Gayrimenkul Hukuku

Ana Sayfa/Makaleler/Gayrimenkul Hukuku
Gayrimenkul HukukuAv. Mehmet Serhat MALGIR25 Temmuz 2026

Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi — Şartları ve Uyuşmazlıklar

Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi — Şartları ve Uyuşmazlıklar

Kat karşılığı inşaat sözleşmesi, Türk hukuk uygulamasında en yaygın gayrimenkul geliştirme yöntemlerinden birini oluşturmaktadır. Bu sözleşme ile arsa sahibi, arsasının belirli paylarını müteahhide devretmeyi; müteahhit ise arsa üzerine sözleşmede kararlaştırılan niteliklerde bir bina inşa ederek arsa sahibine belirli bağımsız bölümleri teslim etmeyi taahhüt eder. Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi hükümlerine tabi olan bu sözleşme türü, aynı zamanda taşınmaz satışına ilişkin hükümleri de bünyesinde barındıran karma nitelikli bir sözleşmedir. Uygulamada "arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi" olarak da anılan bu sözleşme, hem arsa sahipleri hem de müteahhitler açısından ciddi hukuki sonuçlar doğurmakta ve pek çok uyuşmazlığa kaynaklık etmektedir.

Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin Hukuki Niteliği

Kat karşılığı inşaat sözleşmesi, Türk hukukunda kanunda düzenlenmemiş (isimsiz) bir sözleşme türüdür. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre bu sözleşme, eser sözleşmesi ve taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin unsurlarını bir arada barındıran karma nitelikli bir sözleşmedir. Müteahhidin bina inşa etme borcu, TBK m. 470 vd. hükümleri kapsamında eser sözleşmesine; arsa sahibinin arsa payını devretme borcu ise taşınmaz satışına ilişkin hükümlere tabidir.

Sözleşmenin karma niteliği, uyuşmazlık halinde hangi hükümlerin uygulanacağı konusunda önem taşır. Yargıtay, uyuşmazlığın niteliğine göre eser sözleşmesi veya satış sözleşmesi hükümlerinden hangisinin uygulanacağını belirlemektedir. Müteahhidin inşaat yapma borcuna ilişkin uyuşmazlıklarda eser sözleşmesi hükümleri, arsa payı devrine ilişkin uyuşmazlıklarda ise taşınmaz satışı hükümleri uygulanır.

Sözleşmenin tarafları arsa sahibi ve müteahhittir. Arsa sahibi gerçek veya tüzel kişi olabilir. Birden fazla arsa sahibinin bulunması halinde, tüm arsa sahiplerinin sözleşmeye taraf olması veya sözleşmeyi imzalayan arsa sahibine yetki vermiş olması gerekir. Müteahhit ise inşaat işini üstlenen gerçek veya tüzel kişidir. Uygulamada müteahhitler genellikle inşaat şirketi olarak faaliyet göstermektedir.

Resmi Şekil Şartı ve Sözleşmenin Geçerliliği

Kat karşılığı inşaat sözleşmesinin geçerli olarak kurulabilmesi için resmi şekilde düzenlenmesi zorunludur. TMK m. 706, TBK m. 237 ve Tapu Kanunu m. 26 uyarınca, taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin resmi şekilde yapılması gerekir. Kat karşılığı inşaat sözleşmesi, arsa payı devrini içerdiğinden, noter huzurunda düzenleme şeklinde yapılmalıdır.

Resmi şekle uyulmadan yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmeleri, kural olarak geçersizdir. Ancak Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, şekle aykırı olarak yapılan sözleşmenin taraflarca tamamen veya büyük ölçüde ifa edilmiş olması halinde, şekil eksikliğinin ileri sürülmesi hakkın kötüye kullanılması (TMK m. 2) teşkil edebilir. Bu durumda mahkeme, somut olayın koşullarını değerlendirerek sözleşmenin geçerliliğine hükmedebilir.

