına bakılmaksızın kısmi dava açılması olanağı sağlanmıştır.
Belirsiz alacak davasına gelince, 6100 sayılı 107. maddesiyle, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda yer almayan yeni bir dava türü olarak belirsiz alacak ve tespit davası kabul edilmiştir.
6100 sayılı Kanun'un 107. maddesine göre,
1-Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.
2-Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.
3-Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir." düzenlemesi ile belirsiz alacak davasına yer verilmiştir.
Bilindiği gibi 6100 sayılı HMK'nın 24. maddesinde düzenlenen tasarruf ilkesi gereği davacı, davasını açarken, talep ettiği hukuki korumanın ne olduğunu açıkça ifade etmesi gerekmektedir (HMKm. 119/1 b. ğ). Dava dilekçesinde talep sonucunun bulunmaması durumunda, hakim davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verecek, bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması halinde dava açılmamış sayılacaktır (HMK m. 119/2). Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu ve kısmi dava açmanın caiz olduğu durumlarda, davacı, talep konusunun sadece bir kısmı hakkında hüküm elde etmek üzere bir dava açabilir (HMK m. 109). Böyle bir durumda, mahkeme, davacının hakkının aslında daha fazla olduğunu tespit etse bile, taleple bağlılık kuralı gereği, davada talep sonucu olarak gösterilen miktarı aşacak şekilde karar veremez (Varol Karaslan, Medeni Usul Hukukunda Hakimin Davayı Aydınlatma Ödevi, Ankara 2013, s. 90).
Taleple bağlılık ilkesi, 6100 sayılı Kanunun 26. maddesinde düzenlenmiştir.Anılan Kanunun “Taleple Bağlılık İlkesi” başlıklı 26. maddesinde;
“ (1) Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. (2) Hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır.” düzenlemesi yer almaktadır. Açıklanan yasal düzenlemeler ışığında eldeki davada, iddianın ileri sürülüş biçimi açısından somut olay değerlendirildiğinde:
Davacı vekili, dava dilekçesinin sonuç kısmında talep ettiği her alacak için bir miktar yazdıktan sonra parantez içinde “belirsiz” ibaresini kullanarak işçilik alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Ayrıca yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuna göre alacak miktarının artırılması talepli dilekçesinde ise “belirsiz alacak davasındaki” taleplerini artırdığını belirterek davasının belirsiz alacak davası olduğunu açıkça beyan etmiştir. Davacı vekilinin talebinin açıkça belirsiz alacak davası olduğu halde mahkemece davanın kısmi dava kabul edilerek karar verilmesi doğru değildir.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmede, dava dilekçesinde talep sonucunda kısmi miktar belirtilip yanına parantez içinde belirsiz kelimesini yazılmasının tahsil amaçlı belirsiz alacak davası açıldığı anlamına gelmeyeceği, davacının belirleyebileceği kadar miktarı belirlemediği ve kalan miktarı belirlediğinde artırım dilekçesi vereceğinin dava dilekçesinde açıklanmadığı, talep sonucuna göre de belirsiz alacak davası türlerinden olan kısmi eda külli tespit davası olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı için talep sonucuna göre kısmi dava olduğu anlaşılan davanın mahkemece baştan itibaren kısmi dava olarak görülmesi ve sonuçlandırılmasının doğru olduğu gerekçesi ile yerel mahkeme kararının onanması görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüşler kurul çoğunluğu tarafından belirtilen nedenlerle kabul edilmemiştir.
Sonuç itibariyle, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu nedenle direnme karar bozulmalıdır.
SONUÇ : Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma ilamında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine, 17.06.2015 gününde yapılan ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.
Karşı Oy gerekçe özeti :
Yerel mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama sonunda, emsal Yüksek 9. Hukuk Dairesi Kararlarını da gerekçe göstererek, önceki gerekçelerle direnmiştir.
Davacı ve davalı temyizleri yanında,
Belirli-belirsiz alacak mı,
Kısmi dava mı belirsiz alacak davası mı,
Hukuki yarar şartı tamamlanabilir dava şartı mı yoksa doğrudan reddi gerektiren dava şartı mıdır?
.........Bozma çoğunluk görüşünün davanın belirsiz alacak davası olarak görülmesi gerektiği şeklinde değerlendirilmesi ve davacı temyizine yönelik olduğunun kabulü gerekecektir.
