Gayrimenkul Hukuku

Ana Sayfa/Makaleler/Gayrimenkul Hukuku
Gayrimenkul HukukuAv. Mehmet Serhat MALGIR4 Ağustos 2026

Ecrimisil (Haksız İşgal) Davası — Şartları ve Hesaplaması

Ecrimisil (Haksız İşgal) Davası — Şartları ve Hesaplaması

Ecrimisil, bir taşınmazı haklı bir nedene dayanmaksızın kullanan veya işgal eden kişinin, taşınmaz malikine ödemekle yükümlü olduğu haksız işgal tazminatıdır. Türk Medeni Kanunu'nun 995. maddesinde düzenlenen ecrimisil, mülkiyet hakkının korunması bakımından büyük önem taşıyan bir hukuki kurumdur. Taşınmaz malikinin, mülkünü haksız olarak kullanan kişiye karşı başvurabileceği en etkili hukuki araçlardan biri olan ecrimisil davası, uygulamada son derece sık karşılaşılan bir dava türüdür. Miras ortaklığında paydaşlar arasında, komşular arasında, kiracı-mal sahibi ilişkilerinde ve Hazine taşınmazlarının işgalinde ecrimisil talepleri gündeme gelmektedir.

Ecrimisil Kavramı ve Hukuki Dayanağı

Ecrimisil, diğer bir ifadeyle haksız işgal tazminatı, bir taşınmazın sahibinin rızası olmaksızın ve herhangi bir hukuki sebebe dayanmaksızın kullanılması karşılığında ödenmesi gereken tazminattır. Bu kavram, kanunda açıkça "ecrimisil" olarak tanımlanmamış olmakla birlikte, TMK m. 995 hükmünden türetilmiş yargısal bir kavramdır. TMK m. 995 uyarınca, iyiniyetli olmayan zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız olarak alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal ettiği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorundadır.

Ecrimisilin hukuki niteliği konusunda doktrinde farklı görüşler bulunmakla birlikte, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre ecrimisil, haksız fiil tazminatından farklı olarak en azından kötüniyetli zilyedin ödemesi gereken asgari bir kullanım bedelidir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, ecrimisili "kötüniyetli zilyedin ödemesi gereken en az kira geliri karşılığı bir tazminat" olarak tanımlamaktadır. Bu tanım, ecrimisilin hesaplanmasında kira bedelinin esas alınmasının temelini oluşturmaktadır.

Ecrimisilin talep edilebilmesi için üç temel koşulun bir arada bulunması gerekir: birincisi, davacının taşınmazın maliki veya ayni hak sahibi olması; ikincisi, davalının taşınmazı haklı bir nedene dayanmaksızın kullanması veya işgal etmesi; üçüncüsü ise davalının kötüniyetli zilyet olmasıdır. Bu koşulların tamamının gerçekleşmesi halinde, taşınmaz maliki ecrimisil davası açabilir.

Ecrimisil Davasının Şartları

Ecrimisil davasının açılabilmesi için belirli şartların yerine gelmesi gerekmektedir. Bu şartlar, davanın kabul edilmesi için mahkeme tarafından aranacak olan hukuki koşullardır. Şartların eksik olması, davanın reddine neden olabilir.

İlk şart, davacının taşınmaz üzerinde mülkiyet hakkına veya sınırlı ayni hakka sahip olmasıdır. Tapu kaydında malik olarak görünen kişi, ecrimisil davası açma hakkına sahiptir. Paylı mülkiyette her paydaş, kendi payı oranında ecrimisil talep edebilir. Elbirliği mülkiyetinde (miras ortaklığında) ise ecrimisil davasının tüm mirasçılar tarafından birlikte açılması gerekir; ancak Yargıtay, mirasçılardan birinin diğer mirasçıları da davaya dahil etmesi halinde davanın görülebileceğini kabul etmektedir.

İkinci şart, davalının taşınmazı haklı bir nedene (sözleşme, kanun veya mahkeme kararı gibi) dayanmaksızın kullanmasıdır. Kiracı, intifa hakkı sahibi, oturma hakkı sahibi gibi hukuki bir hakka dayanarak taşınmazı kullanan kişilere karşı ecrimisil davası açılamaz. Ancak kira sözleşmesi sona ermiş olmasına rağmen taşınmazı tahliye etmeyen kiracıya karşı, kira sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren ecrimisil talep edilebilir.