Sözleşmenin geçerlilik şartları arasında tarafların ehliyeti, iradelerinin sağlıklı olması ve sözleşme konusunun hukuka ve ahlaka aykırı olmaması da yer alır. Özellikle imar mevzuatına aykırı inşaat yapılmasını öngören sözleşme hükümleri, hukuka aykırılık nedeniyle geçersiz sayılabilir. İmar planında konut alanı olarak belirlenmiş bir arsaya sanayi tesisi yapılmasını öngören sözleşme hükmü buna örnek gösterilebilir.

Sözleşmede yer alması gereken zorunlu unsurlar şunlardır: tarafların kimlik bilgileri, arsanın tapu bilgileri, inşa edilecek binanın özellikleri (kat sayısı, bağımsız bölüm sayısı, kullanılacak malzeme standartları), arsa sahibine ve müteahhide kalacak bağımsız bölümlerin belirlenmesi, inşaatın başlama ve bitiş tarihleri ile teslim koşulları. Bu unsurlardan birinin eksik olması, sözleşmenin yorumlanmasında ve uygulanmasında ciddi sorunlara yol açabilir.

Arsa Payı Devri ve Tapu İşlemleri

Kat karşılığı inşaat sözleşmesinde arsa payı devri, sözleşmenin en kritik unsurlarından birini oluşturur. Arsa paylarının müteahhide ne zaman ve nasıl devredileceği, taraflar arasında en çok uyuşmazlık yaratan konuların başında gelmektedir. Uygulamada üç farklı devir yöntemi kullanılmaktadır.

Birinci yöntem, arsa paylarının sözleşmenin kurulmasıyla birlikte tamamının müteahhide devredilmesidir. Bu yöntem müteahhit açısından avantajlı olmakla birlikte, arsa sahibi için ciddi riskler taşır. Müteahhidin inşaatı tamamlamaması veya arsa paylarını üçüncü kişilere satması halinde, arsa sahibi mağdur olabilir. Bu nedenle bu yöntemin tercih edilmesi halinde, tapu kaydına arsa sahibi lehine ipotek veya şerh konulması önerilmektedir.

İkinci yöntem, arsa paylarının inşaatın ilerlemesine bağlı olarak kademeli şekilde devredilmesidir. Örneğin, kaba inşaatın tamamlanmasında yüzde otuz, çatı katının tamamlanmasında yüzde otuz, ince işlerin tamamlanmasında kalan yüzde kırklık payın devredilmesi gibi. Bu yöntem, tarafların menfaatlerini dengeleyen en yaygın uygulamadır.

Üçüncü yöntem ise arsa paylarının inşaatın tamamen bitirilmesi ve iskan (yapı kullanma izin belgesi) alınmasından sonra devredilmesidir. Bu yöntem arsa sahibini en çok koruyan yöntemdir. Ancak müteahhitler genellikle bu yöntemi kabul etmekte isteksiz davranmaktadır, zira inşaat süresince finansman sağlamak için arsa paylarına ihtiyaç duyarlar.

Tapu devrinin zamanında yapılmaması halinde, hak sahibi taraf TBK m. 237 ve TMK m. 716 uyarınca cebri tescil davası açabilir. Bu davada mahkeme, sözleşme koşullarının yerine getirilmiş olması şartıyla, tapu devrinin yapılmasına karar verebilir. Cebri tescil kararı, tapu müdürlüğüne bildirilir ve tescil işlemi yapılır.

Müteahhidin Borçları ve Sorumlulukları

Müteahhidin kat karşılığı inşaat sözleşmesinden doğan başlıca borcu, sözleşmede kararlaştırılan niteliklerde binayı inşa etmek ve arsa sahibine ait bağımsız bölümleri süresinde teslim etmektir. TBK m. 471 uyarınca müteahhit, eseri iş sahibinin menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. İnşaatın sözleşmeye, teknik şartnameye, imar mevzuatına ve yapı standartlarına uygun olarak gerçekleştirilmesi gerekir.