II: BELİRSİZ ALACAK VE KISMİ DAVA:
Uyuşmazlığın çözümü ve anlaşılması için Belirsiz Alacak Davası ve Kısmi Dava kavramları üzerinde normatif düzenlemeler de dikkate alınarak durmak gerekir.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 107. maddesinde belirsiz alacak ve tespit davası başlığı altında yeni bir dava türüne yer verilmiştir.
Maddeye göre;
“(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.
(2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.
(3) Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir”.
Belirtmek gerekir ki belirsiz alacak ve tespit davası, madde ve gerekçesi dikkate alındığında üç şekilde açılabilecektir.
Eda (tahsil talebi ile) davası niteliğinde belirsiz alacak davası.
Tespit niteliğinde belirsiz alacağı tespit davası(Fıkra 3).
Kısmi eda ve külli tespit davası(Ancak maddenin gerekçesinde bu davanın aynı zamanda kısmi eda ve külli tespit davası olarak açılabileceği belirtilmiştir. Bu aynı kanunun 109 maddesinde belirtilen kısmi dava türü gibidir. Ancak zamanaşımı bakımından sonuçları farklı kabul edilebilir).
6100 sayılı HMK. 119/1.ğ maddesi uyarınca “Dava dilekçesinin talep sonucu (netice talep; istem sonucu) bölümünde davacı, neye karar verilmesini (davalının neye mahkûm edilmesini) istiyorsa onu (açık bir şekilde) yazıp belirtmelidir”.
Talep sonucunun açık şekilde belirtilmesi ve yazılması ile mahkemenin ve uyuşmazlığa bakacak hakimin karar vermesi kolaylaştırılacaktır. En önemlisi mahkemece;
Davanın türü saptanacaktır.
Davanın kabulü halinde, mahkeme talep sonucunu aynen hüküm fıkrası olarak kararına yazabilecektir.(Md. 297/1.ç).
Talep edilenden, fazlasına karar verilemeyecektir. (Md. 26). Bu nedenle davacı, nelerin hüküm altına alınmasını (davalının neye mahkûm edilmesini) istediğini, açık ve noksansız bir şekilde dava dilekçesinin talep sonucu (netice-i talep) bölümünde bildirmelidir.
Talep sonucu açık değilse, mahkeme, davacıya talep sonucunu açıklattırmalıdır(Md. 31 Hakimin aydınlatma görevi).
Belirsiz Alacak Davası ile kısmi dava arasında ise iki önemli fark vardır.
a) Davanın belirsiz alacak davası olarak açılması halinde bir ek dava veya aynı davada dava konusunun ıslah yolu ile arttırılması sözkonusu olmaz.
b) Belirsiz alacak davasında miktar belirlendikten sonra, tamamının istenmesi halinde zamanaşımı defi dikkate alınmazken, kısmi davada kısmi olarak istenen dışında bakiye alacak miktarının ek dava açılarak veya ıslah sureti ile arttırılarak istenmesi halinde zamanaşımı defi ile karşı karşıya kaldığında, zamanaşımının dikkate alınması gerekecektir.
III: BİR ALACAĞIN BELİRLİ OLUP OLMADIĞI KRİTERLERİ;
Madde içeriğinden, en önemli kriter davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin; a) Davacının kendisinden beklenememeli (gerçekten belirleyememeli-Sübjektif unsur) veya) b) Bu (objektif olarak) olanaksız olmalıdır(objektif unsur).
Kanun sübjektif unsur yönünden belirlemede vekili değil, davacıyı esas almıştır. Önemli olan davacının dava konusu alacağı belirleyebilmesidir. Kaldı ki her davacının vekil tutma zorunluluğu da bulunmamaktadır.
Maddenin 2. fıkrasında açıkça karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı ve değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabileceği belirtilmiştir.
6100 sayılı HMK.’un 107/2 maddesi ile ilgili olarak gerekçede şunlara yer verilmiştir.
