Arabuluculuk Anlaşma Belgesinin İptali Davası, Şartları ve Yargıtay Kararları
ARABULUCULUK ANLAŞMA BELGESİNİN İPTALİ DAVASI
6325 SAYILI HUKUK UYUŞMAZLIKLARINDA ARABULUCULUK KANUNU
Amaç ve kapsam
MADDE 1 – (1) Bu Kanunun amacı, hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yoluyla çözümlenmesinde uygulanacak usul ve esasları düzenlemektir.
(2) Bu Kanun, yabancılık unsuru taşıyanlar da dâhil olmak üzere, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarının çözümlenmesinde uygulanır. Şu kadar ki, aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıklar arabuluculuğa elverişli değildir.
Tanımlar
MADDE 2 – (1) Bu Kanunun uygulanmasında;
a) Arabulucu: Arabuluculuk faaliyetini yürüten ve Bakanlıkça düzenlenen arabulucular siciline kaydedilmiş bulunanamp gerçek kişiyi,
b) Arabuluculuk: Sistematik teknikler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, uzmanlık eğitimi almış olan tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla ve ihtiyarî olarak yürütülen uyuşmazlık çözüm yöntemini,
İradi olma ve eşitlik
MADDE 3 – (1) Taraflar, arabulucuya başvurmak, süreci devam ettirmek, sonuçlandırmak veya bu süreçten vazgeçmek konusunda serbesttirler.
(2) Taraflar, gerek arabulucuya başvururken gerekse tüm süreç boyunca eşit haklara sahiptirler.
Gizlilik
MADDE 4 – (1) Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça arabulucu, arabuluculuk faaliyeti çerçevesinde kendisine sunulan veya diğer bir şekilde elde ettiği bilgi ve belgeler ile diğer kayıtları gizli tutmakla yükümlüdür.
(2) Aksi kararlaştırılmadıkça taraflar da bu konudaki gizliliğe uymak zorundadırlar.
Beyan veya belgelerin kullanılamaması
MADDE 5 – (1) Taraflar, arabulucu veya arabuluculuğa katılanlar da dâhil üçüncü bir kişi, uyuşmazlıkla ilgili olarak hukuk davası açıldığında yahut tahkim yoluna başvurulduğunda, aşağıdaki beyan veya belgeleri delil olarak ileri süremez ve bunlar hakkında tanıklık yapamaz:
a) Taraflarca yapılan arabuluculuk daveti veya bir tarafın arabuluculuk faaliyetine katılma isteği. b) Uyuşmazlığın arabuluculuk yolu ile sona erdirilmesi için taraflarca ileri sürülen görüşler ve teklifler. c) Arabuluculuk faaliyeti esnasında, taraflarca ileri sürülen öneriler veya herhangi bir vakıa veya iddianın kabulü. ç) Sadece arabuluculuk faaliyeti dolayısıyla hazırlanan belgeler.
(2) Birinci fıkra hükmü, beyan veya belgenin şekline bakılmaksızın uygulanır.
(3) Birinci fıkrada belirtilen bilgilerin açıklanması mahkeme, hakem veya herhangi bir idari makam tarafından istenez. Bu beyan veya belgeler, birinci fıkrada öngörülenin aksine, delil olarak sunulmuş olsa dahi hükme esas alınamaz. Ancak, söz konusu bilgiler bir kanun hükmü tarafından emredildiği veya arabuluculuk süreci sonunda varılan anlaşmanın uygulanması ve icrası için gerekli olduğu ölçüde açıklanabilir.
(4) Yukarıdaki fıkralar, arabuluculuğun konusuyla ilgili olup olmadığına bakılmaksızın, hukuk davası ve tahkimde uygulanır.
(5) Birinci fıkrada belirtilen sınırlamalar saklı kalmak koşuluyla, hukuk davası ve tahkimde ileri sürülebilen deliller, sadece arabuluculukta sunulmaları sebebiyle kabul edilemeyecek deliller haline gelmez.
Arabuluculuk Nedir?
«Sistematik teknikler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, tarafların çözüm üretmediklerinin ortaya çıkması halinde çözüm önerisi de getirebilen uzmanlık eğitimi almış olan tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla ve ihtiyarî olarak yürütülen uyuşmazlık çözüm yöntemi» şeklinde tanımlanmıştır. (HUAK m 2/b)
Arabuluculuğun Temel Özellikleri
Uyuşmazlığın menfaat temelli çözülmesidir: Arabuluculuk faaliyeti, tarafların menfaatlerine, karşılıklı kazan kazan ilkesine göre yürütülen, uyuşmazlıkların çözümününde uzlaşma kültürünün gelişmesini sağlayan, tarafların helalleşmeleri yoluyla toplumsal barışa katkı sunan bir süreçtir.
Hukuki değerlendirmeler arabuluculuk sürecinde yer almaz: Arabulculuk faaliyeti yargılama değildir. Yargılama hukukuna ilişkin usul kural ve kaidelerine tabii değildir. Uyuşmazlıkların tarafların özgür iradeleri ile kendi çözümlerini üretmeleri için alternatif müzakere, uzlaşma, çözüm yöntemidir. Arabulucu Hakim değildir. Yargılama usul ve yöntemleri ile arabuluculuk faaliyeti yürütülmez.
Taraflar mevcut düzenleme ve usullere bağlı kalmadan kendilerine özel çözüm yolları geliştirebilirler: Arabuluculuk, uyuşmazlıkların tarafların kendi çözümlerini üretmeleri için alternatif çözüm yöntemidir. Arabuluculuk süreci esnek bir süreçtir. Bu süreçte taraflar uyuşmazlıklarını serbeste tartışabilir. Uyuşmazlık konularını, sınırlama olmaksızın aralarında müzakere edebilirler. Arabuluculuk faaliyeti bir yargılama faaliyeti olmadığından görüşmeler sırasında talepler artırılabilir, değiştirilebilir.