Müteahhidin malzeme seçiminde de özen yükümlülüğü bulunmaktadır. TBK m. 472 uyarınca, müteahhit malzemeyi kendisi sağlıyorsa bu malzemenin iyi cinsten olmasını sağlamakla yükümlüdür. Sözleşmede belirtilen malzeme kalitesinin altında malzeme kullanılması, müteahhidin sorumluluğunu doğurur. Yargıtay, sözleşmede belirtilen markadan farklı veya daha düşük kalitede malzeme kullanılmasını esaslı ayıp olarak değerlendirmektedir.

Müteahhidin bir diğer önemli borcu, inşaatı sözleşmede kararlaştırılan sürede tamamlamaktır. Gecikme halinde müteahhit, arsa sahibine gecikme tazminatı ödemekle yükümlüdür. Sözleşmede gecikme cezası kararlaştırılmışsa, TBK m. 179 uyarınca cezai şart hükümleri uygulanır. Gecikme cezası genellikle aylık veya günlük olarak belirlenir ve her geçen gün veya ay için belirli bir miktar ödenmesi kararlaştırılır.

Müteahhit ayrıca inşaat süresince iş güvenliği tedbirlerini almak, gerekli izin ve ruhsatları temin etmek, sigorta yaptırmak ve vergisel yükümlülüklerini yerine getirmekle de sorumludur. İş kazası meydana gelmesi halinde müteahhidin cezai ve hukuki sorumluluğu doğar. Yapı denetim mevzuatı kapsamında yapı denetim kuruluşuyla sözleşme yapılması da müteahhidin yükümlülüklerinden biridir.

Arsa Sahibinin Borçları ve Hakları

Arsa sahibinin kat karşılığı inşaat sözleşmesinden doğan temel borcu, sözleşmede kararlaştırılan arsa paylarını müteahhide devretmektir. Arsa sahibi, sözleşmede belirlenen devir takvimi uyarınca tapu devir işlemlerini zamanında gerçekleştirmekle yükümlüdür. Devrin gecikmesi halinde müteahhit, arsa sahibinden temerrüt hükümlerine göre talepte bulunabilir.

Arsa sahibinin bir diğer borcu, müteahhidin inşaat faaliyetlerini engellemekten kaçınmaktır. Arsanın inşaata elverişli şekilde müteahhide teslim edilmesi, inşaat süresince gereksiz müdahalelerden kaçınılması ve gerekli hallerde komşu arsa sahiplerinden izin alınması gibi yükümlülükler arsa sahibine aittir.

Arsa sahibinin hakları arasında en önemlisi, inşaatın sözleşmeye uygun şekilde yapılmasını denetleme hakkıdır. Arsa sahibi, inşaat süresince bizzat veya teknik danışman aracılığıyla inşaatı denetleyebilir, eksiklik ve ayıpları tespit ederek müteahhide bildirebilir. Teslim aşamasında ise bağımsız bölümlerin sözleşmeye uygun olup olmadığını kontrol etme ve ayıpları ihbar etme hakkına sahiptir.

TBK m. 474 uyarınca arsa sahibi, teslim edilen bağımsız bölümleri makul süre içinde muayene etmek ve ayıpları müteahhide bildirmekle yükümlüdür. Gizli ayıplar bakımından ise ayıbın ortaya çıktığı tarihten itibaren makul süre içinde ihbar yükümlülüğü bulunmaktadır. TBK m. 478 uyarınca, müteahhidin ağır kusurlu olması halinde ayıp ihbar süresine ilişkin sınırlamalar uygulanmaz.