Üçüncü şart, davalının kötüniyetli zilyet olmasıdır. TMK m. 995 hükmü, yalnızca kötüniyetli zilyetler hakkında uygulanır. İyiniyetli zilyet, yani taşınmazı kullanmaya hakkı olduğunu düşünen ve bu düşüncesinde haklı olan kişi, ecrimisil ödemekle yükümlü değildir. Kötüniyet, zilyedin taşınmaz üzerinde hakkı olmadığını bilmesi veya bilmesi gerekmesi anlamına gelir. Yargıtay uygulamasında, taşınmazın tapu kaydının mevcut olması halinde, kaydı incelemeden taşınmazı kullanan kişinin kötüniyetli sayılacağı kabul edilmektedir.

Ecrimisil Hesaplama Yöntemleri

Ecrimisil miktarının hesaplanması, davanın en teknik ve en çok tartışılan yönlerinden biridir. Yargıtay, ecrimisilin hesaplanmasında birden fazla yöntemin kullanılabileceğini kabul etmekle birlikte, emsal kira bedeli yöntemini ön plana çıkarmaktadır. Hesaplama, bilirkişi incelemesi ile yapılmakta ve mahkeme bilirkişi raporunu esas alarak ecrimisil miktarını belirlemektedir.

Emsal kira bedeli yöntemi, ecrimisil hesaplamasında en yaygın kullanılan yöntemdir. Bu yöntemde, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgedeki benzer nitelikteki taşınmazların kira bedelleri araştırılır ve bu bedeller esas alınarak ecrimisil miktarı tespit edilir. Bilirkişi, taşınmazın konumu, büyüklüğü, niteliği, kullanım amacı ve bölgenin kira piyasası gibi faktörleri değerlendirerek emsal kira bedelini belirler.

Gelir yöntemi ise özellikle tarım arazileri ve ticari taşınmazlar için kullanılan bir hesaplama yöntemidir. Tarım arazilerinde, arazinin işlenmesi sonucu elde edilebilecek ürün geliri esas alınır. Ticari taşınmazlarda ise taşınmazın ticari faaliyette kullanılması sonucu elde edilebilecek gelir dikkate alınır. Bu yöntemde, net gelirden masraflar düşülerek safi gelir hesaplanır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarına göre, ecrimisil hesaplamasında taşınmazın niteliğine uygun yöntemin seçilmesi gerekir. Konut ve işyeri niteliğindeki taşınmazlarda emsal kira bedeli yöntemi, tarım arazilerinde gelir yöntemi, arsalarda ise hem emsal kira hem de gelir yöntemi birlikte değerlendirilmelidir. Bilirkişi raporunun yetersiz veya çelişkili bulunması halinde mahkeme, ek rapor veya yeni bilirkişi raporu almalıdır.

Ecrimisil miktarı, her yıl için ayrı ayrı hesaplanır. İşgalin devam ettiği her yıl için o yılın rayiç kira bedeli veya gelir değeri esas alınır. Bu nedenle ecrimisil, sabit bir miktar değildir ve yıldan yıla değişiklik gösterebilir. Dava tarihine kadar işlemiş ecrimisil ile dava tarihinden sonra işleyecek ecrimisil ayrı ayrı hesaplanır.

Zamanaşımı Süresi

Ecrimisil davasında zamanaşımı süresi, TBK m. 72 ve m. 146 hükümleri çerçevesinde değerlendirilmektedir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, ecrimisil alacağı beş yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre, dava tarihinden geriye doğru beş yıl olarak hesaplanır. Dolayısıyla davacı, dava tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık ecrimisil talep edebilir.

