Borca İtiraz ve İtirazın Kaldırılması (İİK) — Süreç ve Sonuçları
Borca İtiraz ve İtirazın Kaldırılması (İİK) — Süreç ve Sonuçları
İcra takibinde borçlunun ödeme emrine itiraz etmesi, takibin durmasına yol açan en temel hukuki savunma aracıdır. Borçlunun itirazı üzerine alacaklının takibe devam edebilmesi için itirazın iptali davası veya itirazın kaldırılması yoluna başvurması gerekir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK), borca itiraz ve itirazın kaldırılması sürecini m. 62-72 arasında ayrıntılı biçimde düzenlemiştir. Bu makalede itiraz türleri, borca ve imzaya itiraz farkları, itirazın iptali davası, itirazın kesin ve geçici kaldırılması, icra inkâr tazminatı ve borçtan kurtulma davası kapsamlı olarak ele alınmaktadır.
Borca İtiraz Nedir ve Nasıl Yapılır?
Borca itiraz, borçlunun icra takibinde kendisine gönderilen ödeme emrine karşı borcun varlığını, miktarını, muacceliyetini veya diğer hukuki sebeplerle borcun talep edilemeyeceğini ileri sürmesidir. Borca itiraz, İİK m. 62 uyarınca düzenlenmiş olup genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinde ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde yapılmalıdır.
Borca itiraz, takibi yapan icra dairesine yazılı veya sözlü olarak yapılır. Sözlü itiraz halinde icra müdürü tutanak düzenler. İtirazın geçerli olabilmesi için herhangi bir gerekçe gösterilmesi zorunlu değildir; borçlu yalnızca "borcum yoktur" demekle dahi geçerli bir itirazda bulunmuş olur. Ancak kısmi itirazda itiraz edilen miktarın açıkça belirtilmesi zorunludur (İİK m. 62/4); aksi halde itiraz yapılmamış sayılır.
Borca itirazda ileri sürülebilecek sebepler sınırlı değildir. Borçlu şu itiraz sebeplerini ileri sürebilir: borcun hiç doğmadığı, borcun tamamen veya kısmen ödendiği (itfa), borcun zamanaşımına uğradığı, borcun henüz muaccel olmadığı (vadesinin gelmediği), takas veya mahsup imkânı bulunduğu, sözleşmenin geçersiz olduğu, borcun sona erdiği (ibra, yenileme, birleşme vb.) ve yetkiye itiraz.
Yetkiye itiraz, borca itirazdan farklı bir nitelik taşır ancak uygulamada birlikte ileri sürülür. Borçlu, icra dairesinin yetkisiz olduğunu ileri sürerek yetki itirazında bulunabilir (İİK m. 50). Yetki itirazında borçlu, yetkili icra dairesini açıkça göstermek zorundadır; aksi halde yetki itirazı geçersiz sayılır.
İmzaya İtiraz Nedir ve Borca İtirazdan Farkı Nedir?
İmzaya itiraz, borçlunun takip dayanağı adi senetteki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürmesidir (İİK m. 62/5). İmzaya itiraz, yalnızca adi senede dayanan takiplerde söz konusudur; noterde düzenlenen veya onaylanan senetlerde imzaya itiraz mümkün değildir.
İmzaya itiraz ile borca itiraz arasındaki temel farklar şunlardır: Birincisi, imzaya itiraz açıkça ve ayrıca yapılmalıdır; borçlu, itiraz dilekçesinde imzanın kendisine ait olmadığını açıkça belirtmelidir. İmzaya itiraz açıkça yapılmazsa borçlu, senetteki imzayı kabul etmiş sayılır. İkincisi, imzaya itirazda ispat yükü, itirazın kaldırılması aşamasında farklı şekilde dağıtılır. Üçüncüsü, imzaya itirazın reddi halinde borçlu, alacağın en az %20'si oranında tazminata mahkûm edilir.
Borçlu, borca itiraz ile imzaya itirazı birlikte ileri sürebilir. Örneğin borçlu, "senetteki imza bana ait değildir; ayrıca böyle bir borcum da yoktur" şeklinde hem imzaya hem borca itiraz edebilir. Bu durumda önce imzaya itiraz incelenir; imzanın borçluya ait olduğu tespit edilirse borca itiraz değerlendirilir.
İtirazın Sonucunda Takip Durur mu?