Gönüllü / İradi bir Süreçtir: Arabuluculuk süreci tarafların gönüllü katılımları ile yürütülen, taraflar arasındaki uyuşmazlıkların gönüllük esasına göre çözümünü sağlayan alternatif bir uzlaşma, çözüm yöntemidir. "Taraflar, arabulucuya başvurmak, süreci devam ettirmek, sonuçlandırmak veya bu süreçten vazgeçmek konusunda serbesttirler." (HUAK m 3/1 fıkra)
Taraflar Eşit Haklara Sahiptir: Taraflar arabuluculuk süreci boyunca eşit haklara sahiptir. Arabulucu, süreci yürütürken taraflar arasında eşitlik ilkesini gözetlemekle sorumludur. "Taraflar, gerek arabulucuya başvururken gerekse tüm süreç boyunca eşit haklara sahiptirler." (HUAK m 3/2 fıkra)
Gizli Bir Süreçtir: Taraflar aksini kararlaştırmadıkça, arabuluculuk müzakere süreçlerinde gizlilik ilkesi esastır. Taraflar, arabulucu ve sürece katılan üçüncü taraflar arabuluculuk faaliyetleri sunucu elde ettikleri bilgi ve belgeleri, her türlü kaydı gizli tutmakla yükümlüdürler. (HUAK m 4)
Uyuşmazlığın her aşamasında gidilebilir: Taraflar uyuşmazlıkları ile ilgili sınırlama olmaksızın her aşamada arabuluculuk sürecini başlatabilirler. Bu husus 6325 Sayılı Arabulculuk Kanunu m 15/5. fıkrada: "Dava açıldıktan sonra tarafların birlikte arabulucuya başvuracaklarını beyan etmeleri hâlinde yargılama, mahkemece üç ayı geçmemek üzere ertelenir. Bu süre, tarafların birlikte başvurusu üzerine üç aya kadar uzatılabilir." dava açıldıktan sonra dahi taraflar dava konusu uyuşmazlıklarını Arabuluculukta çözme konusunda taraflara sınırlama olmaksızın imkan tanınmıştır.
Dava Şartı Arabuluculuk
İş Hukuku: İşçi-işveren İlişkisinden kaynaklanan her türlü alacak, tazminat ve işe iade talepleri.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu (İş m. k. m. 3/1) Bireysel veya toplu iş profesyonel sözleşmesine dayanan işçi ve işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade taleplerinde dava açmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
Ticari Davalar: Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepli tüm ticari davalar, dava açmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
Türk Ticaret Kanunu'na eklenen 5/A maddesi ile ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
Tüketici Uyuşmazlıkları: Tüketici Hukukundan kaynaklı tüketici mahkemelerine intikal eden uyuşmazlıklar (Tüketici Hakem Heyeti sınırları dışındaki başvurular).
6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanuna 73/A maddesi olarak eklenen hüküm ile tüketici mahkemelerine açacak olan tüketici uyuşmazlıklarına ilişkin davalarda arabuluculuğa başvurmak dava şartıdır.
Kira ve Gayrimenkul Uyuşmazlıkları: Tahliye, kira bedelinin tespiti ve ortaklığın giderilmesi davaları. Kat Mülkiyeti Kanunu: Komşuluk Hukuku ve apartman/site yönetiminden doğan uyuşmazlıklar.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu madde 18/B uyarınca kiralanan taşınmazların 2004 sayılı Kanuna göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler hariç olmak üzere, kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar, taşınır ve taşınmazların paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklar, 23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanundan kaynaklanan uyuşmazlıklar, komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklar hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
Abonelik Sözleşmesi: Konusu para alacaklarına ilişkin "abonelik sözleşmesinden kaynaklı" takibin başlatılması davası, açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır.
7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü hakkında Kanunun 20. Maddesi gereğince dava açmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması, dava şartıdır.
Tarımsal Üretim Sözleşmesinden Doğan Dava Şartı Arabuluculuk: Tarımsal üretim sözleşmesi ve buna bağlı tarım sigortası kaynaklı uyuşmazlıklar.
5488 Sayılı Tarım Kanunu m 13/ e fıkrası; Tarımsal üretim sözleşmesinden doğan davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Bu uyuşmazlıklarda sözleşmeli üretim konusunda uzmanlık eğitimi almış olan arabulucular; bu eğitimi alanların bulunmaması durumunda diğer arabulucular görevlendirilir. Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren iki hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir. Bu bendin uygulanmasına ilişkin hususlar Tarım ve Orman Bakanlığının görüşü alınarak Adalet Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikte belirlenir. (01 Eylül 2023 Tarih - Resmî Gazete Sayı : 32296 / T.C. Adalet Bakanlığı) / "Tarımsal Üretim Sözleşmesinden Doğan Hukuk Uyuşmazlıklarına İlişkin Arabuluculuk Yönetmeliği")
ARABULUCULUK ANLAŞMA BELGESİNİN İPTALİ DAVASI
Arabuluculuk kanunu ile hukukumuza getirilen düzenleme ile; Uyuşmazlıkların yargı önüne getirilmeden sulh yoluyla çözümüne katkı sağlar. Yargının İş yükünü azaltır. Yargılama Hukukuna göre daha ekonomiktir. Yürütülme süreci itibariyle Mahkeme Yargılamasına göre çok daha kısa zamanda çözüm sağlanmaktadır. Tarafların karşılıklı menfaatlerine göre iradi bir çözüm yöntemidir. Toplumda ihtilafların çözümünde uzlaşma kültürünün kazanılmasına katkı sunar. Aynı zamanda, Arabuluculuk yoluyla uyuşmazlıkların çözümü ekonomik, sosyal ve psikolojik bakımdan faydalıdır. Arabuluculuk süreci taraflar arasındaki ilişkilerin korunmasına yardımcı olur ve toplumsal barışa hizmet eder. Arabuluculuk görüşmelerinde gizlilik ilkesine uyulması esastır. Tarafların kişisel ve ticari sırlarının korunması sağlanmakta, kişisel ve ticari itibarlarının zarar görmesi engellenmektedir. Mahkeme Yargısı aleni olmasına rağmen Arabuluculukta gizlilik ilkesi esastır. Tüm zikrettiğimiz faydalarının uygulamada karşılık bulması için; Arabuluculuk sürecinin Kanun, Yönetmelik, Öğreti, İçtihat ve Arabuluculuk etik kuralları ışığında amacına uygun ve doğru uygulamalarla yürütülmesi gerekir.