Gecikme Tazminatı ve Cezai Şart

Kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde müteahhidin inşaatı süresinde tamamlamaması halinde, arsa sahibi gecikme tazminatı talep edebilir. Gecikme tazminatı, sözleşmede ayrıca bir düzenleme bulunmasa dahi TBK m. 125 uyarınca genel hükümlere göre istenebilir. Ancak uygulamada taraflar genellikle sözleşmeye gecikme cezası (cezai şart) koymaktadır.

Cezai şart, TBK m. 179-182 arasında düzenlenmiştir. Sözleşmede gecikme cezası kararlaştırılmışsa, arsa sahibi herhangi bir zarara uğradığını ispatlamak zorunda kalmaksızın kararlaştırılan ceza miktarını talep edebilir. Ancak cezai şartın fahiş (aşırı) olması halinde, TBK m. 182/son uyarınca hakim cezai şartı indirebilir. Yargıtay, cezai şartın indirilmesinde tarafların ekonomik durumu, borcun ifa edilmiş kısmı ve sözleşmenin niteliği gibi kriterleri dikkate almaktadır.

Gecikme tazminatının hesaplanmasında, arsa sahibinin gecikme nedeniyle mahrum kaldığı kira geliri esas alınmaktadır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, arsa sahibine ait bağımsız bölümlerin emsal kira bedeli bilirkişi raporu ile tespit edilir ve gecikme süresi ile çarpılarak tazminat miktarı belirlenir. Müteahhidin temerrüde düştüğü tarih, sözleşmede belirlenen teslim tarihidir.

Mücbir sebep halleri (deprem, sel, salgın hastalık, savaş gibi) gecikme tazminatı bakımından müteahhidin sorumluluğunu ortadan kaldırabilir veya azaltabilir. Ancak müteahhidin mücbir sebebi ve bunun inşaatı nasıl etkilediğini ispat etmesi gerekir. Yalnızca ekonomik kriz veya malzeme fiyatlarının artması, Yargıtay tarafından kural olarak mücbir sebep olarak kabul edilmemektedir.

Sözleşmenin Feshi ve Sonuçları

Kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi, tarafların en sık başvurduğu hukuki yollardan biridir. Fesih, sözleşmenin ileriye etkili olarak sona erdirilmesi anlamına gelir ve belirli koşulların gerçekleşmesi halinde mümkündür. Sözleşmenin feshi halinde, tarafların ifa ettikleri edimlerin iadesi ve tazminat talepleri gündeme gelir.

TBK m. 473 uyarınca, müteahhidin işe zamanında başlamaması veya sözleşmeye aykırı olarak işi geciktirmesi halinde, arsa sahibi teslim için belirlenen süreyi beklemeksizin sözleşmeyi feshedebilir. Fesih öncesinde arsa sahibinin, müteahhide makul bir ek süre vererek ifaya davet etmesi (ihtar çekmesi) gerekmektedir. Müteahhidin ek süre içinde de edimini yerine getirmemesi halinde, arsa sahibi sözleşmeyi feshedebilir.

Arsa sahibinin sözleşmeyi feshetmesi halinde, müteahhide devredilmiş olan arsa paylarının iadesi gündeme gelir. Müteahhit, kendisine devredilen arsa paylarını arsa sahibine iade etmekle yükümlüdür. Müteahhidin arsa paylarını üçüncü kişilere devretmiş olması halinde, arsa sahibi üçüncü kişilere karşı tapu iptal ve tescil davası açabilir. Ancak bu durumda TMK m. 1023 kapsamında iyiniyetli üçüncü kişinin korunması ilkesi devreye girebilir.

Fesih halinde müteahhidin tamamladığı imalatın bedeli de tartışmalı konulardan biridir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, sözleşmenin müteahhidin kusuru nedeniyle feshedilmesi halinde dahi, müteahhit sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde yaptığı imalatın bedelini talep edebilir. Bu bedel, bilirkişi raporu ile tespit edilen imalat değeri üzerinden hesaplanır. Ancak arsa sahibinin uğradığı zararlar (gecikme tazminatı, ayıplı imalatın giderilme bedeli vb.) bu bedelden mahsup edilir.

