İcra-İflas Hukuku

Ana Sayfa/Makaleler/İcra-İflas Hukuku
İcra-İflas HukukuAv. Mehmet Serhat MALGIR25 Temmuz 2026

İlamlı İcra Takibi — Mahkeme Kararının İcrası ve Süreci

İlamlı İcra Takibi — Mahkeme Kararının İcrası ve Süreci

Mahkeme kararlarının (ilamların) zorla yerine getirilmesi, hukuk devleti ilkesinin temel gerekliliklerinden biridir. Alacaklının lehine verilmiş bir mahkeme kararı olmasına rağmen borçlunun bu karara rağmen edimini yerine getirmemesi halinde, alacaklı ilamlı icra takibi yoluna başvurarak kararın devlet gücü ile icrasını sağlayabilir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK), ilamlı icra takibini m. 24-41 arasında düzenlemiştir. Bu makalede ilamlı icra takibinin tanımı, ilam ve ilam niteliğinde belgeler, icra emri, itiraz yolları, para alacağının icrası, taşınır ve taşınmaz teslimi ile çocuk teslimi konuları kapsamlı olarak incelenmektedir.

İlamlı İcra Takibi Nedir ve İlamsız İcra Takibinden Farkı Nedir?

İlamlı icra takibi, alacaklının elinde mahkeme kararı (ilam) veya ilam niteliğinde bir belge bulunması halinde başvurduğu icra takip yoludur. İlamsız icra takibinden temel farkı, alacağın bir yargısal karar veya kanun tarafından ilam niteliği verilen bir belge ile belgelenmiş olmasıdır. Bu nedenle ilamlı icra takibinde borçlunun itiraz imkânı oldukça sınırlıdır.

İlamlı icra takibinin ilamsız icra takibine göre başlıca avantajları şunlardır: Birincisi, borçlunun borca itiraz etmesi halinde bile takip kendiliğinden durmaz; borçlunun takibin durdurulması için icra mahkemesine başvurması gerekir. İkincisi, ilamlı icra takibi Türkiye'nin herhangi bir yerindeki icra dairesinde başlatılabilir; yetki itirazı söz konusu değildir (İİK m. 34). Üçüncüsü, alacağın varlığı ve miktarı mahkeme kararı ile kesinleşmiş olduğundan ispat sorunu bulunmaz.

İlamlı icra takibinin konusu yalnızca para alacağı ile sınırlı değildir. Para alacağının yanı sıra taşınır teslimi, taşınmaz tahliyesi ve teslimi, bir işin yapılması veya yapılmaması, irtifak hakkının kurulması, çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulması gibi konular da ilamlı icra takibine konu olabilir.

İlam Nedir ve İlam Niteliğinde Belgeler Nelerdir?

İlam, mahkemenin yargılama sonucunda verdiği ve taraflar arasındaki uyuşmazlığı karara bağlayan hükümdür. İlamın icraya konulabilmesi için kural olarak kesinleşmiş olması gerekmez; kesinleşmemiş ilamlar da icraya konulabilir (İİK m. 36). Ancak bazı ilam türlerinin icraya konulabilmesi için kesinleşmesi zorunludur: aile hukukuna ilişkin ilamlar (boşanma, velayet, nafaka hariç), taşınmaz mülkiyetine ilişkin ilamlar, menfi tespit ilamları ve yargılamanın iadesi kararları bunların başlıcalarıdır.

İlam niteliğinde belgeler ise kanun tarafından ilam gibi icraya konulabilecekleri kabul edilen belgelerdir. İİK m. 38'de ilam niteliğinde belgeler sayılmıştır: mahkeme huzurunda yapılan sulhler, mahkeme huzurunda yapılan kabuller, kayıtsız şartsız para borcu ikrarını içeren düzenleme biçimindeki noter senetleri, istinaf ve temyiz kefaletnameleri ve icra kefaletnameleri. Ayrıca özel kanunlarda ilam niteliğinde olduğu belirtilen belgeler de bu kapsamdadır; örneğin, tahkim kararları (HMK m. 439) ve arabuluculuk anlaşma belgeleri (HUAK m. 18) ilam niteliğindedir.

Düzenleme biçimindeki noter senetlerinin ilam niteliğinde olabilmesi için kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarı içermesi zorunludur. "Kayıtsız şartsız" ifadesi, borcun herhangi bir koşula bağlı olmaması anlamına gelir. Koşula bağlı borç ikrarı içeren noter senetleri, ilam niteliğinde sayılmaz ve ilamlı icra takibine konu edilemez.

İcra Emri Nedir ve İçeriği Nasıldır?