Buradan hareketle dava konusu alacağın değeri veya miktarı karşı tarafın (işverenin) vereceği bilgi veya tahkikat aşamasında belirlenecek (bilirkişiden hesap raporu alınması gibi) ise alacağın dava açıldığında davacı tarafından objektif olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği kabul edilmelidir. Bu nedenle maddenin birinci ve ikinci fıkrasının birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Talep sonucunun rakam olarak ifadesinin imkansızlığı, davacının tam olarak miktarını bilmediği ve bu bilgisizliğini davalının sahasında bulunan vakıalardan kaynaklandığı durumlarda söz konusudur. Davacıdan davanın açılmasından önce ücretini ödeyerek talep konusunun miktarının belirlemesi için ekspertizden rapor ve mütalaa alma, delil tespiti gibi yollara başvurması istenemez. Davacının alacağının miktar olarak tespiti, mahkeme tarafından yapılacak delil tespitine veya hesap verme ve bilgi vermeye yönelik müstakil bir davanın açılmasına gerek olduğu durumlarda, HMK. m 107 anlamında “Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği” bir durum söz konusudur(Kılıçoğlu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu El Şerhi, Legal Yayınevi, İstanbul, 2012 s: 581)
Kural olarak kişinin alacağını belirleyebilmesi için, aynı zamanda belgeye bağlama yetkisinin olması gerekir. Oysa iş ve sosyal güvenlik hukukunda belgeye bağlama görev ve yetkisi işçide değil, işverendedir. Uyuşmazlık konusu yapılmayan ve olağan bir yaşamda belgeye bağlama görev ve yetkisi olmayan işçiye, sen dava açarken alacağını belirleyebilirsin demek, yasa ile verilmeyen yükümlülüğün verilmesi anlamına gelir ki bu bir çelişkidir.
Belirsiz Alacak Davasının etkin koruma olarak getirdiklerine gözatmak gerekirse;
Maddi hukuk tarafından öngörülen sübjektif hakların gerçekleşmesini sağlar.
Hak arama özgürlüğüne hizmet eder.
Usul ekonomisine hizmet eder.
Davacının yüksek yargılama giderlerine katlanma riskini azaltır.
Dava konusu hakkın zamanaşımına uğrama riskini azaltır.
Belirsiz alacak davası ile karşılaşmak istemeyen işvereni kayıt tutmaya zorlar. Usul kurallarının maddi hukuk için araç olduğu, (Maddi hukuk içinde gerçekleşen hakkın talep edilebilirliğini, tespitini belirli kurallara bağlayan hukuk dalı) unutmamak gerekir. O nedenle iş yargılaması ve bu anlamda Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun iş ve sosyal güvenlik hukukuna hizmet ederken, bu hukukun ilkelerini de gözardı etmemelidir.
Belirsiz alacak davası, silahların eşitliği ilkesine aykırıdır. İş hukukunda da sosyal ve ekonomik açıdan güçlü olan ve talimat veren işveren ile ekonomik yönden güçsüz olan ve hukuki ve kişisel olarak işverene bağımlı çalışan işçi, eşit konumda değildir. Bu eşitsizliğin yargılamaya ilişkin kuralların uygulanmasında dikkate alınmama olanağı yoktur. Zayıfın korunması, temel bir ilkedir ve yargılama hukukunda, özellikle iş yargılamasında önemli bir yer tutmaktadır.
Diğer taraftan işçinin iş yargılamasının temel ilkelerinden olan ucuzluk ilkesi kapsamında yargılama harç ve giderlerinden de korunması gerekir. İşte belirsiz alacak davası açması, işçiye bu güvenceyi sağlamaktadır. İşçi belirsiz alacak davasının getirdiği bu kanunun gerekçesinden belirtildiği gibi bu etkin hukuki korumadan faydalandırılmalıdır.
IV. HUKUKİ YARAR ŞARTI TAMAMLANABİLİR DAVA ŞARTIDIR.
6100 sayılı HMK.’un 114. Maddesinde davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması, dava şartı olarak belirtilmiştir. Belirsiz alacak ve tespit davasında, kanun açıkça alacak miktarının veya değerinin belirlenememesi veya olanaksız olması halinde, davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararının varsayılacağını öngörmüştür. Kısaca dava açıldığında alacak belirli değil veya tartışmalı ise, belirsiz alacak ve tespit davası açılması için hukuki yarar vardır. Takip eden 115/2 maddedeki kurala göre ise “Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder”. Düzenleme gereğince, eksik olan bir dava şartı, belirli bir süre verilerek giderilebilecek ise, hakim tarafından eksikliğin giderilmesi için kesin süre verilmesi gerekir. Bu süre içinde dava şartı eksikliği tamamlanmaz ise dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilmelidir(Y. 19. HD. 16.01.2014 gün ve 2013/17366 Esas, 2014/1329 Karar., Y. 9. HD. . 27.02.2012 gün ve 2012/1757 Esas 2012/5742 Karar)
V. DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:
Davacının dava konusu ettiği fark alacakların belirsiz veya kısmi dava konusu edilip edilmeyeceği, kısaca alacağın belirli olup olmayacağı sorunu:
İşverene karşı son derece zayıf konumda olan, işverenin ücret düşürme işlemine karşı çıkamayan bir işçinin, kendisine verilmeyen, işveren uhdesindeki belgelere göre tam bir hesaplama yaparak dava açmasını beklemek doğru bir yaklaşım değildir. Aksine etkin korunması gereken işçinin belirsiz alacak davasından yararlandırılması gerekir. Mahkemenin bu yöndeki değerlendirmesi isabetli olup, davalının bu yöndeki temyizinin reddi gerekir.
