Noterlik Hukuku

Ana Sayfa/Makaleler/Noterlik Hukuku
Noterlik HukukuAv. Mustafa MALGIR10 Mayıs 2026

Noterlerin Hukuki Sorumluluğunda Emsal Karar: AYM'nin İptal Kararı ve Hukuki Etkileri

Noterlerin Hukuki Sorumluluğunda Emsal Karar: AYM'nin İptal Kararı ve Hukuki Etkileri

NOTERLERİN HUKUKİ SORUMLULUĞU

ANAYASA MAHKEMESİNİN NOTERLİK KANUNU 162/2 FIKRASININ İPTALİNE İLİŞKİN KARARI IŞIĞINDA: NOTERLERİN HUKUKİ SORUMLULUĞNA İLİŞKİN HUKUKİ DEĞERLENDİRME

Konuya ilişkin Yasal Düzenlemeler :

1512 Sayılı Noterlik Kanununda Yasal Düzenlemeler :

MADDE 1- Noterlik Mesleği: Noterlik bir kamu hizmetidir. Noterler, hukukî güvenliği sağlamak ve anlaşmazlıkları önlemek için işlemleri belgelendirir ve kanunlarla verilen başka görevleri yaparlar.

Noterlerin genel olarak yapacakları işler: Madde 60 – Noterlerin görevleri:

  1. Yapılması kanunla başka bir makam, merci veya şahsa verilmemiş olan her nevi hukuki işlemleri düzenlemek,

  2. Kanunlarda resmi olarak yapılmaları emredilen ve mercileri belirtilmemiş olan bütün hukuki işlemleri bu kanun hükümlerine göre yapmak,

  3. (Değişik: 23/6/2022-7413/11 md.) Taşınmaz satış vaadi sözleşmesi yapmak ve bu sözleşmeyi taraflardan birinin talep etmesi, harç ve giderleri ödemesi hâlinde tapu bilişim sistemi vasıtasıyla tapu siciline şerh vermek, taşınmaz satış sözleşmesi yapmak, ..............

Tespit işleri: Madde 61 – Noterler bir şeyin veya bir yerin hal ve şeklini, kıymetini, ilgili şahısların kimlik ve ifadelerini tespit ederler ve davet edildiklerinde piyango ve özel kuruluşların kur'a, seçim ve toplantılarında hazır bulunarak durumu belgelendirirler.

Taşınmaz satış sözleşmesi: Madde 61/A- (Ek: 23/6/2022-7413/12 md.) Taşınmaz satış sözleşmesi noterler tarafından da yapılabilir. Noterler, taşınmaz satış başvurusu üzerine başvuru belgesi düzenler, taşınmaz üzerindeki her türlü kısıtlamaları dikkate alır ve taşınmaz satışıyla ilgili diğer kanunlarda yer alan sınırlamalar ile usul ve esasları gözetir. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce tapu kayıt örneği ve diğer belgeler tapu bilişim sistemi vasıtasıyla noterlerle paylaşılır. Taşınmaza ilişkin kayıt ve belgelerin eksik olması hâlinde ilgili tapu müdürlüğünden eksik olan hususlar bu sistem üzerinden talep edilir ve eksiklikler tapu müdürlüğünce giderilerek sisteme aktarılır. Noterlerce hak sahibi belirlendikten ve taşınmazın satışına engel hukuki bir durumun bulunmadığı tespit edildikten sonra taşınmaz satış sözleşmesi yapılır. Satış sözleşmesi taraflarca imzalandığı anda noter, tapu bilişim sisteminden yevmiye numarası alarak sözleşmeyi bu sisteme kaydeder. Sözleşmenin sisteme kaydından sonra tapu müdürlüğünce taşınmazın tapu siciline tescili sağlanır. Satış sözleşmesi ile diğer belgeler, noter tarafından sisteme aktarılır ve fiziki olarak arşivlenir. Noterler, taşınmaz satış sözleşmesiyle ilgili işlemleri bizzat yaparlar. Tapu kayıt örneği ve diğer belgelerden hak sahibinin belirlenememesi veya satışa engel hukuki bir durumun varlığı hâlinde noterlerce satış işlemi gerçekleştirilmez. Noterler tarafından yapılacak taşınmaz satış sözleşmelerinden yalnızca 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununa ekli (4) sayılı tarifenin “I-Tapu işlemleri” başlıklı bölümünün (20) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca tapu harcı alınır. Bu işlemler için 492 sayılı Kanunun tapu harçlarına ilişkin hükümleri ve gerekli harcı tamamen almadan işlem yapan noterler hakkında aynı Kanunun 128 inci maddesi hükmü uygulanır. Taşınmaz satış sözleşmeleri damga vergisinden ve bu işlemlere ilişkin düzenlenen kâğıtlar değerli kâğıt bedellerinden istisnadır. Bu madde kapsamında yapılan işlemler karşılığında noter ücreti dışında herhangi bir ücret alınmaz. Noter ücreti taşınmazın değerine göre beş yüz Türk lirasından az ve dört bin Türk lirasından fazla olamaz ve ücret tarifesinde gösterilir. Bu miktarlar, her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında takvim yılı başından geçerli olmak üzere artırılarak uygulanır. Taşınmaz satış işlemleri için Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü döner sermaye işletmesine gelir kaydedilmek üzere hizmet bedeli alınır ve bu işlemler sebebiyle noterlere herhangi bir pay veya aidat ödenmez. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının mütalaası alınarak Adalet Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