İcra emri, ilamlı icra takibinde borçluya gönderilen bildirimdir ve İİK m. 32'de düzenlenmiştir. İcra emri, ilamsız icra takibindeki ödeme emrinden farklı bir nitelik taşır. İcra emrinde borçluya, ilamda belirtilen edimi 7 gün içinde yerine getirmesi ihtar edilir; aksi halde ilamın zorla icra edileceği bildirilir.

İcra emrinin içeriğinde şu hususlar yer alır: alacaklı ve borçlunun kimlik bilgileri, takip dayanağı ilamın mahkemesi, tarih ve numarası, hükmedilen alacağın miktarı (ana para, faiz, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti), borcun 7 gün içinde ödenmesi ihtarı, ödenmemesi halinde cebri icraya devam edileceği bildirimi.

İcra emrinin tebliği, ilamsız takipteki ödeme emrinin tebliği gibi Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılır. Ancak ilamlı icra takibinde borçluya icra emri tebliğ edilmeden hiçbir icra işlemi yapılamaz. İcra emrinin usulüne uygun tebliğ edilmemesi, takibin iptal sebebidir.

İlamlı İcra Takibinde Borçlunun İtiraz Yolları Nelerdir?

İlamlı icra takibinde borçlunun itiraz imkânı, ilamsız icra takibine göre oldukça sınırlıdır. Borçlu, icra emrine karşı icra dairesine itiraz edemez; bunun yerine icra mahkemesine başvurarak takibin iptali veya ertelenmesini talep edebilir (İİK m. 33).

Borçlunun ilamlı icra takibine karşı ileri sürebileceği itiraz sebepleri İİK m. 33'te sınırlı olarak sayılmıştır. Bu sebepler şunlardır: borcun ödendiği (itfa), borcun ertelendiği (imhal) ve borcun zamanaşımına uğradığı. Bu itirazların ileri sürülebilmesi için belirli ispat koşulları aranır.

İtfa (Ödeme) İddiası: Borçlu, ilamda hükmedilen borcun tamamen veya kısmen ödendiğini ileri sürebilir. İtfa iddiasının ispatı için borçlunun yazılı belge (makbuz, banka dekontu, havale belgesi vb.) sunması gerekir (İİK m. 33/1). Tanık delili ile itfa iddiası ispat edilemez.

İmhal (Erteleme) İddiası: Borçlu, alacaklının kendisine borcun ödenmesi için ek süre verdiğini ileri sürebilir. İmhal iddiasının ispatı için de yazılı belge aranır. Sözlü olarak verilen ek süre, icra mahkemesinde ileri sürülemez.

Zamanaşımı İddiası: İlamların icraya konulabilmesi için belirli bir zamanaşımı süresi içinde takibe başlanması gerekir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 156/2 uyarınca, mahkeme kararı ile kesinleşen alacaklarda zamanaşımı süresi, kararın kesinleşmesinden itibaren 10 yıldır. Borçlu, 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu ileri sürerek takibin iptalini talep edebilir.

Borçlunun ilamlı icra takibine itirazı, takibi kendiliğinden durdurmaz. Borçlunun takibin durdurulmasını sağlayabilmesi için icra mahkemesinden icranın geri bırakılması kararı alması gerekir (İİK m. 33/2). İcra mahkemesi, borçlunun gösterdiği delilleri değerlendirerek icranın geri bırakılmasına karar verebilir; ancak bunun için borçlunun teminat göstermesi gerekebilir.

Para Alacağının İlamlı İcrası Nasıl Yapılır?

Para alacağına ilişkin ilamların icrası, ilamlı icra takibinin en yaygın uygulama alanıdır. Alacaklı, mahkeme kararında hükmedilen ana para, faiz, yargılama giderleri ve vekâlet ücretini icra dairesi aracılığıyla tahsil edebilir.

İcra emrinin borçluya tebliğinden itibaren 7 günlük süre içinde borç ödenmezse alacaklı, haciz talebinde bulunabilir. Haciz talebi, icra emrinin tebliğinden itibaren 1 yıl içinde yapılmalıdır; aksi halde dosya işlemden kaldırılır (İİK m. 78). Haciz, borçlunun taşınır ve taşınmaz mallarına, banka hesaplarına, maaşına ve üçüncü kişilerdeki alacaklarına uygulanabilir.

Haczedilen malların satışı, taşınır mallarda hacizden itibaren 6 ay içinde, taşınmaz mallarda ise 1 yıl içinde talep edilmelidir (İİK m. 106). Satış, kural olarak açık artırma (ihale) yoluyla yapılır. Satış bedeli, alacaklının alacağına, icra masraflarına ve varsa diğer alacaklıların alacaklarına mahsup edilir.