Açılan dava kısmi dava mı belirsiz alacak davası mıdır?
Davanın talep sonucuna göre açıkça kısmi dava olduğu açıktır. O nedenle mahkemece baştan itibaren kısmi dava olarak görülmesi ve sonuçlandırılması doğrudur. Davacı vekilinin belirsiz kelimesini kullanması, o tarihte yürürlükte bulunan HMK. 109/2 maddesi uyarınca belirli alacakta kısmi dava açamayacağını öngörmesinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle mahkemenin bu yöndeki direnmesi yerindedir. Davacı vekilinin temyizi doğru değildir.
Hukuki yararın gerçekleşip gerçekleşmediği sorunu;
Bir an için fark alacakların belirlenebilir olduğu kabul edilse bile, alacaklar yargılama sonucunda bilirkişi raporu ile belirlenmiş ve ıslah sureti ile artırılarak talep edilmiştir. Hukuki yarar şartı gerçekleşmiştir. Usul ekonomisi ilkesi uyarınca da alacakların esastan hüküm altına alınması doğrudur. Yüksek 22. Hukuk Dairesinin bu yöndeki bozması da yerinde değildir.
Sonuç olarak açıklanan gerekçelerle Yüksek Yargıtay Genel Kurulu’nun çoğunluk görüşüne katılınmamıştır.
Karşı Oy Gerekçeleri Işığında İş Hukuku Yargılamasına İlişkin Hukuki Nitelendirme;
"İşçi ile ilgili tutulan kayıtların işverenin uhdesinde olduğunu ve bu bilgi belgelere zamanında ve doğru olarak erişimin, pratikte her işçi için mümkün olmadığı da hesaba katıldığında, işçilik alacaklarının belirli olduğunu n itelemek mümkün görünmemektedir. Belirli olmadığı, işçilik alacakları için yukarıda değinilen belirsiz alacak davasının kısmi davaya göre teorik olarak avantajları olmakla beraber özellikle Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin işçilik alacağı kalemlerinin tamamına yakınını belirsiz alacak olarak kabul etmemesini dikkate aldığımızda, HMK m. 109’daki koşullara uyduğu takdirde, davacı işçinin işçilik alacaklarına ilişkin davasını kısmi dava olarak açması uygulama açısından daha avantajlı olacaktır.
Belirsiz Alacak Davasından farklı olarak "Kısmi Dava" alacağın yalnızca bir bölümü için açılan dava olarak tanımlanmaktadır. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması ve alacağın şimdilik belirli bir kısmının dava edilmesi gerekir. Diğer bir söyleyişle, bir alacak hakkında daha fazla bir miktar için tam dava açma imkânı bulunmasına rağmen, alacağın bir kısmı için açılan davaya, kısmi dava denir. Kısmi dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerekli olup, açılan davanın kısmi dava olduğunun dava dilekçesinde açıkça yazılması gerekmez. Dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının alacağının daha fazla olduğu ve istem bölümünde “fazlaya ilişkin haklarını saklı tutması” ya da “alacağın şimdilik şu kadarını dava ediyorum” demesi, kural olarak yeterlidir." (Yargıtay HGK 02.04.2003 gün ve 2003/4-260 Esas 271 K. sayılı ilamı; Pekcanıtez; H./Atalay M./Özekes M.;)
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu "Dava şartları" kenar başlıklı m 114 / 1 - h fıkrası; "6100 sayılı HMK m 114 / 1 - h fıkrası; Davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmasını dava şartlarından biri olarak düzenlemiştir. Belirsiz alacak ve tespit davasında, kanun açıkça alacak miktarının veya değerinin belirlenememesi veya belirlenmesinin olanaksız olması hallerinde, davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararının olduğunu kabul etmiştir. Davacı davasını açtığında, alacak belirli değilse, tartışmalı veya belirlenemiyorsa, belirsiz alacak / tespit davası açmasında hukuki yararının var olduğu kabul edilmelidir.