Beş yıllık zamanaşımı süresinin uygulanmasında önemli bir ayrım yapılmalıdır. Ecrimisilin haksız fiil hükümlerine mi yoksa sebepsiz zenginleşme hükümlerine mi dayandığı konusu, zamanaşımı süresini doğrudan etkilemektedir. Yargıtay, ecrimisili haksız fiil kapsamında değerlendirmekte ve TBK m. 72 uyarınca iki ve on yıllık zamanaşımı sürelerini uygulamaktadır. Ancak uygulamada geriye dönük beş yıllık süre, genel kabul görmüş bir ilke olarak yerleşmiştir.

Zamanaşımı süresinin başlangıcı, haksız işgalin başladığı tarih değil, ecrimisil alacağının muaccel olduğu tarihtir. Her gün için ayrı ayrı ecrimisil alacağı doğduğundan, zamanaşımı da her gün için ayrı ayrı işler. Dava açıldığı tarihte beş yıldan daha eski olan ecrimisil alacakları, davalının zamanaşımı def'inde bulunması halinde reddedilir.

Zamanaşımı süresinin kesilmesi de mümkündür. Dava açılması, icra takibi başlatılması, davalının borcu ikrar etmesi veya alacaklının dava açacağını bildirmesi gibi hallerde zamanaşımı kesilir. Zamanaşımının kesilmesi halinde, yeni bir zamanaşımı süresi işlemeye başlar.

Ecrimisil Davasında İspat Yükü

Ecrimisil davasında ispat yükü, kural olarak davacıya aittir. Davacı, taşınmazın maliki olduğunu, davalının taşınmazı haksız olarak kullandığını ve davalının kötüniyetli zilyet olduğunu ispatlamalıdır. HMK m. 190 uyarınca, iddia eden taraf iddiasını ispatla yükümlüdür.

Mülkiyet hakkının ispatında tapu kaydı en güçlü delildir. Tapu kaydında malik olarak görünen kişi, aksini ispat yükü davalıya ait olmak üzere, mülkiyet hakkını ispatlamış sayılır. Tapusuz taşınmazlarda ise zilyetlik ve kullanım durumunun diğer delillerle ispatlanması gerekir.

Haksız işgalin ispatında ise tanık beyanları, keşif, fotoğraf, video kaydı, bilirkişi raporu, ihtar ve noter tespiti gibi deliller kullanılabilir. Davalının taşınmazı hangi tarihten itibaren kullandığının tespiti, ecrimisil süresinin belirlenmesi açısından büyük önem taşır. Bu nedenle dava öncesinde noter aracılığıyla tespit yaptırılması, delil güvenliği açısından tavsiye edilmektedir.

Kötüniyetin ispatı konusunda ise Yargıtay, tapulu taşınmazlarda karineden yararlanmaktadır. Tapu sicili alenidir ve herkesin tapu kaydını inceleme yükümlülüğü bulunmaktadır (TMK m. 1020). Bu nedenle, tapu kaydını incelemeden başkasının taşınmazını kullanan kişi, kötüniyetli kabul edilmektedir. Tapusuz taşınmazlarda ise kötüniyetin ayrıca ispatlanması gerekir.

Paydaşlar Arası Ecrimisil

Paylı mülkiyette veya elbirliği mülkiyetinde paydaşlardan birinin, diğer paydaşların paylarını da kapsayacak şekilde taşınmazı tek başına kullanması halinde, kullanılamayan paydaşlar ecrimisil talep edebilir. Ancak paydaşlar arası ecrimisil talep edilebilmesi için, kullanamayan paydaşın intifadan men edilmiş olması şarttır.

İntifadan men koşulu, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, paydaşlar arası ecrimisil davalarının olmazsa olmaz şartıdır. İntifadan men, diğer paydaşa gönderilen ihtarname, dava açılması veya sözlü bildirim ile gerçekleştirilebilir. Ancak noter aracılığıyla ihtarname gönderilmesi, ispat kolaylığı açısından tercih edilmelidir. İntifadan men tarihinden itibaren ecrimisil talep edilebilir.

İntifadan men koşulunun istisnaları da bulunmaktadır. Yargıtay'a göre, paydaşlar arasında doğal ürün veya gelir getiren taşınmazlarda (kiralanan taşınmaz, tarım arazisi gibi) intifadan men koşulu aranmaz. Ayrıca davaya konu taşınmazın kamu malı niteliğinde olması, ecrimisil isteyen paydaşın taşınmaza fiilen el atılması gibi hallerde de intifadan men koşulu aranmamaktadır. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, taşınmazın tamamen davalı paydaş tarafından kiraya verilmesi halinde de intifadan men koşulunu aramamaktadır.

