Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi — Geçerlilik ve Tapuya Şerh
Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi — Geçerlilik ve Tapuya Şerh
Gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi, taraflardan birinin veya her ikisinin, ileride belirli bir taşınmazın mülkiyetini karşı tarafa devretmeyi taahhüt ettiği bir ön sözleşmedir. Türk Borçlar Kanunu'nun 29. maddesinde düzenlenen ön sözleşme (pactum de contrahendo) hükümlerine dayanan bu sözleşme türü, gayrimenkul hukukunun en önemli ve en sık başvurulan enstrümanlarından birini oluşturmaktadır. Özellikle henüz kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulmamış taşınmazlar, üzerinde ipotek veya haciz bulunan taşınmazlar ile imar sürecindeki arsalar bakımından satış vaadi sözleşmesi, tarafların gelecekteki mülkiyet devrini güvence altına almalarının başlıca yoludur.
Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesinin Hukuki Niteliği
Gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi, hukuki niteliği itibarıyla bir ön sözleşmedir. TBK m. 29 uyarınca, taraflar ileride bir sözleşme yapılmasını ön sözleşme ile üstlenebilirler. Gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinde taraflar, ileride bir taşınmazın tapuda resmi satış sözleşmesi ile devredilmesi konusunda anlaşmaktadırlar. Bu sözleşme kişisel bir hak doğurur; ayni bir hak doğurmaz. Yani satış vaadi sözleşmesi, tek başına mülkiyet hakkının geçişini sağlamaz.
Sözleşme iki tarafa da borç yükleyen (synallagmatik) niteliktedir. Satış vaadinde bulunan taraf taşınmazı devretme borcu altına girerken, satın almayı vaat eden taraf ise bedeli ödeme borcu altına girer. Taraflardan yalnızca birinin vaatte bulunduğu tek taraflı satış vaadi sözleşmeleri de geçerlidir. Bu durumda yalnızca vaatte bulunan taraf borç altına girmekte, karşı taraf ise bir alım hakkı elde etmektedir.
Satış vaadi sözleşmesi ile satış sözleşmesi arasındaki en temel fark, satış vaadi sözleşmesinin mülkiyeti doğrudan geçirmemesidir. Satış sözleşmesinde tapu devri ile mülkiyet karşı tarafa geçerken, satış vaadi sözleşmesinde yalnızca ileride satış yapılacağına dair bir taahhüt verilmektedir. Bu nedenle satış vaadi sözleşmesinden doğan hak, kişisel bir alacak hakkıdır ve TMK m. 1009 uyarınca tapuya şerh verilmediği sürece üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.
Noter Düzenleme Zorunluluğu
Gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin geçerli olabilmesi için noter huzurunda düzenleme şeklinde yapılması zorunludur. TBK m. 29/2 uyarınca, ön sözleşmenin geçerliliği ileride yapılacak asıl sözleşmenin şekline bağlıdır. Taşınmaz satışı TMK m. 706 ve TBK m. 237 uyarınca resmi şekle tabi olduğundan, satış vaadi sözleşmesi de resmi şekilde yapılmalıdır. Noterlik Kanunu m. 60/3 ve m. 89 hükümleri, bu sözleşmenin noter tarafından düzenlenmesini öngörmektedir.
Düzenleme şekli ile onaylama şekli arasındaki ayrım büyük önem taşır. Düzenleme şeklinde sözleşme, bizzat noter tarafından hazırlanır ve tarafların beyanları noter tarafından kaleme alınır. Onaylama şeklinde ise taraflar sözleşmeyi kendileri hazırlar ve yalnızca imzalar noter tarafından onaylanır. Gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin geçerli olabilmesi için düzenleme şeklinde yapılması gerekir; onaylama şeklinde yapılan sözleşmeler geçersizdir.
Şekle aykırı olarak yapılan gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri kural olarak geçersizdir. Adi yazılı şekilde veya sözlü olarak yapılan satış vaadi sözleşmeleri hukuki sonuç doğurmaz. Ancak Yargıtay'ın bazı kararlarında, şekle aykırı sözleşmenin tamamen ifa edilmiş olması halinde, şekil eksikliğinin ileri sürülmesinin TMK m. 2 kapsamında hakkın kötüye kullanılması teşkil edebileceği kabul edilmiştir. Bununla birlikte bu istisna çok dar yorumlanmakta ve her somut olayda ayrıca değerlendirilmektedir.
Noter düzenleme şartının bir istisnası bulunmaktadır: 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26. maddesi uyarınca, tapu müdürlüklerinde yapılan satış vaadi sözleşmeleri de geçerlidir. Ancak uygulamada tapu müdürlüklerinde doğrudan satış vaadi sözleşmesi düzenlenmesi çok nadir görülmektedir.