Vasiyetname ve ölüme bağlı tasarruflarla ilgili işler: Madde 69 – Noterler açık veya kapalı olarak verilen vasiyetnameleri saklarlar ve buna dair bir tutanak düzenlerler. Gerek bu suretle saklanan vasiyetnameleri, gerek noterler tarafından düzenlenen sair ölüme bağlı tasarrufları yapanların ölümü halinde bilgi verilmesi için, durumu bunların kayıtlı oldukları nüfus dairelerine yazı ile bildirirler. Noterler, nüfus idaresi tarafından ölümün ihbarı veya resmi bir belge ile isbatı halinde, yetkili sulh hakimine verilmek üzere, dairelerinde saklı bulunan vasiyetnamelerin ve noterlikçe düzenlenmiş ölüme bağlı tasarruf senetlerinin onaylı örneklerini Cumhuriyet Savcılığına tevdi ederler. Birinci fıkra uyarınca nüfus dairelerine yazılacak yazı için ücret tarifesinde gösterilen yazı ücreti ile posta gideri ilgilisinden alınır.

Noterlerin yapabilecekleri diğer işlemler: Madde 71/A – (Ek: 31/3/2011-6217/14 md.) Aşağıda belirtilen işlemler noterler tarafından da yapılabilir: a) Terk eden eşin ortak konuta davet edilmesi. b) Mirasçılık belgesi verilmesi.

Noterlerin Hukuki Sorumlulukları Madde 162 – Stajiyer, katip ve katip adayları tarafından yapılmış olsa bile noterler, bir işin yapılmamasından veya hatalı yahut eksik yapılmasından dolayı zarar görmüş olanlara karşı sorumludurlar. (Ek fıkra: 23/6/2022-7413/13 md.) Taşınmaz satış sözleşmesinin düzenlenmesinden dolayı oluşan zarardan noterler de sorumludur. Bu zararın Devlet tarafından ödenmesi hâlinde Devlet, sözleşmeyi düzenleyen notere rücu eder. Notere karşı açılacak davalar, tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür. (Anayasa Mahkemesinin 25/12/2025 tarihli ve E.: 2025/209; K.: 2025/276 sayılı Kararı ile İptal Edilmiştir.) Noter, birinci ve ikinci fıkralar gereğince ödediği miktar için, işin yapılmaması, hatalı yahut eksik yapılmasına sebep olan stajiyer veya noterlik personeline rücu edebilir.”

MADDE 72 -Hukuki işlemler ve ilgilileri: Noterler, ilgililerin istemi üzerine, hukukî işlemleri belgelendirirler. Belgelendirme, bu kısım hükümleri ile diğer kanunlar ve yönetmelikte gösterilen şekilde yapılır. İlgili, belgelendirme isteminde bulunan kişidir. Noter, iş yaptıracak kimselerin kimlik, adres ve yeteneğini ve gerçek isteklerini tamamen öğrenmekle yükümlüdür.