Evet, borçlunun süresi içinde yaptığı itiraz üzerine icra takibi kendiliğinden durur (İİK m. 66). Takibin durması, alacaklının haciz, satış ve diğer icra işlemlerine devam edememesi anlamına gelir. İtiraz, geçici bir hukuki koruma sağlar ve alacaklının takibe devam edebilmesi için itirazın bertaraf edilmesi gerekir.
İtiraz ile birlikte durmuş olan takibe devam etmenin iki yolu bulunmaktadır: itirazın iptali davası (İİK m. 67) ve itirazın kaldırılması (İİK m. 68-68/a). Bu iki yol, birbirinden farklı koşullara, sürelere ve sonuçlara sahiptir. Alacaklı, bu yollardan hangisinin kendi durumuna uygun olduğunu değerlendirerek tercihini yapmalıdır.
İtirazın yapılmasından önce konulmuş olan ihtiyati haciz kararları, itiraz ile birlikte kalkmaz. İhtiyati haciz, kesin hacze dönüşene kadar geçerliliğini korur. Ancak itiraz üzerine takip durmuş olduğundan ihtiyati haczin kesin hacze dönüşmesi, ancak itirazın bertaraf edilmesiyle mümkün olur.
İtirazın İptali Davası Nedir ve Şartları Nelerdir? (İİK m. 67)
İtirazın iptali davası, alacaklının borçlunun itirazının haksız olduğunu genel mahkemelerde ispat ederek itirazı ortadan kaldırmayı ve takibe devam etmeyi amaçladığı bir eda davasıdır (İİK m. 67). Bu dava, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 1 yıl içinde açılmalıdır; aksi halde takip düşer ancak alacak hakkı sona ermez.
İtirazın iptali davasının şartları şunlardır: Geçerli bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içinde itiraz etmiş olması, davanın itirazın tebliğinden itibaren 1 yıl içinde açılması ve davanın görevli ve yetkili mahkemede açılması. Görevli mahkeme, alacağın türüne göre belirlenir: ticari alacaklarda asliye ticaret mahkemesi, tüketici işlemlerinde tüketici mahkemesi, iş hukuku alacaklarında iş mahkemesi, diğer alacaklarda asliye hukuk mahkemesi görevlidir.
İtirazın iptali davasında ispat yükü, kural olarak alacaklıya aittir. Alacaklı, alacağının varlığını ve miktarını her türlü delille ispat edebilir: yazılı belgeler (sözleşme, fatura, irsaliye), banka kayıtları, tanık beyanları, bilirkişi raporu, keşif ve yemin delili kullanılabilir.
Mahkeme, yapılan yargılama sonucunda üç farklı karar verebilir: Birincisi, itirazın iptaline karar vermesidir; bu durumda takip kaldığı yerden devam eder ve alacaklı haciz talep edebilir. İkincisi, davanın kısmen kabulüdür; mahkeme, alacağın bir kısmının ispat edildiğine karar vererek kısmi itirazın iptaline hükmedebilir. Üçüncüsü, davanın reddedilmesidir; bu durumda itiraz geçerliliğini korur ve takip durmuş olarak kalır.
İcra İnkâr Tazminatı Nedir ve Ne Zaman Hükmedilir? (İİK m. 67/2)
İcra inkâr tazminatı, itirazın iptali davasında borçlunun itirazının haksız olduğunun tespiti halinde borçlunun alacaklıya ödemek zorunda kaldığı, alacağın en az yüzde yirmisi (%20) oranındaki tazminattır (İİK m. 67/2). İcra inkâr tazminatı, caydırıcı bir işleve sahip olup haksız itirazları önlemeyi amaçlar.
İcra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için şu şartların bir arada bulunması gerekir: Alacaklının itirazın iptali davası açmış olması (itirazın kaldırılması yolunda icra inkâr tazminatı talep edilmesi ayrıca değerlendirilir), davanın alacaklı lehine sonuçlanması, alacağın likit (belirli veya belirlenebilir) olması ve alacaklının dava dilekçesinde veya yargılama sırasında icra inkâr tazminatı talebinde bulunmuş olması.