Çoğu kez, uygulamada; Arabuluculuk müessesinin amacına uygun kullanılmadığı, özellikle İş Hukuku uygulamasında İşverene göre ekonomik ve sosyal yönden, daha zayıf konumda bulunan işçiye karşı bir ibra aracı olarak kullanıldıgına, çoğu kez işverenin, fesih işlemlerinin ve buna bağlı ödemelerin yapılması amacıyla bir araç olarak kullanıldığına, çokça suiistimal edildiğine şahit olmaktayız. Bu meyanda;
"Arabuluculuk Anlaşma Belgelerinin İptali Davalarında "Görevli" ve "Yetkili" Mahkeme:
Arabuluculuk Anlaşma Belgesinin İptali Davası, uyuşmazlığın konusuna göre "görevli mahkeme" ; İş Hukuku uyuşmazlıklarda; İş Mahkemesi, Ticari Uyuşmazlıklarda; Asliye Ticaret Mahkemesi, Tüketici Uyuşmazlıklarında; Tüketici Mahkemesi, Kira uyuşmazlıklarında; Sulh Hukuk Mahkemesi, Taşınmaz hukuku, ortaklığın giderilmesi, komşuluk hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda; Asliye Hukuk Mahkemesi, İtirazın kaldırılması uyuşmazlıklarında; İcra Hukuk Mahkemesi görevli mahkemelerdir. Dava bu mahkemelerde açılır.
"Arabuluculuk Anlaşma Belgesinin İptali Davasında," Yetkili Mahkeme; (HMK m 6/1 fıkra) : Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Sözleşmeden doğan davalarda yetki; (HMK m 10 / 1 fıkra); Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir. Bu meyanda, Arabuluculuk Anlaşma Belgesi, düzenlendiği yer veya ifa edileceği yer veya görevlendirmenin yapıldığı arabuluculuk merkezinin bulunduğu yer mahkemesinde dava açılabilir. "Mirastan doğan davalarda yetki"; (HMK m 11/ 1 fıkra) ölen kimsenin (miras bırakanın) son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir. "Taşınmazın aynından doğan davalarda yetki" (HMK m 12/1 fıkra) ; Taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. "Haksız fiilden doğan davalarda" (HMK m 16/1); Haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği .... zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. Özel kanunlarında yetkili kılınan mahkemelerin yetkisine dair düzenlemeler keza sözleşme ile taraflar arasında "Yetki Sözleşmesi"ile belirlenen düzenlemeler saklıdır.
Arabuluculuk Anlaşma Belgesinin İptali Davasında:
A)- Görevli Mahkeme: Arabuluculuk Anlaşma Tutanağı İş Hukuku işçi-işveren uyuşmazlığından kaynaklanıyorsa; İş Mahkemesi, ticari ilişkiden kaynaklı uyuşmazlık için; Asliye Ticaret Mahkemesi, Tüketici Uyuşmazlıklarında; Tüketici Mahkemesi, Kira uyuşmazlıklarında; Sulh Hukuk Mahkemesi, Taşınmaz hukuku, Ortaklığın giderilmesi, komşuluk hukuku uyuşmazlıklarda; Asliye Hukuk Mahkemesi, İtirazın kaldırılması uyuşmazlıklarında; İcra Hukuk Mahkemesi görevli Mahkemelerdir.
B)- Yetkili Mahkeme: Hukuk Muhakemeleri Kanunundaki genel yetki kuralı gereği davalının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. (HMK m 6/1 f.) Sözleşmeden doğan davalarda Yetki : sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir. (HMK m 10 / 1 fıkra) ; Bu meyanda "Arabuluculuk Belgesinin İptali Davası" Arabuluculuk Sözleşmesinin düzenlendiği yer veya ifa edileceği yer veya görevlendirmeyi yapan arabuluculuk merkezinin bulunduğu yer mahkemeleri yer açısından yetkili mahkemelerdir.
C)- İptal Sebepleri: Uyuşmazlık konusu Arabuluculuk Anlaşma Tutanağı düzenlenirken, taraflardan birinin iradesinin sakatlanması aldatma, korkutma, gabin (aşırı yararlanma), kanunda tanımlanan usule veya şekil şartlarına aykırılık, yetkisiz temsilci veya vekil tarafından anlaşma tutanağının imzalanması halleri iptal davası açma sebepleridir. İrade sakatlığı hata, hile, ikrah, gabin, korkutma ve usulüne uygun düzenlenmemiş arabuluculuk anlaşma tutanakları, zikredilen gerekçelerle, iptali için dava açılabilir.
D)- Dava Süresi: TBK "İrade bozukluğunun giderilmesi" kenar başlığını taşıyan m 39/1 göre, "arabuluculuk anlaşma belgesini," Yanılma, aldatma, korkutmanın etkisiyle kabul eden taraf, yanılma, aldatma, korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmelidir. Davacının bir yıllık hak düşümü süresi içinde dava açması gerekir. Aksi takdirde hak düşümü sebebiyle dava reddedilir. Hak düşümü süresi kamu düzenine ilişkin olduğundan Hakim resen gözetir.