Sözleşmenin Zorunlu Unsurları
Gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin geçerliliği için belirli zorunlu unsurları içermesi gerekir. Bu unsurların eksikliği, sözleşmenin geçersizliğine veya yorumlanmasında sorunlara yol açabilir. Sözleşmede bulunması gereken asgari unsurlar şunlardır: tarafların kimlik bilgileri, taşınmazın tapu bilgileri (ada, parsel, mahalle, il-ilçe), satış bedeli, ödeme koşulları ve taşınmazın devir tarihi veya devri gerektiren koşullar.
Satış bedelinin sözleşmede açıkça belirtilmesi zorunludur. Bedelin belirlenmemiş olması, sözleşmenin geçersizliğine neden olabilir. Ancak bedelin belirlenebilir olması yeterlidir; örneğin "devir tarihindeki rayiç bedel" şeklinde bir ifade geçerli kabul edilmektedir. Ödeme koşulları bakımından ise peşin ödeme, taksitli ödeme veya devir anında ödeme gibi farklı yöntemler kararlaştırılabilir.
Sözleşmede süre unsuru da büyük önem taşır. Taşınmazın ne zaman devredileceğinin belirli veya belirlenebilir olması gerekir. Süre belirlenmemişse, TBK m. 90 uyarınca alacaklı ifayı hemen isteyebilir. Ancak işin niteliği gereği belirli bir sürenin geçmesi gerekiyorsa (örneğin kat mülkiyetinin kurulması bekleniyor ise) bu süre beklenir.
Tapuya Şerh ve Şerhin Hukuki Sonuçları
Gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin tapuya şerh edilmesi, sözleşmeden doğan kişisel hakkın üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir hale gelmesini sağlar. TMK m. 1009 uyarınca, arsa payı karşılığı inşaat ve gayrimenkul satış vaadi gibi kişisel haklar, taşınmaz kaydına şerh verilebilir. Şerh, kişisel hakkı ayni hak benzeri bir etki ile güçlendirmektedir.
Tapuya şerh verilmesiyle birlikte, taşınmazın sonradan üçüncü kişilere devredilmesi halinde dahi satış vaadi alacaklısı hakkını yeni malike karşı ileri sürebilir. Başka bir ifadeyle, şerh verildikten sonra taşınmazı satın alan üçüncü kişi, satış vaadi sözleşmesinin varlığını bilmese dahi bu sözleşmeyle bağlı olur. Bu durum, şerhin en önemli hukuki sonucudur ve satış vaadi alacaklısını önemli ölçüde korur.
Tapuya şerh verilmesi için noterde düzenlenmiş satış vaadi sözleşmesinin aslı veya onaylı örneği ile birlikte tapu müdürlüğüne başvurulması gerekir. Şerh talebi, sözleşmenin her iki tarafınca veya taraflardan birince yapılabilir. Tek taraflı başvuru halinde, sözleşmede şerh verilmesine ilişkin bir hüküm bulunması veya diğer tarafın muvafakatinin alınması gerekir. Aksi halde mahkeme kararı ile şerh verilebilir.
Şerhin Süresi ve Şerhin Kaldırılması
Gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin tapuya şerh süresi, TMK m. 1009 ve Tapu Kanunu m. 26 uyarınca beş yıldır. Beş yılın dolmasıyla birlikte şerh kendiliğinden hükmünü yitirir ve tapu müdürlüğü tarafından re'sen terkin edilebilir. Bu beş yıllık süre, şerhin tapu siciline işlendiği tarihten itibaren başlar.
Beş yıllık sürenin dolmasından sonra şerhin yenilenmesi mümkündür. Taraflar, yeni bir başvuru ile şerhi yeniden tesis ettirebilirler. Ancak bu durumda şerhin yeniden işlendiği tarihten itibaren yeni bir beş yıllık süre başlar. Yenileme arasında geçen sürede taşınmaz üzerinde üçüncü kişiler tarafından hak tesis edilmiş ise, bu haklar şerhin yenilenmesinden etkilenmez.
Şerhin süresinden önce kaldırılması (terkini) da mümkündür. Sözleşmenin feshi, karşılıklı anlaşma ile sona ermesi, satış vaadinin ifa edilmesi (tapu devrinin gerçekleşmesi) veya mahkeme kararı ile şerh kaldırılabilir. Taraflardan birinin tek taraflı olarak şerhi kaldırması, diğer tarafın muvafakati veya mahkeme kararı olmadan mümkün değildir.