İlamlı icra takibinde faiz hesaplaması, ilamda belirtilen faiz oranına ve türüne göre yapılır. İlamda faiz konusunda bir hüküm bulunması halinde bu hüküm uygulanır; ilamda faize ilişkin bir hüküm bulunmaması halinde yasal faiz uygulanır. İcra takibinin kesinleşmesinden sonra ise asıl alacağa uygulanacak faiz oranı üzerinden faiz işlemeye devam eder.

Taşınır Teslimi İlamlı İcrası Nasıl Yapılır?

Taşınır teslimi, mahkemenin belirli bir taşınır malın borçlu tarafından alacaklıya teslimine karar vermesi halinde gündeme gelir (İİK m. 24). İcra emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde borçlu taşınır malı teslim etmezse icra dairesi, malı borçludan zorla alarak alacaklıya teslim eder.

Taşınır malın borçlunun elinde bulunmaması halinde iki ihtimal söz konusu olur: Birincisi, taşınır mal üçüncü bir kişinin elinde ise ve bu kişi malı kendi malı olarak ileri sürüyorsa istihkak prosedürü uygulanır. İkincisi, taşınır mal herhangi bir nedenle mevcut değilse (telef olmuş, kaybolmuş vb.) borçlu, malın ilamdaki değerini ödemek zorundadır. İlamda malın değeri belirtilmemişse icra mahkemesi, malın değerini bilirkişi aracılığıyla tespit eder ve borçluya bu bedeli ödeme emri gönderir (İİK m. 24/4).

Taşınır teslimine ilişkin ilamlı icrada, malın ayırt edici özellikleri (marka, model, seri numarası vb.) ilamda belirtilmiş olmalıdır. Aksi halde icra dairesinin hangi malı teslim edeceğini belirlemesi güçleşir ve uygulamada sorunlar yaşanabilir.

Taşınmaz Tahliyesi ve Teslimi İlamlı İcrası Nasıl Yapılır?

Taşınmaz tahliyesi ve teslimi, mahkemenin borçlunun belirli bir taşınmazı tahliye etmesine ve alacaklıya teslim etmesine karar vermesi halinde uygulanır (İİK m. 26). İcra emrinin borçluya tebliğinden itibaren borçluya taşınmazı tahliye etmesi için süre verilir.

Taşınmaz tahliyesinde borçluya verilen süre ilamın niteliğine göre değişir. Gayrimenkulün tahliye ve teslimine ilişkin ilamlarda borçluya icra emrinin tebliğinden itibaren 7 gün süre verilir. Borçlu bu süre içinde taşınmazı tahliye etmezse icra dairesi, taşınmazı zorla tahliye ederek alacaklıya teslim eder (İİK m. 26/2).

Tahliye işlemi sırasında taşınmazda bulunan borçluya ait eşyalar, borçluya teslim edilir. Borçlu hazır değilse eşyalar yediemine bırakılır ve borçluya bu husus bildirilir. Borçlu, belirli süre içinde eşyalarını almak zorundadır; aksi halde eşyalar satılarak bedeli borçlunun hesabına yatırılır.

Taşınmazda borçlu dışında üçüncü kişiler (kiracılar, aile üyeleri vb.) bulunması halinde, bu kişilerin durumu ayrıca değerlendirilir. İlam, yalnızca borçluya yönelik ise ve üçüncü kişilerin bağımsız bir hukuki dayanağı varsa (örneğin kira sözleşmesi) bu kişilere karşı ayrı bir dava açılması gerekebilir.

Çocuk Teslimi ve Çocukla Kişisel İlişki Kurulmasının İcrası Nasıl Yapılır?

Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasının icrası, aile hukukunun en hassas konularından biridir ve İİK m. 25-25/a-25/b'de düzenlenmiştir. Bu tür icra takiplerinde çocuğun üstün yararı ilkesi her zaman gözetilir.

Velayetin değiştirilmesine veya velayetin kullanılmasına ilişkin ilam, icra dairesince borçluya (çocuğu teslim etmekle yükümlü tarafa) tebliğ edilir. Borçlu, icra emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde çocuğu teslim etmezse icra dairesi, çocuğun bulunduğu yere giderek çocuğu alacaklıya (velayete sahip tarafa) teslim eder.

Çocuk teslimi işleminde uzman eşliğinde hareket edilmesi büyük önem taşır. İcra müdürü, çocuğun psikolojik durumunu gözetmek amacıyla psikolog, pedagog veya sosyal hizmet uzmanı eşliğinde teslim işlemini gerçekleştirir. Çocuğun teslimi sırasında zor kullanılması, çocuğun fiziksel ve psikolojik sağlığını olumsuz etkileyebileceğinden son çare olarak başvurulmalıdır.

Çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilamların icrası da benzer şekilde yürütülür. Kişisel ilişki kurma hakkına sahip taraf, belirli gün ve saatlerde çocukla görüşme hakkına sahiptir. Diğer tarafın bu hakka engel olması halinde icra dairesine başvurularak çocuğun teslimi sağlanır. Kişisel ilişki hakkının sürekli olarak engellenmesi halinde velayet değişikliği davası açılması da mümkündür.

İlamlı İcra Takibinde İcranın Geri Bırakılması ve Tehir-i İcra

İcranın geri bırakılması, borçlunun ileri sürdüğü itiraz sebeplerinin icra mahkemesince kabul edilmesi halinde takibin durdurulmasıdır (İİK m. 33). Tehir-i icra ise borçlunun mahkeme kararını üst mahkemeye taşıması (istinaf veya temyiz) halinde, üst mahkemeden alınan icranın durdurulması kararıdır (İİK m. 36).

Tehir-i icra kararı alabilmek için borçlunun şu adımları izlemesi gerekir: Öncelikle, ilk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf veya temyiz yoluna başvurmalıdır. Ardından, ilk derece mahkemesinden tehir-i icra kararı ile birlikte derkenar (ilam üzerine şerh) almalıdır. Son olarak, icra dairesine başvurarak hükmedilen alacağın tamamı ile üç aylık faiz tutarının toplamı kadar teminat (nakit, banka teminat mektubu vb.) yatırmalıdır (İİK m. 36). Teminat yatırılması ve gerekli belgelerin ibraz edilmesi halinde icra dairesi, icra işlemlerini durdurur.

Tehir-i icra kararının süresi, üst mahkemenin kararını vermesine kadar devam eder. Üst mahkeme kararı borçlu aleyhine kesinleşirse teminat alacaklıya ödenir ve icra işlemlerine devam edilir. Karar borçlu lehine bozulursa teminat borçluya iade edilir.

İlamlı İcra Takibinde Zamanaşımı ve Süreler

İlamlı icra takibinde zamanaşımı, ilamın kesinleşme tarihinden itibaren 10 yıldır (TBK m. 156/2). Bu süre içinde ilam icraya konulmazsa alacak zamanaşımına uğrar ve borçlu zamanaşımı itirazında bulunabilir. Zamanaşımı süresi, takibin başlatılması veya takipte herhangi bir icra işleminin yapılması ile kesilir.

İlamlı icra takibinde diğer önemli süreler şunlardır: icra emrinin tebliğinden itibaren 7 gün ödeme süresi, haciz talebinin icra emrinin tebliğinden itibaren 1 yıl içinde yapılması, taşınır malların satışının hacizden itibaren 6 ay içinde talep edilmesi, taşınmaz malların satışının hacizden itibaren 1 yıl içinde talep edilmesi.

Bu sürelerin kaçırılması halinde takip dosyası işlemden kaldırılır ancak alacak hakkı sona ermez. Alacaklı, zamanaşımı süresi içinde yeni bir takip başlatabilir. Zamanaşımı süresinin dolması ise alacak hakkının sona ermesi anlamına gelir ve borçlunun zamanaşımı itirazı takibin iptaline yol açar.

Yargıtay İçtihatları Işığında İlamlı İcra Takibi Uygulaması

Yargıtay, ilamlı icra takibi konusunda birçok önemli karar vermiştir. Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre, kesinleşmeden icraya konulamayacak ilamlar sınırlı sayıda olup bu konuda genişletici yorum yapılmamalıdır. Kesinleşmeden icraya konulabilecek ilamlar bakımından alacaklının icraya başvurma hakkı, ilamın taraflara tebliğ edilmesiyle doğar.

Yargıtay, icra emrine itirazda borçlunun itfa, imhal ve zamanaşımı iddialarını yazılı belge ile ispat etmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Banka dekontu, havale makbuzu ve noter aracılığıyla yapılan ödeme bildirimleri yazılı belge olarak kabul edilmektedir. Ancak yalnızca tanık beyanına dayanan itfa iddiaları kabul edilmemektedir.

Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasının icrasında Yargıtay, çocuğun üstün yararının gözetilmesi gerektiğini her fırsatta vurgulamaktadır. Çocuğun fiziksel ve psikolojik sağlığını tehlikeye atacak şekilde zor kullanılmasının hukuka aykırı olduğunu belirtmekte ve icra işlemlerinin uzman eşliğinde yürütülmesinin zorunlu olduğunu içtihat etmektedir.

Son not: Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Somut hukuki sorunlarınız için mutlaka bir avukattan profesyonel destek almanız önerilir.

Bu makale Av. Mehmet Serhat MALGIR tarafından hazırlanmıştır.

Son Güncelleme: 25 Temmuz 2026
Bize Yazın