6098 SAYILI TÜRK BORÇLAR KANUNU
Sözleşmenin kurulması / I. İrade açıklaması:
MADDE 1- "Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması, açık veya örtülü olabilir." düzenlemesi ile sözleşmenin tanımı yapılmıştır. Kanuni düzenleme ışığında : Arabuluculuk Anlaşma Belgesinin TBK kapsamında incelenmesi gerekir;
" Arabuluculuk Anlaşama Tutanağı (Belgesi)", özü itibariyle bir Borçlar Hukuku Sözleşmesidir. Bu sebeple 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanundaki hükümlere tabidir. Dolayısıyla, Sözleşmelerde iradenin sakatlandığı (irade bozukluğu) durumlarında; Türk Borçlar Kanunu kapsamında "yanılma (hata)", "aldatma (hile)", ve "korkutma (ikrah)", olmak üzere 3 temel başlıkta incelenir. Bu durumlar sözleşmenin doğrudan geçersiz/ kesin hükümsüz olmasına neden olmaz; ancak mağdur olan tarafa sözleşmenin geçersiz olduğunu, sözleşmeyle bağlı olmadığını ve bu nedenle sözleşmeyi iptal etme hakkı tanır." (Prof. Dr. İlhan Helvacı Dersleri)
İrade Fesadı Hallerinde; Arabuluculuk Anlaşma Belgesini İptali TBK Düzenlemeler:
Yanılma (Hata): - "İrade ile beyan arasındaki istenmeyen, yanılmadan kaynaklanan uyumsuzluktur." Sözleşmeyi iptal edebilmek için yanılmanın "esaslı" olması gerekir. Dört şekilde gerçekleşebilir. a) Sözleşmenin Niteliğinde Yanılma b) Sözleşmenin Konusunda Yanılma c) Kişide Yanılma d) Sözleşmenin Miktarda Yanılma şeklinde gerçekleşebilir. (TBK m 30-35)
Aldatma (Hile): -Karşı tarafın veya üçüncü bir kişinin kasten ve bilerek gerçeğe aykırı davranışlarıyla sözleşmede taraf olan muhatabı yanıltmasıdır. Sözleşme yapmaya mecbur bırakacak şekilde iradenin sakatlandığı durumdur. Bu durumda aldatılan tarafın sözleşmeyi iptal etmesi için yanılmanın esaslı olma şartı aranmaz. Aldatmadan doğan zararların tazmini de talep edilebilir. (TBK m 36)
Korkutma (Tehdit / İkrah): - Taraflardan birinin veya üçüncü bir kişinin hukuka aykırı bir tehdidi sonucunda; "Kişinin kendisine, malvarlığına veya yakınlarına zarar verileceği korkusuyla," sözleşmeyi imzalamak zorunda kalmasıdır. Korkutmaya maruz kalan kişi, iradesi sakatlandığından sözleşmeyi iptal hakkına sahiptir. (TBK m 37-39)
Sözleşmeyi İptal Hakkı: - İradeyi sakatlayan sebeplerden biriyle mağdur olan tarafın, sözleşmeyle bağlı olmadığını, sözleşmeyi tek taraflı olarak iptal etme, verdiği edimleri geri isteme hakkı doğar. (TBK m 39)
Hak Düşürücü Süre: Dava açma hakkı, yanılma veya aldatmanın öğrenildiği ya da korkutma etkisinin ortadan kalktığı andan itibaren 1 yıllık hak düşürücü süreye tabidir. Bu süre içinde hakkını kullanmayan veya verdiği şeyi geri istemeyen kişi, sözleşmeyi kabul etmiş sayılır. Süre geçtikten sonra açılan dava hak düşümü nedeniyle reddedilir. "Hak Düşümü" süresi kamu düzenine ilişkin olduğundan taraflar ileri sürmez ise dahi Hakim görevinden dolayı resen gözetir.
Hak düşürücü süre : Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2021/5860 Esas, 2021/16271 Karar sayılı ilamı: "Arabuluculuk anlaşma tutanağının, imzalanmasında irade fesadı halleri bulunduğu takdirde, bu belgelerin Türk Borçlar Kanunu'nun 37. ve 39. maddeleri uyarınca iptali için, irade fesadı doğuran hallerin etkisinin ortadan kalktığı tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava açılması gerekir." Şeklindedir. İrade fesadının ortadan kalktığı tarihi hak düşümü süresinin işlemeye başladığı tarih olarak içtihat etmiştir. Öğreti ve Yargıtay uygulamasında, "irade fesadının" olduğu hallerde irade fesadının etkisinin ortadan kalktığı bir yıllık hak düşümü süresi içerisinde, davacı, davasını açabilecektir.
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunda: "Sözleşme Hukukunda", Sözleşmenin İrade fesadına ilişkin İptal Sebepleri Düzenlenmiştir. "Arabuluculuk Analaşma Belgesi" özü itibariyle bir borçlar hukuku sözleşmesi olduğundan kanuni düzenleme ışığında "arabuluculuk anlaşma belgesinin" irade fesadı sonucu geçersizliğine ilişkin hukuki nitelendirmeyi bu doğrultuda inceleyeceğiz,
4. Aşırı yararlanma:
MADDE 28- Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir.
Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir.
Kanuni düzenleme ışığında ; İşçi işveren uyuşmazlıklarında, ekonomik olarak güçsüz olan işçi ile ekonomik olarak güçlü olan işveren arasında düzenlenen arabuluculuk tutanağındaki karşılıklı menfaatler arasında orantısızlık / dengesizlik bulunması hali, aşırı yararlanma etkisi barındırabilir. Aşırı yararlanma durumunda zarar gören İşçi açısından analaşma hükümleriyle bağlı olmama durumu sözkonusudur.
Aşırı yararlanma durumunda zarar gören İşçi, zararını öğrendiği veya zor durumda kalma halinin ortadan kalktığı tarihten itibaren 1 yıl içinde diğer tarafa bildirerek, ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir.
Uygulamada sıkça şahit olduğumuz somut vakıalarda: "İşçinin ekonomik durumunun kötü olması sebebiyle acil paraya ihtiyacı olması, yakınlarının sakatlık, hastalık içinde olması sebebiyle acil nakit paraya ihtiyacı olması hallerinde imzalanan arabuluculuk tutanakları bu duruma örnektir.
5.İrade bozuklukları / I. Yanılma / 1. Yanılmanın hükümleri
MADDE 30- Sözleşme kurulurken esaslı yanılmaya düşen taraf, sözleşme ile bağlı olmaz.
2. Yanılma hâlleri / a. Açıklamada yanılma
MADDE 31- Özellikle aşağıda sayılan yanılma hâlleri esaslıdır:
Yanılan, kurulmasını istediği sözleşmeden başka bir sözleşme için iradesini açıklamışsa.
Yanılan, istediğinden başka bir konu için iradesini açıklamışsa.
Yanılan, sözleşme yapma iradesini, gerçekte sözleşme yapmak istediği kişiden başkasına açıklamışsa.
Yanılan, sözleşmeyi yaparken belirli nitelikleri olan bir kișiyi dikkate almasına karşın bașka bir kiși için iradesini açıklamıșsa.
Yanılan, gerçekte üstlenmek istediğinden önemli ölçüde fazla bir edim için veya gerçekte istediğinden önemli ölçüde az bir karşı edim için iradesini açıklamışsa.
Basit hesap yanlışlıkları sözleşmenin geçerliliğini etkilemez; bunların düzeltilmesi ile yetinilir.
Arabuluculuk Anlaşma Belgelerinde iş hukuku uyuşmazlıklarında; Genelde İşçinin sözleşme kurulurken, tecrübesizliğinden haklarını tam olarak bilmemesinden veya çoğu kez istediğinden önemli ölçüde az bir edim için razı edilmesi ve bu yolla irade yanıltılması hallerinde söz konusudur. Yargıtay uygulamasına konu olan örnek olayda işçinin gerçek alacağı 250 bin TL olmasına rağmen kendisi anlaşma tutanağında 50 bin TL ye rıza göstermiştir. Bu durum aynı zamanda İşçinin irade bozukluğuna uğratılarak sözleşmeye icbar edilmesi bu yolla yanıltılması durumuna işaret etmektedir.