Likidite (belirlilik) şartı: Alacağın likit olması, alacağın miktarının belirli veya basit bir hesaplamayla belirlenebilir olması anlamına gelir. Fatura alacakları, senet alacakları, kredi kartı borçları, banka kredileri ve kira alacakları genellikle likit alacak olarak kabul edilir. Ancak tazminat alacakları, haksız fiil alacakları ve karmaşık hesaplama gerektiren alacaklar likit kabul edilmeyebilir.
Yargıtay, icra inkâr tazminatı konusunda geniş bir içtihat geliştirmiştir. Yargıtay'a göre, likit olmayan alacaklarda icra inkâr tazminatına hükmedilmez. Ayrıca alacağın bir kısmının likit, bir kısmının likit olmaması halinde yalnızca likit kısım için icra inkâr tazminatına hükmedilebilir.
Kötüniyet Tazminatı Nedir? (İİK m. 67/2, m. 72)
Kötüniyet tazminatı, alacaklının haksız yere icra takibi başlattığının veya alacağının olmadığını bildiği ya da bilmesi gerektiği halde takipte ısrar ettiğinin tespiti halinde, borçlunun alacaklıdan talep edebileceği, alacağın en az yüzde yirmisi (%20) oranındaki tazminattır.
Kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun bunu açıkça talep etmesi gerekir. İtirazın iptali davasının reddedilmesi halinde borçlu, davada kötüniyet tazminatı talep etmişse mahkeme, alacaklının kötüniyetli olup olmadığını değerlendirir. Alacaklının kötüniyetinin tespiti halinde alacağın en az %20'si oranında kötüniyet tazminatına hükmedilir.
Kötüniyet tazminatı ile icra inkâr tazminatı birbirinin karşıtıdır: icra inkâr tazminatı haksız itiraz eden borçluya yönelikken, kötüniyet tazminatı haksız takip başlatan alacaklıya yöneliktir. Her iki tazminat türü de tarafları dürüst davranmaya yönlendirir ve haksız başvuruları caydırmayı amaçlar.
İtirazın Kaldırılması Nedir ve Türleri Nelerdir? (İİK m. 68-68/a)
İtirazın kaldırılması, alacaklının elinde İİK m. 68'de sayılan belgelerden birinin bulunması halinde, icra mahkemesine başvurarak borçlunun itirazının kaldırılmasını ve takibe devam edilmesini talep ettiği hukuki yoldur. İtirazın kaldırılması, itirazın iptali davasına göre daha hızlı bir çözüm sunar ancak belirli belgelerin varlığını gerektirir. İtirazın kaldırılması iki türe ayrılır: kesin kaldırma ve geçici kaldırma.
İtirazın Kesin Olarak Kaldırılması (İİK m. 68): Alacaklının elinde şu belgelerden birinin bulunması halinde itirazın kesin olarak kaldırılmasını talep edebilir: imzası ikrar edilmiş adi senet, imzası noterlikçe onaylanmış senet, resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri belgeler, borçlunun resmi daireler veya memurlar huzurunda yaptığı borç ikrarı ve kredi kurumlarının düzenledikleri belgeler ile bunlara ait hesap özetleri (borçlu tarafından süresinde itiraz edilmemiş olanlar).
İtirazın kesin olarak kaldırılmasında alacaklı, itirazın tebliğinden itibaren 6 ay içinde icra mahkemesine başvurmalıdır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir; sürenin geçirilmesi halinde alacaklı bu yola başvuramaz ancak itirazın iptali davası açabilir (1 yıllık süre içinde). İcra mahkemesi, başvuruyu duruşmalı olarak inceler ve kararını verir.
İtirazın kesin olarak kaldırılmasına karar verilmesi halinde borçlu, takip konusu alacağın en az %20'si oranında tazminata mahkûm edilir (İİK m. 68/7). Borçlu, bu karara karşı istinaf yoluna başvurabilir ancak istinaf başvurusu icra işlemlerini kendiliğinden durdurmaz; borçlunun icranın durdurulması için teminat göstermesi gerekir.
İtirazın Geçici Olarak Kaldırılması (İİK m. 68/a): İtirazın geçici olarak kaldırılması, yalnızca adi senede dayanan takiplerde ve borçlunun imzaya itiraz ettiği durumlarda söz konusudur. Alacaklı, borçlunun imzaya itirazının haksız olduğunu ileri sürerek icra mahkemesinden itirazın geçici kaldırılmasını talep edebilir.