Noterlik işlemlerinin hükümleri: Madde 82 – Bu kanun hükümlerine göre belgelendirilen işlemler resmi sayılır. Noterler tarafından bu kısmın ikinci bölümünün hükümlerine göre düzenlenmiş olan hukuki işlemler, sahteliği sabit oluncaya kadar geçerlidir.

Gözetim ve denetim yetkisi: Madde 121 – Noterlikler, Adalet Bakanlığının ve Türkiye Noterler Birliğinin gözetim ve denetimi altındadır.

Noterliklerin teftişi: Madde 122 – Noterlikler, Cumhuriyet savcılarının devamlı denetimi altında olup, yılda en az bir defa teftiş olunurlar. Münferit sulh mahkemesi yanındaki noterlikler, bu mahkemenin bağlı bulunduğu asliye mahkemesinin Cumhuriyet savcılığının teftişine tabidirler. (Değişik: 16/11/1989 - 3588/12 md.) Noterlikler adalet müfettişleri tarafından da teftiş edilirler. Teftiş, Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Yönetmeliğinde gösterilen usul ve esaslara göre yapılır. Adalet müfettişleri ve Cumhuriyet savcıları lüzum gördükleri takdirde noterlik dairelerindeki evrak, defter ve cilt bentleri daire içinde muhafaza altına alabilirler. (Ek: 16/11/1989 - 3588/12 md.) Türkiye Noterler Birliği, gözetim ve denetim görevini, yetkili kılacağı birlik ve Noter Odalarının yönetim kurulu başkan veya üyeleri veya kuracağı denetleme kurulu marifetiyle yerine getirir.

4721 Sayılı Türk Medeni Kanundaki Düzenlemeler :

TAŞINMAZ MÜLKİYETİNİN KONUSU, KAZANILMASI VE KAYBI II. Kazanma yolları 1.Hukukî işlem Madde 706- Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması, resmî şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlıdır. Ölüme bağlı tasarruflar ve mal rejimi sözleşmeleri, kendilerine özgü şekillere tâbidir.

2. Sorumluluk Madde 1007- Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur. Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder. Devletin sorumluluğuna ilişkin davalar, tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür.

6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu :

Taşınmaz Satışı ve Satış İlişkisi Doğuran Haklar A. Şekil MADDE 237- Taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için, sözleşmenin resmî şekilde düzenlenmesi şarttır. Taşınmaz satışı vaadi, geri alım ve alım sözleşmeleri, resmî şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz. Önalım sözleşmesinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI

XV. Temel hak ve hürriyetlerin korunması MADDE 40- Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlâl edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. (Ek fıkra: 3/10/2001-4709/16 md.) Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. Kişinin, resmî görevliler tarafından vâki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.

IV. Kamu hizmetlerine girme hakkı A. Hizmete girme MADDE 70- Her Türk, kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir. Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez.

D. Kamu hizmeti görevlileriyle ilgili hükümler : Görev ve sorumlulukları, disiplin kovuşturulmasında güvence: MADDE 129- Memurlar ve diğer kamu görevlileri Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlüdürler. Memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemez. (Değişik üçüncü fıkra: 7/5/2010-5982/13 md.) Disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz. Silahlı Kuvvetler mensupları ile hâkimler ve savcılar hakkındaki hükümler saklıdır. Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir. Memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında işledikleri iddia edilen suçlardan ötürü ceza kovuşturması açılması, kanunla belirlenen istisnalar dışında, kanunun gösterdiği idarî merciin iznine bağlıdır.

193 SAYILI GELİR VERGİSİ KANUNU :

Serbest meslek erbabı: Madde 66 – Serbest meslek faaliyetini mütat meslek halinde ifa edenler, serbest meslek erbabıdır. Serbest meslek faaliyetinin yanında meslekten başka bir iş veya görev ile devamlı olarak uğraşılması bu vasfı değiştirmez. Bu maddenin uygulanmasında:

  1. Gümrük Komisyoncuları, bilümum borsa ajan ve acentaları, noterler, noterlik görevini ifa ile mükellef olanlar; ......................... Bu işleri dolayısiyle serbest meslek erbabı sayılırlar.