Uygulamada şerhin süresi konusunda sıkça yapılan bir hata, beş yıllık sürenin sözleşmenin düzenlenme tarihinden itibaren başladığının düşünülmesidir. Oysa beş yıllık süre, şerhin tapuya işlendiği tarihten itibaren işler. Sözleşme düzenlendikten bir yıl sonra tapuya şerh verilmişse, şerh beş yıl daha geçerli kalacaktır.
Cebri Tescil Davası
Satış vaadi sözleşmesinin borçlusu (satış vaadinde bulunan), sözleşmede kararlaştırılan koşullar gerçekleştiğinde tapu devrini yapmaktan kaçınırsa, alacaklı (satın almayı vaat eden) cebri tescil davası açabilir. TMK m. 716 uyarınca, bir taşınmazın mülkiyetini devretme borcu yükleyen geçerli bir sözleşme bulunan hallerde, borçlunun devir işlemini yerine getirmemesi üzerine, alacaklı hakimin kararıyla mülkiyetin kendi adına tescilini isteyebilir.
Cebri tescil davasının açılabilmesi için öncelikle geçerli bir satış vaadi sözleşmesinin bulunması gerekir. Sözleşmenin noter düzenleme şeklinde yapılmış olması şarttır. Adi yazılı şekilde yapılmış bir satış vaadi sözleşmesine dayanılarak cebri tescil davası açılamaz. Ayrıca sözleşmede kararlaştırılan ödeme koşullarının yerine getirilmiş veya yerine getirilmeye hazır olunması gerekir. Bedelin tamamı ödenmemişse, davacı kalan bedeli depo etmelidir.
Cebri tescil davasında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise HMK m. 12 uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Bu kesin yetki kuralıdır. Dava, taşınmazın tapu kaydında malik olarak görünen kişiye karşı açılır. Taşınmazın birden fazla maliki varsa, tüm maliklerin davalı olarak gösterilmesi gerekir.
Cebri tescil davasında mahkeme, sözleşmenin geçerli olduğunu, ifa koşullarının yerine getirildiğini ve davalının ifadan kaçındığını tespit ederse, taşınmazın davacı adına tesciline karar verir. Bu karar, tapu müdürlüğüne bildirilir ve tescil işlemi yapılır. Cebri tescil kararı kesinleşmeden tapu devri gerçekleşmez.
Zamanaşımı Süresi
Gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinden doğan alacak haklarında zamanaşımı süresi, TBK m. 146 uyarınca on yıldır. Bu süre, sözleşmede kararlaştırılan ifa tarihinden itibaren işlemeye başlar. İfa tarihi belirlenmemişse, sözleşmenin düzenlenme tarihinden itibaren on yıllık zamanaşımı süresi başlar.
Zamanaşımı süresinin dolması halinde, satış vaadi alacaklısı cebri tescil davası açamaz. Ancak zamanaşımı def'i, davalı tarafından ileri sürülmedikçe hakim tarafından re'sen dikkate alınmaz. Zamanaşımı, borcun sona ermesi değil, borçluya ifadan kaçınma hakkı veren bir def'idir.
Tapuya şerh verilmiş olan satış vaadi sözleşmelerinde zamanaşımı konusu tartışmalıdır. Yargıtay'ın bir kısım kararlarına göre, tapuya şerh verilmesiyle zamanaşımı kesilir ve şerh süresince zamanaşımı işlemez. Diğer bir görüşe göre ise tapuya şerh verilmesi, zamanaşımını etkilemez ve on yıllık süre sözleşmenin ifa tarihinden itibaren işler. Bu konudaki içtihat birliği henüz tam olarak sağlanamamıştır.
Satış Vaadi Sözleşmesinin Sona Ermesi
Gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi çeşitli nedenlerle sona erebilir. İfa, ikale (karşılıklı anlaşma ile sona erme), fesih, zamanaşımı ve taşınmazın kamulaştırılması başlıca sona erme nedenleridir. Sözleşmenin sona ermesi, tarafların hak ve borçlarının ortadan kalkması anlamına gelir.
İfa ile sona erme, sözleşmenin en doğal sona erme şeklidir. Taşınmazın tapuda satış sözleşmesi ile devredilmesi halinde, satış vaadi sözleşmesi amacına ulaşmış olur ve kendiliğinden sona erer. Bu durumda tapuya konulmuş olan şerhin de kaldırılması gerekir.
Fesih halinde, taraflardan birinin sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle sözleşme sona erdirilir. TBK m. 123-126 hükümleri uyarınca, borçlunun temerrüde düşmesi halinde alacaklı ek süre vererek ifaya davet edebilir; ek süre içinde ifa gerçekleşmezse sözleşmeden dönebilir. Sözleşmeden dönme halinde, tarafların aldıkları edimleri iade borçları doğar.