İcra mahkemesi, imza incelemesi yaptırarak borçlunun senetteki imzanın kendisine ait olup olmadığını değerlendirir. İmza incelemesinde bilirkişi raporu alınır; bilirkişi, borçlunun eli ürünü olduğu kesin olan imza örnekleri ile senetteki imzayı karşılaştırır. İmzanın borçluya ait olduğuna kanaat getirilmesi halinde itirazın geçici kaldırılmasına karar verilir.
İtirazın geçici kaldırılması kararı, kesin kaldırma kararından farklı olarak borçluya bir ek savunma hakkı tanır: borçlu, geçici kaldırma kararının kendisine tebliğinden itibaren 7 gün içinde borçtan kurtulma davası açabilir (İİK m. 69). Borçtan kurtulma davası, genel mahkemelerde açılan ve borçlunun borcun bulunmadığını ispat ettiği bir davadır.
Borçtan Kurtulma Davası Nedir? (İİK m. 69)
Borçtan kurtulma davası, itirazın geçici kaldırılması kararı üzerine borçlunun genel mahkemelerde açtığı ve borcun bulunmadığını ispat etmeyi amaçladığı davadır (İİK m. 69). Bu dava, yalnızca itirazın geçici kaldırılması kararına karşı açılabilir; kesin kaldırma kararına karşı borçtan kurtulma davası açılamaz.
Borçtan kurtulma davasının açılma süresi, geçici kaldırma kararının borçluya tebliğinden itibaren 7 gündür. Bu süre hak düşürücü niteliktedir; 7 gün içinde dava açılmazsa geçici kaldırma kararı kesinleşir ve takip devam eder. Borçlu, dava açarken alacağın yüzde on beşinden (%15) az olmamak üzere teminat yatırmak zorundadır (İİK m. 69/2).
Borçtan kurtulma davasında ispat yükü borçluya aittir. Borçlu, borcun bulunmadığını, ödendiğini, zamanaşımına uğradığını veya senedin bedelsiz olduğunu her türlü delille ispat edebilir. Mahkeme, davanın kabulüne karar verirse takip iptal edilir ve borçlu tazminat talep edebilir. Davanın reddedilmesi halinde ise borçlu, alacağın en az %20'si oranında tazminata mahkûm edilir.
İtirazın İptali Davası ile İtirazın Kaldırılması Arasındaki Farklar
İtirazın iptali davası ile itirazın kaldırılması, aynı amaca (itirazın bertaraf edilmesi ve takibe devam edilmesi) yönelik olmakla birlikte birçok yönden birbirinden ayrılır.
| Özellik | İtirazın İptali Davası (İİK m. 67) | İtirazın Kaldırılması (İİK m. 68) |
|---|---|---|
| Başvuru Mercii | Genel mahkemeler (asliye hukuk, asliye ticaret vb.) | İcra mahkemesi |
| Süre | İtirazın tebliğinden itibaren 1 yıl | İtirazın tebliğinden itibaren 6 ay |
| Belge Zorunluluğu | Herhangi bir belge zorunlu değil, her türlü delil kullanılabilir | İİK m. 68'de sayılan belgelerden biri zorunlu |
| Yargılama Usulü | Genel yargılama usulü (tam yargılama) | Basit yargılama usulü (duruşmalı inceleme) |
| Karar Süresi | Nispeten uzun (aylarca sürebilir) | Nispeten kısa (birkaç duruşma) |
| İcra İnkâr Tazminatı | Talep edilmesi ve likit alacak şartı ile hükmedilebilir | Ret halinde borçlu en az %20 tazminat öder |
| Kötüniyet Tazminatı | Davanın reddi halinde alacaklı aleyhine hükmedilebilir | Uygulanmaz |
Alacaklının hangi yolu tercih edeceği, elindeki belgelere, alacağın miktarına ve zaman baskısına göre değişir. Alacaklının elinde İİK m. 68'de sayılan belgelerden biri varsa itirazın kaldırılması yolu daha hızlı sonuç verir. Aksi halde itirazın iptali davası açılması gerekir.
İtiraz Sürecinde Borçlunun Dikkat Etmesi Gereken Hususlar
Borçlunun itiraz sürecinde dikkat etmesi gereken en kritik husus, itiraz süresine uyulmasıdır. Genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinde 7 günlük, kambiyo senetlerine özgü takipte ise 5 günlük itiraz süresinin kaçırılması halinde takip kesinleşir ve borçlunun malvarlığına haciz uygulanabilir.