Paydaşlar arası ecrimisilde hesaplama, kullanamayan paydaşın payı oranında yapılır. Örneğin, dört eşit paydaştan biri taşınmazın tamamını kullanıyorsa, diğer üç paydaş kendi paylarına düşen ecrimisili talep edebilir. Ecrimisil, taşınmazın tamamının kira bedelinin dörtte üçü üzerinden hesaplanır.

Hazine Taşınmazlarında Ecrimisil

Devlete (Hazineye) ait taşınmazların haksız olarak işgal edilmesi halinde, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 75. maddesi uyarınca ecrimisil tahsil edilir. Hazine taşınmazlarında ecrimisil, özel hukuk kişileri arasındaki ecrimisil davasından farklı olarak, idari yoldan tahsil edilmektedir. Milli Emlak Müdürlüğü, haksız işgali tespit ederek ecrimisil ihbarnamesi düzenler ve işgalciye tebliğ eder.

Hazine ecrimislinde, işgalci ecrimisil ihbarnamesine karşı tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde düzeltme talebinde bulunabilir. Düzeltme talebinin reddi halinde ise altmış gün içinde idare mahkemesinde dava açılabilir. Bu davalarda idari yargı yetkili olup, adli yargıda dava açılması halinde görevsizlik kararı verilir.

Hazine ecrimisli hesaplamasında, taşınmazın bulunduğu bölgedeki emsal kira bedelleri ve taşınmazın rayiç değeri esas alınır. Ecrimisil bedeli, komisyon tarafından belirlenir ve her yıl yeniden değerleme oranında güncellenir. İşgalcinin ecrimisili ödememesi halinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun uyarınca cebri icra yoluyla tahsil yapılır.

Ecrimisil Davasında Faiz

Ecrimisil alacağına faiz işletilmesi, davanın önemli unsurlarından biridir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, ecrimisil alacağına dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilir. Dava tarihinden önceki dönem için faiz talep edilebilmesi, temerrüt ihtarnamesinin gönderilmiş olmasına bağlıdır. İhtarname ile temerrüde düşürülen borçluya, ihtarname tarihinden itibaren faiz yürütülür.

Faiz oranı bakımından, ecrimisil alacağına yasal faiz uygulanır. 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca yasal faiz oranı yılık yüzde dokuz olarak belirlenmiştir. Ancak alacağın ticari nitelikte olması halinde, ticari temerrüt faizi uygulanabilir. Faiz, brüt ecrimisil miktarı üzerinden hesaplanır.

Ecrimisil ve Kira İlişkisi

Ecrimisil ile kira kavramları birbirinden farklıdır, ancak uygulamada sıklıkla karıştırılmaktadır. Kira, taraflar arasındaki sözleşmeden doğan bir borç ilişkisiyken; ecrimisil, herhangi bir sözleşme ilişkisi olmaksızın haksız işgal nedeniyle ödenmesi gereken tazminattır. Kira ilişkisinin sona ermesinden sonra taşınmazı tahliye etmeyen kiracıya karşı, kira sözleşmesinin bittiği tarihten itibaren ecrimisil talep edilebilir.

Fuzuli işgal kavramı, ecrimisil ile doğrudan bağlantılıdır. 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu m. 75'te tanımlanan fuzuli işgal, bir taşınmazı haklı bir sebebe dayanmadan işgal etmek anlamına gelir. Fuzuli şagil (haksız işgalci), taşınmazı terk etmek ve ecrimisil ödemekle yükümlüdür.

Ecrimisil miktarı ile kira bedeli arasında doğrudan bir ilişki bulunmakla birlikte, ecrimisil her zaman kira bedelinden düşük olmak zorunda değildir. Yargıtay, ecrimisilin "en az kira bedeli" olarak hesaplanması gerektiğini belirtmektedir. Bu ifade, ecrimisilin kira bedelinden daha yüksek de olabileceği anlamına gelir. Haksız işgalcinin taşınmazı kullanmak suretiyle elde ettiği gelir, kira bedelinden yüksekse, ecrimisil bu gelir esas alınarak belirlenebilir.