6100 sayılı HMK m 115 "Dava Şartlarının İncelenmesi" kenar başlıklı kanuni düzenlemenin ; Fıkra (1) "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." Fıkra (2) "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder."
Yukarıda zikredilen kanuni düzenleme ışığında ; “Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilirse davanın görülmesine devam eder. Eğer tanınan kesin sürede eksiklik giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder”. Düzenleme gereğince, eksik olan bir dava şartı, belirli bir süre verilerek giderilebilecek ise, hakim tarafından eksikliğin giderilmesi için kesin süre verilmesi gerekir. Bu süre içinde dava şartı eksikliği tamamlanmaz ise dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddilecektir." Yargıtay uygulaması bu yöndedir. (Y. 19. HD. 16.01.2014 gün ve 2013/17366 Esas, 2014/1329 Karar., Y. 9. HD. . 27.02.2012 gün ve 2012/1757 Esas 2012/5742 Karar)
Kanuni Düzenleme, Öğreti ve YHGK İçtihadı Işığında Hukuki Nitelendirmemiz
Kanuni Düzenleme, Öğreti, Yargıtay 9. ve 22. Hukuk Dairesi Arasındaki İçtihat Farklılığının Giderilmesine Dair Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun E. 2015/22-1052 K. 2015/1612 / T. 17.6.2015 Sayılı İçtihadı Işığında Hukuki Nitelendirmemiz :
*-Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarının yahut değerinin tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.
*- Alacaklı davacının "Belirsiz Alacak Davası" açması için, dava açacağı miktar veya değeri tam olarak belirleyebilmesi mümkün olmamalı veya objektif olarak imkansız olmalıdır.
*-Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu hallerde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.
*-Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir." düzenlemesi ile belirsiz alacak davasının açılış şekilleri açıklanmıştır.
*- Bir alacağın tahsil talebi ile "Eda" davası niteliğinde belirsiz alacak davası açılması mümkündür.
*- Tespit niteliğinde belirsiz alacak için tespit davası açılabilir. ( HMK m 107 Fıkra 3).
*- Kısmi eda ve külli tespit davası (Ancak maddenin gerekçesinde bu davanın aynı zamanda kısmi eda ve külli tespit davası olarak açılabileceği belirtilmiştir. Bu aynı kanunun 109 maddesinde belirtilen kısmi dava türü gibidir.) Ancak zamanaşımı bakımından sonuçları farklı kabul edilir.
*-"Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunmasını "dava şartlarından" bir olarak düzenlemiştir. Kısmi dava açılırken davacının dava açmakta hukuki yararının olması gerekir. Aksi takdirde dava hukuki yarar şartı yokluğundan dolayı red edilebilir. (HMK m 114 / 1- h fıkra)
*- Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar, dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (HMK m 115 / 1 fıkra)
*- Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. (HMK m 115/ 2 fıkra)
*- Davacı belirsiz alacak davası açarken, dava değerini bilmesi kendisinden beklenememeli (gerçekten belirleyememeli-Sübjektif unsur) veya) Objektif olarak dava değerini bilmesi olanaksız olmalıdır. (objektif unsur).
*- Davanın belirsiz alacak davası olarak açılması halinde bir ek dava veya aynı davada dava konusunun ıslah yolu ile arttırılması sözkonusu olmaz.
*- Belirsiz alacak davasında miktar belirlendikten sonra, tamamının istenmesi halinde zamanaşımı defi dikkate alınmazken, kısmi davada kısmi olarak istenen dışında bakiye alacak miktarının ek dava açılarak veya ıslah sureti ile arttırılarak istenmesi halinde zamanaşımı defi ile karşı karşıya kaldığında, zamanaşımının dikkate alınması gerekir.