İtiraz dilekçesinde borca mı yoksa imzaya mı itiraz edildiği açıkça belirtilmelidir. İmzaya itirazın açıkça ve ayrıca yapılmaması halinde borçlu, senetteki imzayı kabul etmiş sayılır. Bu durum, ileride borçlunun ispat yükünü ağırlaştırır.
Kısmi itirazda itiraz edilen miktarın net olarak belirtilmesi zorunludur. Belirsiz kısmi itirazlar ("borcumun bir kısmına itiraz ediyorum" gibi) geçersiz sayılır ve borçlu hiç itiraz etmemiş gibi değerlendirilir (İİK m. 62/4).
Borçlunun, itirazla birlikte elindeki delilleri de hazırlaması önerilir. İtirazın iptali davasında veya itirazın kaldırılması aşamasında savunma yapabilmek için borçlunun, borcun ödendiğine dair makbuz, banka dekontu veya diğer yazılı belgeleri muhafaza etmesi kritik önem taşır.
İtiraz Sürecinde Alacaklının Dikkat Etmesi Gereken Hususlar
Alacaklının itiraz sürecinde en önemli dikkat etmesi gereken husus, itirazın kendisine tebliğ tarihini doğru tespit etmesi ve sürelere uymasıdır. İtirazın iptali davası için 1 yıllık, itirazın kaldırılması için 6 aylık süreler hak düşürücü niteliktedir.
Alacaklının elindeki belgeleri doğru değerlendirmesi ve uygun hukuki yolu seçmesi büyük önem taşır. İİK m. 68'de sayılan belgelerden birine sahip olan alacaklı, hem itirazın kaldırılması hem de itirazın iptali yoluna başvurabilir; ancak itirazın kaldırılması daha hızlı sonuç verecektir.
Alacaklının icra inkâr tazminatı talebini dava dilekçesinde veya yargılama sırasında açıkça belirtmesi gerekmektedir. Talep edilmemiş tazminat, mahkeme tarafından re'sen hükmedilmez. Ayrıca alacağın likit olması şartını da gözetmek gerekir; likit olmayan alacaklarda icra inkâr tazminatı talebi reddedilecektir.
Alacaklı, itirazın iptali davası ile itirazın kaldırılması yolunu aynı anda kullanamaz. Birini tercih eden alacaklı, diğerine başvuramaz. Ancak itirazın kaldırılması talebinin reddedilmesi halinde alacaklı, süre koşulları uygunsa itirazın iptali davası açabilir.
Yargıtay İçtihatları Işığında İtirazın Kaldırılması ve İptali Uygulaması
Yargıtay, itirazın kaldırılması ve iptali konusunda kapsamlı bir içtihat birikimi oluşturmuştur. Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre, icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit olması zorunludur; mahkemenin alacağı yargılama sonucunda belirlediği durumlarda tazminata hükmedilmez.
Yargıtay, itirazın kaldırılmasında İİK m. 68'de sayılan belgelerin sınırlı sayıda (numerus clausus) olduğunu belirtmektedir. Bu belgeler dışında kalan belgelere dayalı itirazın kaldırılması talepleri reddedilmektedir. Örneğin, adi senet dışında bir yazılı belge (borç ikrarı içermeyen yazışmalar vb.) ile itirazın kaldırılması talep edilemez.
Kısmi itirazda Yargıtay, borçlunun itiraz ettiği miktarı açıkça belirtmesini zorunlu kılmakta ve belirsiz kısmi itirazları hiç yapılmamış saymaktadır. Bu içtihat, borçlunun kısmi itirazda dikkatli olması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.
İmzaya itirazın incelenmesinde Yargıtay, imza bilirkişisinin yeterliliği konusunda hassas davranmakta ve yetersiz incelemeye dayanan kararların bozulmasına hükmetmektedir. İmza incelemesinin, borçlunun eli ürünü olan birden fazla imza örneği ile karşılaştırılarak yapılması gerektiğini vurgulamaktadır.
Son not: Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Somut hukuki sorunlarınız için mutlaka bir avukattan profesyonel destek almanız önerilir.
Bu makale Av. Mehmet Serhat MALGIR tarafından hazırlanmıştır.