6. Aldatma:
MADDE 36- Taraflardan biri, diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile, sözleşmeyle bağlı değildir.
Üçüncü bir kişinin aldatması sonucu bir sözleşme yapan taraf, sözleşmenin yapıldığı sırada karşı tarafın aldatmayı bilmesi veya bilecek durumda olması hâlinde, sözleşmeyle bağlı değildir.
Aldatma: "Bir kimseyi sözleşme yapmaya yöneltmek amacıyla bilerek gerçeğe aykırı bir kanaat uyandırma mevcut olan bu kanaati sürdürmedir." Arabuluculuk anlaşma belgesinin imzalanması sırasında uyuşmazlığın taraflarından birinin aldatılmak suretiyle tutanağın imzalaması durumu İş yerleri uygulamalarına İşverene bağlı çalışan arabuluculuk uygulamalarında, çalışan işyerlerinde, vekil ile temsil edilmeyen işçiler bakımından uygulamada sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Böyle bir durumda arabuluculuk tutanağının iptali davası açılmalı, anlaşma tutanağı iptal edilmelidir.
7. Korkutma: / 1. Hükmü
MADDE 37- Taraflardan biri, diğerinin veya üçüncü bir kişinin korkutması sonucu bir sözleşme yapmışsa, sözleşmeyle bağlı değildir.
Korkutan bir üçüncü kişi olup da diğer taraf korkutmayı bilmiyorsa veya bilecek durumda değilse, sözleşmeyle bağlı kalmak istemeyen korkutulan, hakkaniyet gerektiriyorsa, diğer tarafa tazminat ödemekle yükümlüdür.
2. Koşulları
MADDE 38- Korkutulan, içinde bulunduğu durum bakımından kendisinin veya yakınlarından birinin kişilik haklarına ya da malvarlığına yönelik ağır ve yakın bir zarar tehlikesinin doğduğuna inanmakta haklı ise, korkutma gerçekleşmiş sayılır.
Bir hakkın veya kanundan doğan bir yetkinin kullanılacağı korkutmasıyla sözleşme yapıldığında, bu hakkı veya yetkiyi kullanacağını açıklayanın, diğer tarafın zor durumda kalmasından aşırı bir menfaat sağlamış olması hâlinde, korkutmanın varlığı kabul edilir.
Arabuluculuk, "Anlaşma Belgesi" taraflardan biri veya üçüncü kişi tarafından korkutulmak suretiyle imzalanmış ise korkutulan taraf sözleşme ile bağlı değildir. Korkutulanın kendisi veya yakınlarının kişilik haklarına ya da malvarlığına yönelik ağır ve yakın bir zarar tehlikesinin doğduğuna inanmakta haklı ise, korkutma gerçekleşmiş sayılır.
İrade bozukluğunun giderilmesi
MADDE 39- Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır.
Aldatma veya korkutmadan dolayı bağlayıcılığı olmayan bir sözleşmenin onanmış sayılması, tazminat hakkını ortadan kaldırmaz.
TBK "İrade bozukluğunun giderilmesi" kenar başlığını taşıyan m 39/1 göre, "arabuluculuk anlaşma belgesini," Yanılma, aldatma, korkutmanın etkisiyle kabul eden taraf, yanılma, aldatma, korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmelidir. Aksi takdirde arabuluculuk sözleşmesini onamış sayılır. Bu süre hak düşürücü süre olup, taraflar ileri sürmezse dahi, hak düşümü süre kamu düzenine ilişkin olduğundan, yargılamada Hakim görevinden dolayı resen gözetir.
TBK m 39/2 gereğince; Yanılma, aldatma, korkutma sonucu bağlayıcı olmayan bir "Arabuluculuk Anlaşma Belgesinin" onaylanmış sayılması, irade fesadına maruz kalan tarafın tazminat hakkını ortadan kaldırmaz.
"Arabuluculuk Anlaşma Belgelerinin" Şekil Şartlarına aykırılık Sebebiyle Geçersizliği:
8. Yetkisiz temsil / 1. Onama hâlinde:
MADDE 46- Bir kimse yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak bir hukuki işlem yaparsa, bu işlem ancak onadığı takdirde temsil olunanı bağlar.
Yetkisiz temsilcinin kendisiyle işlem yaptığı diğer taraf, temsil olunandan, uygun bir süre içinde bu hukuki işlemi onayıp onamayacağını bildirmesini isteyebilir. Bu süre içinde işlemin onanmaması durumunda, diğer taraf bu işlemle bağlı olmaktan kurtulur.
2. Onamama hâlinde:
MADDE 47- Temsil olunanın açık veya örtülü olarak hukuki işlemi onamaması hâlinde, bu işlemin geçersiz olmasından doğan zararın giderilmesi, yetkisiz temsilciden istenebilir. Ancak, yetkisiz temsilci, işlemin yapıldığı sırada karşı tarafın, kendisinin yetkisiz olduğunu bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispat ederse, kendisinden zararın giderilmesi istenemez.
Hakkaniyet gerektiriyorsa, kusurlu yetkisiz temsilciden diğer zararların giderilmesi de istenebilir.
Sebepsiz zenginleşmeden doğan haklar saklıdır.
TBK m 46, m 47 Yetkisiz temsile dair düzenlemeleri içermektedir. Arabuluculuk, Anlaşma Belgelerinin geçerliliğini sakatlayan diğer bir durum, 6325 Sayılı kanunun emredici düzenlemesi kapsamında Arabuluculuk sürecinin taraflar bizzat veya yetkili temsilci ya da taraf vekilleri ile sürdürülmesi gerekliliğidir. Arabuluculuk, sürecinin yetkisiz kişiler tarafından yürütülmesi ve buna bağlı olarak "Anlaşma Tutanağının" yetkisiz kişiler tarafından imzalanması tutanakları geçersiz kılar. Yetkisiz temsilden kaynaklanan zarar, temsil olunandan talep edebilir.
9. Kesin hükümsüzlük:
MADDE 27- Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür.
Sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması, diğerlerinin geçerliliğini etkilemez. Ancak, bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, sözleşmenin tamamı kesin olarak hükümsüz olur.
Kanunun bu düzenlemesi Arabuluculuk sürecinde taraflar arasında düzenlenen "Arabuluculuk Anlaşma Tutanakları" içinde geçerlidir. Bu hüküm sözleşme hukukunun tüm alanları için temel bir ilkedir. Zira Hukuka, Ahlaka, Kamu Düzenine, Kişilik Haklarına aykırı, konusu imkansız sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. Arabuluculuk kanunu, Arabuluculuk Etik Kuralları ve Hukukumuzdaki emredici kanuni düzenlemeler böyle bir Arabuluculuk, "Anlaşma Belgesine" cevaz vermemktedir.