*-6100 sayılı Kanunun 110. maddesinde düzenlenen, davacının aynı davalıya karşı birbirinden bağımsız birden fazla asli talebini aynı dava dilekçesinde ileri sürmesi olarak tanımlanan "davaların yığılması- objektif dava birleşmesi," Belirsiz Alacak Davası açılmasına uygun değildir. HMK m 297/2. maddesi uyarınca da her bir talep bakımından ayrı ayrı hüküm verilmesi gerekecektir. Dava dilekçesinde ileri sürülen taleplerin belirsiz alacak olarak kabul edilmeyecektir. Her bir talep tefrik edilerek, ayrı dava konusu edilecektir.
*- Davacı kısmi dava açarken davanın dayanağı hukuki sebebi açıklamalı HMK m 107 kapsamında "Belirsiz Alacak Davası" olarak dilekçesinde açıklama yapmalıdır. 6100 sayılı HMK. 119/1.ğ maddesi uyarınca “Dava dilekçesinin talep sonucu (netice talep; istem sonucu) bölümünde davacı, neye karar verilmesini (davalının neye mahkûm edilmesini) istiyorsa onu (açık bir şekilde) yazıp belirtmelidir”. Bu durumda açılan davada hukuki nitelendirmeye dair tereddüt ortadan kalkacaktır.
*- Davacı, dava dilekçesinde talep sonucunu açık şekilde yazması, belirmesi gerekir. Bu durum Davada Hakimin karar vermesini kolaylaştırılacak, talep edilenden, fazlasına karar verilemeyecektir. (HMK m 26 "taleple bağlılık ilkesi")
*- Yargıtay 9. ve 22. Hukuk Dairesi Arasındaki İçtihat Farklılığı - "Taraflar Arasında Çalışma Süresi Ve Ücret Miktarının Tartışmalı Olmasının Tek Başına Alacağı Belirsiz Hale Getirmeyeceği/Davada Bilirkişi İncelemesine Gidilmesinin Belirsiz Alacak Davasının Açılabilmesi İçin Yeterli Olmadığı/Şartları Bulunmadığı Halde Dava Belirsiz Alacak Davası Olarak Açıldığında Davacıya Herhangi Bir Süre Verilmeden Hukuki Yarar Yokluğundan Davanın Reddi Gerektiği)" Şeklindeki içtihat aykırılığının giderilmesine ilişkin karara katılmıyoruz. Sayın azınlık karşı oy gerekçelerinde belirtildiği gibi İş Yargılamasında Bir İhtisas Dairesi haline gelmiş Yargıtay 9. HD Kararının doğru olduğuna bizde katılıyoruz." Yüksek 22. Hukuk Dairesinin bu yöndeki bozması da yerinde değildir." yolu karşı oy gerekçelerine katılıyoruz.
*- İşçinin Davanın Açıldığı Tarihte Alacağın Miktarını /Değerini Tam Kesin ve Objektif Olarak Belirleyebilmesinin Kendisinden Beklenemeyeceği Bir Durum Varlığı Gerektiği - Alacağın Değeri Veya Miktarının İşverenin Vereceği Bilgi Veya Tahkikat Aşamasında "Bilirkişiden Hesap Raporu Alınması Gibi" Belirlenebilecek Hale Gelmesi ile mümkündür. Bu anlamda İşçilik alacaklarına ilişkin İş Mahkemesinde yargılama konusu olacak alacakların "Belirsiz Alacak Davası" olarak açılması mümkün olmalıdır. Aksi uygulama işçinin "mahkemeye erişim hakkının" yorum yoluyla ortadan kaldırılmasına neden olacaktır, Bu durum Anayasanın "Hak Arama Hürriyeti" kenar başlıklı 36. Maddesine aykırı olacaktır.
*- İşçilik alacaklarına dair, Ücret farkı, İkramiye Alacaklarından Oluşan Davaya Konu Her Bir Alacak Bakımından Belirsiz Alacak Davasına İlişkin Ölçütler Uygulanarak Belirleme Yapılacağı - Şartları Bulunmadığı Halde Dava Dilekçesinde Davanın Belirsiz Alacak Davası Olarak Açıldığı Durumda Davacıya Herhangi Bir Süre Verilmeden Hukuki Yarar Yokluğundan Davanın Reddi Yoluna Gidilmesi Gerektiği/Kısmi Dava Olarak Kabul Edilip Karar Verilemeyeceği, yolu gerekçesi yerinde değildir. İşçilik alacakları davasından kaynaklı uyuşmazlıklarda, işçinin hak ve alacaklarının tespiti, işveren uhdesindeki belge ve bilgilerin yapılacak yargılamada "Bilirkişi İncelemesi" ile belirlenmesi mümkündür. Bu yönüyle işçinin, işçilik alacakları için "Belirsiz Alacak Davası" açmasında hukuki yararı vardır.