TBK m. 484 uyarınca, arsa sahibi her zaman müteahhidin zararını karşılayarak sözleşmeyi feshedebilir. Bu hak, "bedel feshi" veya "dönme" olarak adlandırılır ve arsa sahibine inşaatın herhangi bir aşamasında sözleşmeden çekilme imkanı tanır. Ancak bu durumda arsa sahibi, müteahhidin o güne kadar yaptığı işin bedelini ve beklenen karı (müspet zarar) ödemekle yükümlüdür.

Ayıplı İmalat ve Eksik İş Uyuşmazlıkları

Kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde en yaygın uyuşmazlık konularından biri, müteahhidin teslim ettiği bağımsız bölümlerde ayıp veya eksik iş bulunmasıdır. Ayıp, teslim edilen eserin sözleşmede kararlaştırılan nitelikleri taşımaması veya kullanım amacına uygun olmaması anlamına gelir. Eksik iş ise sözleşmede kararlaştırılan ancak hiç yapılmamış olan imalatlardır.

TBK m. 474 uyarınca, arsa sahibi teslim edilen bağımsız bölümleri işlerin olağan akışına göre mümkün olan en kısa sürede muayene etmek ve ayıpları müteahhide bildirmekle yükümlüdür. Açık ayıplar (gözle görülebilen ayıplar) bakımından, teslim sırasında veya makul süre içinde ihbar yapılmalıdır. Gizli ayıplar ise ortaya çıktıkları anda derhal bildirilmelidir.

Ayıp halinde arsa sahibinin seçimlik hakları TBK m. 475'te düzenlenmiştir. Buna göre arsa sahibi; ayıbın giderilmesini isteme, bedelden indirim talep etme veya eserin kabul edilmeyeceğini bildirerek sözleşmeden dönme haklarından birini kullanabilir. Ancak sözleşmeden dönme hakkı, yalnızca eserin arsa sahibi için kullanılamayacak derecede ayıplı olması halinde kullanılabilir. Yargıtay, dönme hakkının kullanılmasında orantılılık ilkesini uygulamaktadır.

Eksik işler bakımından ise zamanaşımı süresi farklılık gösterir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, eksik işler ayıp hükümlerine değil genel zamanaşımı hükümlerine tabidir. TBK m. 147 uyarınca müteahhitlerin esere ilişkin alacak hakları için beş yıllık zamanaşımı süresi uygulanır. Ayıplı imalat bakımından ise TBK m. 478 uyarınca, taşınmaz yapıları için beş yıllık zamanaşımı süresi geçerlidir. Müteahhidin ağır kusuru halinde zamanaşımı süresi yirmi yıla uzar.

Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinde İmar ve Ruhsat Sorunları

İmar mevzuatı, kat karşılığı inşaat sözleşmelerini doğrudan etkileyen en önemli düzenlemelerden biridir. İnşaat ruhsatı alınmadan yapılan inşaatlar, 3194 sayılı İmar Kanunu uyarınca kaçak yapı niteliğindedir ve yıkım kararı verilebilir. Bu nedenle sözleşmede inşaat ruhsatının kimin tarafından ve ne zaman alınacağının açıkça belirlenmesi büyük önem taşır.

İmar planı değişikliği nedeniyle sözleşmede kararlaştırılan kat sayısı veya inşaat alanının azalması halinde, sözleşmenin uyarlanması gündeme gelir. TBK m. 138 uyarınca, sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olan koşulların öngörülemeyen ve taraflara yüklenemeyen bir sebeple değişmesi halinde, taraflar sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteyebilir. İmar planı değişikliği böyle bir durum olarak değerlendirilebilir.