Noterlerin Görevleri ile ilgili Suçlar Sebebiyle Ceza Sorumlulukları : Görevle ilgili suçlar:

Madde 151 – (Değişik birinci fıkra: 23/1/2008-5728/350 md.) Noterler, geçici yetkili noter yardımcıları, noter vekilleri ile noter kâtipleri ve kâtip adayları noterlikteki görevleri, Türkiye Noterler Birliği organlarında görev alan noterler ise ayrıca bu görevleri ile bağlantılı olarak işledikleri suçlardan dolayı Türk Ceza Kanununun uygulanması bakımından kamu görevlisi sayılırlar.

Görevlilere karşı işlenen suçlar: Madde 152 – (Değişik: 23/1/2008-5728/351 m) Yukarıdaki maddede gösterilen kişilere karşı, aynı maddede yazılı görevleri yerine getirmeleri sırasında veya görevleri sebebiyle işlenen suçlarla ilgili olarak Türk Ceza Kanununun uygulanması bakımından kamu görevlisi sayılırlar.

Kovuşturma izni: Madde 153 – Noterlerin, görevden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlarından dolayı kovuşturma yapılabilmesi Adalet Bakanlığının iznine bağlıdır.

Noterlerin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun uygulanması bakımından kamu görevlisi sayıldıkları, görev suçları sebebiyle noterler hakkında kovuşturma yapılabilmesinin Bakanlığın iznine tabi olduğu, yetersizlik sebebiyle noterlerin görevlerine son vermenin Bakanlığın yetkisi kapsamında bulunduğu Noterlik Kanunu ve Noterlik Kanun Yönetmeliğinde düzenlenmiştir.


ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

Esas Sayısı: 2025/209 Karar Sayısı: 2025/276 Karar Tarihi: 25/12/2025 R.G. Tarih - Sayı: 1/4/2026-33211

İPTAL DAVASINI AÇAN: Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri Engin ALTAY, Özgür ÖZEL, Engin ÖZKOÇ ile birlikte 132 milletvekili

İPTAL DAVASININ KONUSU: 23/6/2022 tarihli ve 7413 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 13. maddesiyle 18/1/1972 tarihli ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 162. maddesine eklenen ikinci fıkranın birinci ve ikinci cümlelerinin Anayasa’nın 10., 13., 35., 40., 90. ve 129. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talebidir.

I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ

Kanun’un dava konusu kuralların da yer aldığı 13. maddesiyle 1512 sayılı Kanun’un ikinci fıkranın eklendiği 162. maddesi şöyledir:

“Noterlerin Hukuki Sorumlulukları Madde 162 – Stajiyer, katip ve katip adayları tarafından yapılmış olsa bile noterler, bir işin yapılmamasından veya hatalı yahut eksik yapılmasından dolayı zarar görmüş olanlara karşı sorumludurlar.

(Ek fıkra: 23/6/2022-7413/13 md.) Taşınmaz satış sözleşmesinin düzenlenmesinden dolayı oluşan zarardan noterler de sorumludur. Bu zararın Devlet tarafından ödenmesi hâlinde Devlet, sözleşmeyi düzenleyen notere rücu eder. Notere karşı açılacak davalar, tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür. Noter, birinci ve ikinci fıkralar gereğince ödediği miktar için, işin yapılmaması, hatalı yahut eksik yapılmasına sebep olan stajiyer veya noterlik personeline rücu edebilir.”

II. İLK İNCELEME

  1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN ve Kenan YAŞAR’ın katılımlarıyla 8/9/2022 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma talebinin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III. AYIRMA VE ESASA KAYIT KARARI 2. 23/6/2022 tarihli ve 7413 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 13. maddesiyle 18/1/1972 tarihli ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 162. maddesine eklenen ikinci fıkranın birinci ve ikinci cümlelerinin iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına ilişkin davanın E.2022/107 sayılı davadan ayrılmasına, yeni bir esasa kaydedilmesine ve esas incelemenin bu yeni esas sayılı dosya üzerinden yürütülmesine 10/7/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