*- Belirsiz Alacak Davasında; Alacağın Miktarının Belirlenmesinin Karşı Tarafın Elinde Bulunan Bilgi Ve Belgelerin Sunulmasıyla Mümkün Hale Geleceği Durumlarda Alacağın Belirsiz Kabul Edileceği - Davada Bilirkişi İncelemesine Gidilmesinin Belirsiz Alacak Davasının Açılabilmesi İçin Yeterli Olmadığı/Davada Bilirkişiye Başvurulmasına Rağmen Davacı Dava Açarken Alacak Miktarını Belirleyebiliyorsa Belirsiz Alacak Davası Açılamayacağı, şeklindeki Yüksek Mahkemenin kabulünde İşçinin davasını açarken ön hazırlık aşamasında, kendisinden olağanüstü bir çaba göstermesi gerektiği ve her ne koşulda olursa olsun dava konusu alacak miktarını belirleyecek bir güç ve kudrette olması yükümlülüğü yüklenmektedir. Bu yorum İş Hukukunun yargılama ilkelerine keza "Belirsiz Alacak Davasının" kanundaki düzenlemeye, HMK yargılama usulüne dair ilkelerine aykırılık teşkil edecektir.
*- Kısmi Davada; Davanın Belirsiz Alacak Davası Olarak Açıldığından Şüphe Bulunmamasına Göre Kısmi Dava Olarak Kabul Edilip Sonuca Gidilmesinin Doğru Olmadığı/Davada Talep Edilen İşçilik Alacaklarının Belirsiz Alacak Olarak Kabul Edilemeyeceği, şeklindeki gerekçe Dava Şartı Noksanlığının giderilmesine dair HMK m 115/2 ye aykırılık teşkil ettiği görüşündeyiz.
*- 6100 HMK m 107 ile Kabul Edilen Belirsiz Alacak Davası İle Kısmi Davaya İlişkin Yeni Düzenlemedeki Sınırın Tam Olarak Tespit Edilemediği/Bu İki Davanın Amacı ve Niteliğinin Ayrı Olduğu -Alacak Belirli veya Belirlenebilir İse Belirsiz Alacak Davası Açılamayacağı Ancak Şartları Varsa Kısmi Dava Açılabileceği, yollu gerekçe kanunun düzenleme amacına uygun olduğu görüşündeyiz.
*- Belirsiz Alacak Davası/Kısmi Dava - Şartları Oluşmadığı Halde Belirsiz Alacak Davası Açılması Halinde Eksiklik Süre Verilerek Tamamlanamayacağından Davanın Hukuki Yarar Yokluğundan Reddedilmesi Gerektiği Halde Kısmi Dava Olarak Kabul Edilip Karar Verilemeyeceği, şeklindeki gerekçede "Belirsiz Alacak Davasında" hukuki yarar şartının gerçekleşmediği durumda davanın hukuki yarar yokluğundan reddi kanunun düzenleme amacına uygun olmakla birlikte, İş hukuku yargılamasında davanın kısmi dava olarak kabul şartının gerektiği hallerde davaya "kısmi dava" olarak kabulü gerektiği görüşündeyiz. Bu yönüyle Yargıtay 9 HD. Uygulamasına iş hukuku yargılaması açısından katılıyoruz.