Ecrimisil Davasında Yetkili ve Görevli Mahkeme

Özel hukuk kişileri arasındaki ecrimisil davalarında görevli mahkeme, asliye hukuk mahkemesidir. Dava değerine bakılmaksızın, ecrimisil davaları asliye hukuk mahkemesinde görülür. Taşınmazın değerine göre sulh hukuk mahkemesinin görevli olacağı düşünülmemelidir; ecrimisil davası taşınmazın aynına ilişkin bir dava olmayıp, kişisel hakka dayanan bir tazminat davasıdır.

Yetkili mahkeme ise HMK hükümleri çerçevesinde belirlenir. Ecrimisil davası taşınmazın aynına ilişkin bir dava olmadığından, HMK m. 12'deki kesin yetki kuralı uygulanmaz. Genel yetki kuralı uyarınca davalının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir (HMK m. 6). Ancak haksız fiilin gerçekleştiği yer mahkemesi de yetkili olabilir (HMK m. 16). Uygulamada genellikle taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde dava açılmaktadır.

Hazine taşınmazlarına ilişkin ecrimisil uyuşmazlıklarında ise idare mahkemeleri görevlidir. İdari yoldan tahakkuk ettirilen ecrimisil ihbarnamesine karşı açılacak iptal davası, taşınmazın bulunduğu yer idare mahkemesinde görülür.

Ecrimisil Davası Açılırken Dikkat Edilecek Hususlar

Ecrimisil davası açılırken, davanın başarılı sonuçlanması için belirli hususlara dikkat edilmesi gerekmektedir. Öncelikle, haksız işgalin başlangıç tarihinin doğru tespit edilmesi ve belgelenmesi büyük önem taşır. Dava öncesinde noter aracılığıyla tespit yaptırılması, delil güvenliği açısından güçlü bir koruma sağlar.

Paydaşlar arası ecrimisil davalarında intifadan men koşulunun yerine getirilmiş olması kontrol edilmelidir. İhtarname gönderilmeden açılan paydaşlar arası ecrimisil davaları, intifadan men koşulunun gerçekleşmediği gerekçesiyle reddedilebilir. Bu nedenle dava açılmadan önce karşı tarafa noter aracılığıyla ihtarname çekilmelidir.

Dava dilekçesinde talep edilen ecrimisil dönemi açıkça belirtilmelidir. Zamanaşımı gözetilerek, dava tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık dönem için talepte bulunulmalıdır. Beş yıldan daha eski dönemler için talep edilmesi halinde, davalının zamanaşımı def'inde bulunması üzerine bu döneme ilişkin talep reddedilecektir.

Ecrimisil miktarının belirlenmesinde bilirkişi incelemesi yapılacağından, davacının keşif ve bilirkişi masraflarını yatırmaya hazır olması gerekmektedir. Ayrıca dava dilekçesinde talep edilen ecrimisil miktarı, bilirkişi raporu sonucuna göre ıslah edilebilir. Bu nedenle başlangıçta düşük bir miktar talep edilip, bilirkişi raporu doğrultusunda ıslah yoluna gidilmesi uygulamada tercih edilen bir yöntemdir.

Sonuç olarak, ecrimisil davası mülkiyet hakkının korunmasında önemli bir hukuki araçtır. Haksız işgale maruz kalan taşınmaz malikleri, beş yıllık zamanaşımı süresi içinde dava açarak haksız işgal tazminatı talep edebilirler. Davanın başarılı sonuçlanması için doğru delillerin toplanması, zamanaşımı sürelerine dikkat edilmesi ve uzman bir avukattan hukuki destek alınması büyük önem taşımaktadır.

Bu makale genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Somut uyuşmazlıklarda mutlaka uzman bir avukattan profesyonel hukuki destek alınmalıdır.

Bu makale Av. Mehmet Serhat MALGIR tarafından hazırlanmıştır.

Son Güncelleme: 4 Ağustos 2026
Bize Yazın