Yargıtay HGK E. 1990/3-527, K. 1990 / T. 12.12.1990) İçtihadında: "Kamu düzenine aykırılık iddiasının kabul edilebilirliği, kuralın kamu düzeni ile ilgisi... ülkenin sosyal, ekonomik, kültürel ve tarihsel gerçeklerine göre belirlenmelidir. .... Sözü edilen gerçekler kuralın vazgeçilmezliğini; toplumsal yararını ve hukuk düzeninin korunmasına yönelik amacını ortaya koyuyorsa, kuralın kamu düzeni ile ilgisi kabul edilmelidir." Şeklindedir.
ARABULUCULUK ANLAŞMA BELGELERİNİN İPTALİNE İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI
T.C Yargıtay 9. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/13091 Karar No: 2025/348 Tarihi: 13.01.2025
"İçtihat Metni Özeti" Dosyada mevcut arabuluculuk anlaşma tutanağından, fesihle aynı gün içinde hem işverence ihtiyari arabuluculuğa başvurulduğu, arabulucunun görevlendirildiği ve aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirdiği, hem de tarafların anlaşma belgesinde sayılan tüm alacaklar üzerinde müzakere ettikten sonra anlaşma sağladıklarının belirtildiği anlaşılmaktadır. Ne var ki tüm bu işlemlerin aynı gün içerisinde gerçekleşmiş olduğunu kabul etmek güçtür. Öncelikle belirtmek gerekir ki arabulucuya başvurmadan önce taraflar arasında hangi konuda ve nasıl bir uyuşmazlık çıktığı ortaya konulmuş değildir. Diğer yandan, yukarıda açıklandığı üzere arabuluculuk yöntemi, fesih işlemlerinin ve buna bağlı ödemelerin yapılması amacıyla bir araç olarak kullanılamaz. Ayrıca arabuluculukta temel amaç, mevcut bir uyuşmazlığın müzakere edilerek çözülmesi olmalıdır. Arabuluculuk, bu amaç dışına çıkılarak özellikle salt işçinin ileride dava açmasını engellemek amacıyla kullanılabilecek bir yöntem değildir. Fesih işlemi ve buna ilişkin ödemeler arabulucu aracılığıyla gerçekleştirildiğinden; somut olayda, taraflar arasında mevcut bir uyuşmazlığın çözümünden ziyade, usulüne uygun bir müzakere ortamı da sağlanmadan, salt dava açma hakkını ortadan kaldırmak amacıyla hareket edildiği sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan sebeplerle; 24.09.2021 tarihli anlaşma belgesinin geçerli bir arabuluculuk anlaşma belgesi niteliğinde olmadığı anlaşıldığından davanın kabulü gerekirken Mahkemece, anlaşma tutanağının usul ve kanuna uygun düzenlendiğine yönelik gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
T.C. YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ : E. 2022/436 K. 2022/1380 T. 7.2.2022 Sayılı Kararı
İHTİYARİ ARABULUCULUK SON TUTANAĞI VE ANLAŞMA BELGESİNİN İPTALİ İSTEMİ ( Davalıya Ait İşyerinde Satın Alma Şefi Olarak Çalışırken Davacının İşverence Görevinin Değiştirildiği Davacının Bu Görev Değişikliğini Kabul Etmeyerek Kıdem Tazminatı Ödenmesini Talep Ettiği ve İşverence Talebi Kabul Edilerek İşten Çıkışının Yapıldığının Anlaşıldığı - Görev Değişikliğini Kabul Etmemesi Nedeniyle İş Sözleşmesi Davacı Talebiyle Sonlandırılmış Olup Davacının İrade Fesadına Uğratıldığının İspatlanamadığı/Davanın Reddine Karar Verilmesi Gerektiği )
İSPAT ( İş Sözleşmesinin Feshi Sonrasında Davalı Talebi Üzerine Tarafların İhtiyari Arabuluculuğa Başvurduğu ve Anlaşma Belgesini İmzaladıkları Belge İçeriğinde Bir Kısım Tazminat ve Alacaklara Karşılık Davacıya Ödenecek Miktarın Kararlaştırıldığının Görüldüğü - Davacının İş Sözleşmesi Görev Değişikliğini Kabul Etmemesi Nedeniyle Davacı Talebiyle Sonlandırılmış Olup Davacının İrade Fesadına Yönelik “Baskı Yıldırma ve Zorlama” İddialarıyla İlgili Somut Tanık Anlatımları Olmadığı Gibi Başkaca Delil de Sunulmadığı/Davanın Reddi Gerektiği )
ARABULUCUNUN TARAFSIZLIĞI ( Davacı Taraf Dava Dilekçesinde Davalının Kendi Arabulucusuna Zorlanarak İş Sözleşmesinin Fesh Edildiğini İddia Ettiği - Davacının İş Sözleşmesi Görev Değişikliğini Kabul Etmemesi Nedeniyle Davacı Talebiyle Sonlandırıldığı/Arabulucunun “Tarafsız Olmadığı” İddiası da İspatlanmadığından Davanın Reddi Gerektiği )
İBRA ( Mahkemece Arabulucu Önünde Yapılan Anlaşmanın İbra Niteliğinde Olduğu 6325 SK Md. 1'de Tarafların Üzerinde Serbestçe Tasarruf Edebilecekleri Konularda Arabulucuya Gidebilecekleri Düzenlendiği İbra Niteliğindeki Belge Üzerinde Tarafların Serbestçe Tasarruf Edemeyecekleri Gerekçesiyle Davanın Kabulüne Karar Verildiği - Arabulucu Önünde Yapılan Anlaşmada 6098 SK Md. 420'nin Uygulanması Halinde Arabulucu Önünde Tarafların Anlaşmasının İmkansız Hale Geleceği/Arabuluculuk Anlaşma Tutanağının Geçerliliğinin İbra Kapsamında Değerlendirilmesinin Hatalı Olduğu / İlgili Kanun Maddeleri : 6325/m.1,9,18/5, 6098/m.420
ÖZET: Dava, ihtiyari arabuluculuk son tutanağı ve anlaşma belgesinin iptali istemine ilişkindir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının davalıya ait işyerinde satın alma şefi olarak çalışırken işverence görevinin değiştirildiği, davacının bu görev değişikliğini kabul etmeyerek kıdem tazminatı ödenmesini talep ettiği ve işverence talebin kabul edilerek işten çıkışının yapıldığı anlaşılmaktadır. İş sözleşmesinin feshi sonrasında davalı talebi üzerine tarafların ihtiyari arabuluculuğa başvurduğu ve anlaşıp, anlaşma belgesini imzaladıkları, belge içeriğinde bir kısım tazminat ve alacaklara karşılık davacıya net 98.878,75 TL ödeneceğinin kararlaştırıldığı görülmüştür. Davacı taraf, dava dilekçesinde, davalının kendi arabulucusuna zorlanarak iş sözleşmesinin fesh edildiğini iddia etse de, iş sözleşmesi görev değişikliğini kabul etmemesi nedeniyle davacı talebiyle sonlandırılmıştır. Davacının irade fesadına yönelik “ baskı, yıldırma ve zorlama” iddialarıyla ilgili ise ispata yönelik somut tanık anlatımları olmadığı gibi başkaca da delil sunulmamıştır. Öte yandan arabulucunun “tarafsız olmadığı” iddiası da ispatlanmamıştır.