Taşınmazın kamulaştırılması halinde, satış vaadi sözleşmesinin akıbeti de önem taşır. Kamulaştırma kararı ile taşınmazın mülkiyeti kamulaştırmayı yapan idareye geçeceğinden, satış vaadi sözleşmesinin ifası imkansız hale gelir. Bu durumda TBK m. 136 uyarınca borç sona erer ve taraflar aldıkları edimleri iade ederler. Satış vaadi alacaklısının uğradığı zararlar, genel hükümlere göre tazmin edilebilir.
Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Yolları
Gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin uygulanmasında pek çok sorunla karşılaşılmaktadır. Bunların başında taşınmazın birden fazla kişiye satış vaadinde bulunulması gelmektedir. Aynı taşınmaz için birden fazla satış vaadi sözleşmesi düzenlenmesi halinde, tapuya şerh verilen sözleşme diğerlerine göre öncelik kazanır. Hiçbir sözleşme tapuya şerh edilmemişse, daha eski tarihli sözleşme öncelik taşır.
Bir diğer yaygın sorun, satış vaadinin konusunu oluşturan taşınmaz üzerinde sonradan ipotek, haciz veya üçüncü kişi lehine sınırlı ayni hak tesis edilmesidir. Tapuya şerh verilmemiş satış vaadi sözleşmelerinde, sonradan tesis edilen ipotek veya haciz alacaklıları, satış vaadi alacaklısına göre öncelik kazanır. Tapuya şerh verilen sözleşmelerde ise şerhten sonra tesis edilen haklar, satış vaadi alacaklısını etkilemez.
Satış vaadi konusu taşınmazın imar durumunun değişmesi de sıkça karşılaşılan sorunlardan biridir. Taşınmazın imar planında farklı bir amaca tahsis edilmesi, inşaat yapılamaması veya parselin küçülmesi gibi durumlar, sözleşmenin uyarlanması veya feshi sonucunu doğurabilir. TBK m. 138 uyarınca aşırı ifa güçlüğü halinde, taraflar sözleşmenin değişen koşullara uyarlanmasını mahkemeden talep edebilirler.
Miras hukuku kapsamında, satış vaadinde bulunan kişinin ölümü halinde sözleşmeden doğan borçlar mirasçılara intikal eder. Mirasçılar, miras bırakanın satış vaadi sözleşmesinden doğan devir borcunu yerine getirmekle yükümlüdürler. Mirasçıların devir işleminden kaçınması halinde, satış vaadi alacaklısı mirasçılara karşı cebri tescil davası açabilir.
Satış Vaadi Sözleşmesinin Avantajları ve Riskleri
Gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi, hem satıcı hem de alıcı açısından çeşitli avantajlar sağlamaktadır. Alıcı açısından en büyük avantaj, henüz tapuda devri gerçekleştirilemeyen taşınmazlar üzerinde hak güvencesi elde etmektir. Özellikpe kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulmamış projelerde, alıcının hakkını güvence altına almanın en etkili yolu satış vaadi sözleşmesidir. Tapuya şerh verilmesiyle birlikte bu güvence daha da güçlenmektedir.
Satıcı açısından ise satış vaadi sözleşmesi, taşınmazın satışını garanti altına almak ve peşinat veya taksitli ödeme almak için kullanılmaktadır. Satıcı, satış vaadi sözleşmesi ile belirli bir bedel üzerinden satışı garanti altına alırken, alıcıdan ödemeleri tahsil edebilmektedir.
Riskleri açısından ise tapuya şerh verilmemiş satış vaadi sözleşmelerinde alıcının korunmasının yetersiz kalması en büyük tehlikedir. Satıcının taşınmazı üçüncü bir kişiye devretmesi, taşınmaz üzerine ipotek veya haciz konulması hallerde, şerh verilmemiş satış vaadi alacaklısı bu kişilere karşı hakkını ileri süremez. Bu nedenle satış vaadi sözleşmesinin derhal tapuya şerh ettirilmesi büyük önem taşımaktadır.
Sonuç olarak, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi, taşınmaz ticaretinde önemli bir hukuki araç olup, doğru şekilde düzenlenmesi ve tapuya şerh verilmesi halinde tarafların haklarını etkin biçimde korumaktadır. Sözleşmenin noter düzenleme şeklinde yapılması, zorunlu unsurların eksiksiz olarak belirtilmesi ve tapuya şerh verilmesi hususlarında dikkatli olunması, ileride doğabilecek uyuşmazlıkların önlenmesi açısından kritik öneme sahiptir.
Bu makale genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Somut uyuşmazlıklarda mutlaka uzman bir avukattan profesyonel hukuki destek alınmalıdır.
Bu makale Av. Mehmet Serhat MALGIR tarafından hazırlanmıştır.