*- "Belirsiz Alacak Davasının Amaç / Nitelik Olarak Kısmi Davadan Farklı Olması - Talep Türü Ve Davanın Niteliği Açıkça Anlaşılamıyorsa 6100 HMK m 119/2 Gereğince Davacıya Bir Haftalık Kesin Süre Verilerek Talebinin Belirsiz Alacak Davası mı Yoksa Kısmi Dava mı Olduğunun Belirtilmesinin İstenmesi Gerektiği/Talep Belirsiz Alacak Davası Şeklinde Açıklanmış Olmakla Birlikte Gerçekte Belirsiz Alacak Davası Şartlarını Taşımıyorsa Hukuki Yarar Yokluğundan Davanın Reddedileceği, şeklindeki gerekçe doğru olmakla birlikte talebin muğlak olduğu, dava dilekçesi içeriğinden "Davanın Kısmi Dava" niteliğinde olduğu anlaşılıyorsa HMK m 119/2 gereğince davacıya bir haftalık kesin süre verilerek talep konusunun aydınlatılması ve gerektiğinde şartları oluşuyorsa davaya kısmi dava olarak devam edilmesi, İş Hukuku yargılama ilkelerine, HMK m 31 Hakimin Aydınlatma Görevine, yargılama dair diğer usul hükümlerine, Anayasada düzenlenen "mahkemeye erişim hakkına" dair Anayasal güvencelere uygun olacaktır. ("Hak Arama Hürriyeti" kenar başlıklı T.C. Anayasası m 36)
*- İşçilik Alacakları/Belirsiz Alacak Davası mı Kısmi Dava mı Olduğu - Davacı Vekilinin Talebinin Açıkça Belirsiz Alacak Davası Olduğu Halde Mahkemece Davanın Kısmi Dava Kabul Edilerek Karar Verilmesinin Doğru Olmayacağı/Somut Olay Bakımından Belirsiz Alacak Davası Şartlarının da Oluşmadığı, şeklindeki gerekçe İş Hukuku Yargılamasında işverene göre dezavantajlı durumda olan işçinin lehe yorum ilkesine aykırı olacaktır. Belirsiz alacak davasının şartlarının oluşmadığı halde, dava dilekçesi kapsamında davanın "Kısmi Dava" olarak açıldığının anlaşılması halinde Hakimin davayı aydınlatma görevi kapsamında "Davanın Kısmi Dava" olarak kabul edilerek yargılamaya devam etmesi ve neticesine göre karar verilmesi gerekir. (Talep sonucu açık değilse, mahkeme, davacıya talep sonucunu açıklattırmalıdır. ( HMK m 31 Hakimin aydınlatma görevi).
*- Karşı oy gerekçesinde belirtildiği üzere; Zayıfın korunması, temel bir ilkedir ve yargılama hukukunda, özellikle iş yargılamasında önemli bir yer tutmaktadır. İşverene göre zayıf durumda bulunan işçinin iş yargılamasının temel ilkelerinden olan ucuzluk ilkesi kapsamında yargılama harç ve giderlerinden de korunması gerekir. İş hukuku yargılamasında, belirsiz alacak davası açılması, işçiye güvence sağlamaktadır. İşçi belirsiz alacak davasının getirdiği bu kanunun gerekçesinde belirtildiği gibi bu etkin hukuki korumadan faydalandırılmalıdır. Ancak ikame olunan "Belirsiz Alacak Davasının" şartlarının oluşmadığı hallerde, dava dilekçesi içeriğinden davanın "Kısmi Dava" olduğunun anlaşılması halinde, HMK m 119/2 gereğince davacıya bir haftalık kesin süre verilerek talep konusunun aydınlatılması, şartları oluşuyorsa gerektiğinde davaya kısmi dava olarak devam edilmesi gerekir.
*- Hukuki Nitelendirme konusu katılmadığımız, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun İçtihadı Birleştirme Kararında; Yüksek Mahkemenin oy çokluğu sonucu verilen kararı; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin "işçilik alacağı kalemlerinin tamamına yakınını belirsiz alacak olarak kabul etmemesine dair Yüksek Mahkemenin bu yöndeki bozmasının yerinde olmadığı," keza buna bağlı Yargıtay 9. HD sinin içtihadı birleştirme kararı konusu kararında "Davacı vekilinin talebinin açıkça belirsiz alacak davası olduğu halde mahkemece davanın kısmi dava kabul edilerek karar verilmesi doğru değildir." Şeklindeki Bozma ilamını dikkate aldığımızda, HMK m. 109’daki koşullara uyduğu takdirde, davacı işçinin işçilik alacaklarına ilişkin davasını, "Belirsiz Alacak Davası" yerine "Kısmi Dava" olarak açması uygulama açısından daha avantajlı olacaktır. Bu yolla, İşçinin işçilik alacaklarına dair hak arama hürriyetine ilişkin davada, "mahkemeye erişim hakkının" içtihat yoluyla daraltılmasına dair Yüksek Mahkeme kararındaki riskleri azaltacaktır.
KAYNAKLAR :
Kanuni Düzenlemeler - mevzuat.gov.tr
Yargıtay Kararları- yargıtay.gov.tr
Öğreti - Paragraf sonlarında atıf yapılmıştır.
Bu makale Av. Mustafa MALGIR tarafından hazırlanmıştır.