Yapı kullanma izin belgesi (iskan) alınması da sözleşmenin ifası açısından kritik öneme sahiptir. Müteahhidin inşaatı tamamlamasına rağmen iskan almaması halinde, bağımsız bölümlerin kat mülkiyetine geçişi mümkün olmaz. Bu durum, arsa sahibi açısından ciddi mağduriyetlere yol açabilir. Yargıtay, iskan alınmasının müteahhidin borcu olduğunu ve iskan alınmadan teslimin tam ifa sayılmayacağını kabul etmektedir.

Uyuşmazlık Çözüm Yolları ve Yetkili Mahkeme

Kat karşılığı inşaat sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklar, taraflar arasında müzakere, arabuluculuk ve dava yoluyla çözülebilir. 7036 sayılı Kanun ve sonrasındaki düzenlemeler ile ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk dava şartı olarak öngörülmüştür. Ancak kat karşılığı inşaat sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklarda, tarafların tacir olup olmamasına göre arabuluculuğun zorunlu olup olmadığı belirlenmelidir.

Kat karşılığı inşaat sözleşmesinden doğan davalarda görevli mahkeme, davanın niteliğine göre belirlenir. Taşınmazın aynına ilişkin taleplerde (tapu iptal ve tescil gibi) asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Tazminat ve alacak davalarında ise HMK hükümleri çerçevesinde görevli mahkeme tespit edilir. Sözleşmede tahkim şartı bulunması halinde, uyuşmazlık tahkim yoluyla da çözülebilir.

Yetkili mahkeme, kural olarak davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Ancak taşınmazın aynına ilişkin davalarda HMK m. 12 uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. Tazminat ve alacak davalarında ise sözleşmenin ifa yerinin (HMK m. 10) veya haksız fiilin gerçekleştiği yerin (HMK m. 16) mahkemesi de yetkili olabilir.

Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi Düzenlerken Dikkat Edilecek Hususlar

Kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlerken tarafların haklarını en iyi şekilde koruyan, açık ve anlaşılır bir metin hazırlanması büyük önem taşır. Sözleşmede belirsiz veya muğlak ifadelerin bulunması, ileride ciddi uyuşmazlıklara yol açabilir. Bu nedenle sözleşmenin mutlaka uzman bir avukat tarafından hazırlanması veya incelenmesi tavsiye edilmektedir.

Sözleşmede özellikle şu hususların ayrıntılı olarak düzenlenmesi gerekmektedir: inşa edilecek binanın mimari projesi ve teknik şartnamesi, kullanılacak malzemelerin marka ve kalite standartları, arsa payı dağılım tablosu, inşaatın başlama ve bitiş tarihleri, gecikme cezası miktarı, teslim koşulları ve kabul prosedürü, iskan alınması yükümlülüğü, sigorta yükümlülüğü ve sözleşmenin feshi koşulları.

Arsa sahibinin korunması için sözleşmeye konulabilecek güvenceler arasında; müteahhide devredilecek arsa payları üzerine arsa sahibi lehine ipotek tesis edilmesi, inşaatın belirli aşamalarında bağımsız teknik denetim yaptırılması, müteahhidin mali durumunun düzenli olarak kontrol edilmesi ve sözleşmeye teminat mektubu veya kefalet şartı konulması sayılabilir.

Sonuç olarak, kat karşılığı inşaat sözleşmesi hem arsa sahipleri hem de müteahhitler açısından büyük mali sonuçlar doğuran, karmaşık hukuki nitelikte bir sözleşmedir. Sözleşmenin hazırlanması, müzakere edilmesi, uygulanması ve uyuşmazlık halinde çözüm sürecinde uzman bir gayrimenkul avukatından hukuki destek alınması, tarafların haklarının korunması açısından büyük önem taşımaktadır.

Bu makale genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Somut uyuşmazlıklarda mutlaka uzman bir avukattan profesyonel hukuki destek alınmalıdır.

Bu makale Av. Mehmet Serhat MALGIR tarafından hazırlanmıştır.

Son Güncelleme: 25 Temmuz 2026
Bize Yazın