Mahkemece, arabulucu önünde yapılan anlaşmanın ibra niteliğinde olduğu, ibraya ilişkin hükmün emredici nitelikte bulunduğu ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun 1. maddesi uyarınca tarafların ancak üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri konuda arabulucuya gidebilecekleri hususun düzenlendiği, ibra niteliğinde belge üzerinde tarafların serbestçe tasarruf edebilecekleri bir durum söz konusu olmadığı, gerekçesiyle dava kabul edilmiştir. Arabulucu önünde yapılan anlaşmada ibraya ilişkin 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 420. maddesinin uygulanması mümkün değildir. Aksi kabulde arabulucu önünde tarafların anlaşması imkansız hale gelir. Nitekim 6325 Sayılı Kanun'un 18/5 madde hükmünde arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamayacağı öngörülmüş olup, buna göre ibraya ilişkin düzenlemelerden hareketle arabuluculuk anlaşma tutanağının geçerliliği değerlendirilemez. Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
T.C Yargıtay 9. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/13091 Karar No: 2025/348 Tarihi: 13.01.2025
Dosyada mevcut arabuluculuk anlaşma tutanağından, fesihle aynı gün içinde hem işverence ihtiyari arabuluculuğa başvurulduğu, arabulucunun görevlendirildiği ve aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirdiği, hem de tarafların anlaşma belgesinde sayılan tüm alacaklar üzerinde müzakere ettikten sonra anlaşma sağladıklarının belirtildiği anlaşılmaktadır. Ne var ki tüm bu işlemlerin aynı gün içerisinde gerçekleşmiş olduğunu kabul etmek güçtür. Öncelikle belirtmek gerekir ki arabulucuya başvurmadan önce taraflar arasında hangi konuda ve nasıl bir uyuşmazlık çıktığı ortaya konulmuş değildir. Diğer yandan, yukarıda açıklandığı üzere arabuluculuk yöntemi, fesih işlemlerinin ve buna bağlı ödemelerin yapılması amacıyla bir araç olarak kullanılamaz. Ayrıca arabuluculukta temel amaç, mevcut bir uyuşmazlığın müzakere edilerek çözülmesi olmalıdır. Arabuluculuk, bu amaç dışına çıkılarak özellikle salt işçinin ileride dava açmasını engellemek amacıyla kullanılebilecek bir yöntem değildir. Fesih işlemi ve buna ilişkin ödemeler arabulucu aracılığıyla gerçekleştirildiğinden; somut olayda, taraflar arasında mevcut bir uyuşmazlığın çözümünden ziyade, usulüne uygun bir müzakere ortamı da sağlanmadan, salt dava açma hakkını ortadan kaldırmak amacıyla hareket edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan sebeplerle; 24.09.2021 tarihli anlaşma belgesinin geçerli bir arabuluculuk anlaşma belgesi niteliğinde olmadığı anlaşıldığından davanın kabulü gerekirken Mahkemece, anlaşma tutanağının usul ve kanuna uygun düzenlendiğine yönelik gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
T.C. 9. Hukuk Dairesi 2025/5726 E. , 2025/7066 K. Tarih 29.09.2025 Sayılı Kararı :
"İçtihat Metni Özeti" Bursa 9. İş Mahkemesinin, İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla görülmekte olan 2024/59 E, 2025/30 sayılı kararı ile; tarafların arabulucuya usulüne uygun başvurusunun bulunmadığı, arabulucunun davalı işverenin avukatı olduğu, davacının arabuluculuk sürecinin başlamasında, arabulucunun seçiminde ve görüşme yeri konusunda herhangi bir iradesinin bulunmadığı, davacının evrakı Kestel'de bulunan işyerinde imzaladığını beyan ettiği, arabuluculuk tutanağında tutanağın düzenlendiği yer olarak belirtilen ".... Mah. .... Sk. No:... .... adresinde davacının bulunmadığı, arabulucu tarafından arabuluculuk süreci ve sonuçları ile ilgili aydınlatma görevinin yerine getirilmediği, davacının görüşmeye usulüne uygun olarak davet edilmediği, davacıya arabuluculuk tutanağının bilgisi dışında imzalatıldığı, kanuna uygun şekilde bir ihtiyari arabuluculuk görüşmesinin yapılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 2025/770 E., 2025/1351 K. kararı ile, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden yerinde olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
GEREKÇE : Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davalı tarafın cevap dilekçesinde davacıya kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin ödenmesi konusunda anlaşılmaya varıldıktan sonra arabulucuya başvurulduğunun belirtilmesi karşısında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı hâlde ihtiyari arabuluculuk yoluna başvurulduğunun anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler açıklanan ilave gerekçeyle kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, oy birliği ile karar verildi.
Yargıtay İş Kararı 9. Hukuk Dairesi 2024/14514 E. 2025/1993 K. Tarih 24.02.2025 Sayılı Kararı :
"İçtihat Metni Özeti"
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İlk Derece Mahkemesi; Davacının yıllık izindeyken iş sözleşmesinin feshedildiği ve arabuluculuk yoluna başvurulduğu, nitekim birçok işçinin işverene karşı aynı arabulucuya yönlendirildiği, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümleri dikkate alındığında, taraflar arasında yapılan işlemlerin geçerli ihtiyari arabuluculuk faaliyeti olarak nitelendirilemeyeceği, Kanun hükümlerine göre usulüne uygun bir başvuru olmadığı, arabuluculuk görüşmelerinin hiç yapılmadığı ve mevzuat hükümleri çerçevesinde usulüne uygun, geçerli bir tutanak düzenlenmediği gerekçesiyle davanın kabulüne ve taraflar arasında düzenlenen ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptaline karar verilmiştir.
İSTİNAF: Bölge Adliye Mahkemesi; Yeminli beyanlarına başvurulan tanıkların beyanları da dikkate alındığında dava konusu arabuluculuk belgelerinin yasal şartları taşımadı ve itibar edilebilir nitelikte olmadığı, İlk Derece Mahkemesince ihtiyari arabuluculuk belgelerinin iptaline karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ : Uyuşmazlık, 25.03.2022 tarihli ihtiyari arabuluculuk tutanağının geçersizliğinin tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyizdilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR : Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay İçtihatları Işığında Hukuki Nitelendirmemiz :
Yargıtay uygulamasında ;“Aynı gün istifa ettiği bildirilen işçi ile işveren arasında henüz bir uyuşmazlık mevcut olmadığı halde, usulüne uygun bir arabuluculuk müzakeresi yürütülmeden düzenlenen ihtiyari arabuluculuk tutanağının, 6325 sayılı Kanun’un 18/5. maddesi kapsamında geçerli bir anlaşma belgesi olarak kabulü mümkün değildir.” şeklindedir.
" Arabuluculuk yöntemi, fesih işlemlerinin ve buna bağlı ödemelerin yapılması amacıyla bir araç olarak kullanılamaz." Tespiti ile ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesini, işverenin, iş ilişkisinden kaynaklı işçiye karşı yükümlülüğünü ortadan kaldırmak amacıyla, arabuluculuk müessesini araç olarak kullanmasını kabul etmemektedir.
"Arabuluculuk, salt işçinin ileride dava açmasını engellemek amacıyla kullanılebilecek bir yöntem değildir." Usulüne uygun bir müzakere ortamı yaratılmadan düzenlenen Arabuluculuk Anlaşma Belgesini" Yargıtay uygulamadaki içtihadı ile geçersiz kılınmıştır. Yargıtay "Arabuluculuk Anlaşma Belgesini" usul ve kanuna uygun düzenlenmemişse geçersiz kılarım ihtarı yapmaktadır.
"Arabulucu önünde yapılan anlaşmada ibraya ilişkin 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 420. maddesinin uygulanması mümkün değildir. İbraya ilişkin düzenlemelerden hareketle arabuluculuk anlaşma tutanağının geçerliliği değerlendirilemez." Denilmekle Borçlar Kanundaki İbra düzenlemesi ile arabuluculuk yapamazsın. Usulüne uygun arabuluculuk yapacaksan 6325 Sayılı Kanunu 18/5 maddesindeki kanunun şekil şartlarına uygun yap, vurgusu yapılmaktadır. Arabuluculuk yöntemini "İbra" için araçsallaştıramazsın tespiti yapılmaktadır.
Bursa 9. İş Mahkemesinin ilk derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği kararda; "Arabulucuya usulüne uygun başvurunun bulunmadığı, arabulucunun davalı işverenin avukatı olduğu, davacının arabuluculuk sürecinin başlamasında, arabulucunun seçiminde ve görüşme yeri konusunda herhangi bir iradesinin bulunmadığı, ...... arabulucu tarafından arabuluculuk süreci ve sonuçları ile ilgili aydınlatma görevinin yerine getirilmediği, davacının görüşmeye usulüne uygun olarak davet edilmediği, davacıya arabuluculuk tutanağının bilgisi dışında imzalatıldığı, kanuna uygun şekilde bir ihtiyari arabuluculuk görüşmesinin yapılmadığı gerekçesiyle "Arabuluculuk Analaşma Belgesini İptaline" davanın kabulüne dair kararı" İstinaf ve Yüksek Yargıtay incelemesinden geçerek onanmıştır. Bu kararda yine Arabuluculuk yönteminin, usul ve yasanın emredici hükümlerine uygun yapılması gerektiğine vurgu yapılmıştır.
Yine ilk derece Mahkemesince verilen bir başka kararda; " 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümleri dikkate alındığında, taraflar arasında yapılan işlemlerin geçerli ihtiyari arabuluculuk faaliyeti olarak nitelendirilemeyeceği, Kanun hükümlerine göre usulüne uygun bir başvuru olmadığı, arabuluculuk görüşmelerinin hiç yapılmadığı ve mevzuat hükümleri çerçevesinde usulüne uygun, geçerli bir tutanak düzenlenmediği gerekçesiyle davanın kabulüne ve taraflar arasında düzenlenen ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptaline karar verilmiştir." Bu karar İstinaf ve Yargıtay incelemesinden geçerek onanmıştır.
Diğer önemli bir husus; Hukuka, Ahlaka, Kamu Düzenine, Kişilik Haklarına aykırı, konusu imkansız sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. Bu meyanda "Arabuluculuk Anlaşma Belgelerininde" Kamu düzenine, hukuka, ahlaka, konusu imkansız ve tarafların kişilik haklarının aykırı olmaması gerekir. Aksi takdirde "Arabuluculuk Anlaşma Belgesi" geçersizlikle malul olur.
Arabuluculuk yönteminin yasa ve usulün emredici kurallarına göre yapılması easastır, özellikle İş Hukuku uygulamasında İşverene göre ekonomik ve sosyal yönden, zayıf konumda bulunan işçiye karşı bir ibra aracı olarak kullanılmaması gerekir. Yine işverenin fesih işlemlerinin ve buna bağlı ödemelerin yapılması amacıyla bir araç olarak kullanılmamalıdır. Aksi uygulama "Arabuluculuk Anlaşma Belgesinin" İptal Davası konusu olması, iptal edilmesi kaçınılmazdır. Uygulama bu yöndedir. 09.06.2026
KAYNAKLAR :
Kanuni düzenleme ; mevzuat.gov.tr
Yargıtay İçtihatları; yargıtay.gov.tr
Öğreti; Prof. Dr. İlhan Helvacı Dersleri
Arabuluculuk Daire Başkanlığı
Resmi Gazete
Bu makale Av. Mustafa MALGIR tarafından hazırlanmıştır.