IV. ESASIN İNCELENMESİ

  1. Dava dilekçesi ve ekleri, Raportör Onur MERCAN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, dava konusu kanun hükümleri, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. Anlam ve Kapsam 4. 1512 sayılı Kanun’un 60. maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde taşınmaz satış vaadi sözleşmesi yapmak ve bu sözleşmeyi taraflardan birinin talep etmesi, harç ile giderleri ödemesi hâlinde tapu bilişim sistemi vasıtasıyla tapu siciline şerh vermek ve taşınmaz satış sözleşmesi yapmak noterlerin görevleri arasında sayılmıştır. 5. Anılan Kanun’un 61/A maddesinde ise noterler tarafından taşınmaz satış sözleşmesi düzenlenmesine ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir. 6. Kanun’un 162. maddesinin ikinci fıkrasının dava konusu birinci ve ikinci cümlelerinde taşınmaz satış sözleşmesinin düzenlenmesinden dolayı oluşan zarardan noterlerin de sorumlu olduğu, bu zararın devlet tarafından ödenmesi hâlinde devletin sözleşmeyi düzenleyen notere rücu edeceği öngörülmüştür. 7. Bu itibarla kurallar uyarınca noter tarafından düzenlenen taşınmaz satış sözleşmesinden dolayı meydana gelen zarardan noter de sorumlu olacak ve anılan zararın tazmini için doğrudan notere dava açılabilecektir. Zararın devlet tarafından ödenmesi durumunda ise ödenen tutar sözleşmeyi düzenleyen notere rücu edilecektir.

B. İptal Talebinin Gerekçesi 8. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kurallar uyarınca taşınmaz satış sözleşmesinden kaynaklanan zararın tazmini talebiyle doğrudan notere karşı dava açılabileceği ve anılan zararın devlet tarafından ödenmesi durumunda kusuru bulunmasa dahi notere rücu edilmesinin mümkün olduğu, bu itibarla kuralların kamu görevlilerinin ilgililere verdikleri zararların tazmini için ancak devlete karşı dava açılabileceğini ve devletin ödediği tazminatı kusuru bulunan kamu görevlilerine rücu edeceğini öngören anayasal hükümlerle bağdaşmadığı, ayrıca tapu sicilinin tutulmasından doğan ve devlet tarafından ödenen zararın kusuru bulunmayan tapu memurlarına rücu edilemediği gözetildiğinde kuralların eşitlik ilkesiyle çeliştiği, kurallarla noterlerin yanı sıra taşınmaz satış sözleşmesinin taraflarının da mülkiyet hakkının ihlal edildiği, bu durumun temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası anlaşmaların normlar hiyerarşisinde kanunun üzerinde olduğunu öngören anayasal hükümle bağdaşmadığı belirtilerek kuralların Anayasa’nın 10., 13., 35., 40., 90. ve 129. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu 1. Birinci Cümle 9. Anayasa’nın 40. maddesinin üçüncü fıkrasında “Kişinin, resmî görevliler tarafından vâki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.” denilmiştir. 10. Anılan maddeye ilişkin olarak Danışma Meclisince kabul edilen metnin gerekçesinde özetle; temel hak ve özgürlüklere yönelik ihlalin resmî görevliler tarafından görevlerinin ifası sırasında yapılmış olmasının bu görevliler için bir mazeret oluşturmayacağı, ihlalden doğan zararın devletçe ödeneceği ve devletin bu ödeme nedeniyle sorumlu görevliye rücu hakkının bulunduğu ifade edilmiştir. 11. Anayasa’nın 129. maddesinin beşinci fıkrasında “Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir.” denilmiştir. 12. Söz konusu maddede kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri her türlü kusurdan kaynaklanan tazminat davalarının muhatabının idare olduğu açıkça ortaya konulmuştur. Bununla birlikte kusuruyla idareyi zarara uğratan kamu görevlisinin sorumluluğu ortadan kaldırılmamış, idarenin ödediği tutarı sorumlu kamu görevlisine rücu etmesinin zorunlu olduğu öngörülmüştür. Nitekim maddeye ilişkin Danışma Meclisinin kabul ettiği metnin gerekçesinde kamu görevlilerinin görevleriyle bağlantılı olarak kusurlu eylem ve işlemleriyle idareye verdikleri zarardan sorumlu tutulmalarının esas itibarıyla uygulanmakta olan bir ilkenin tekrarı olduğu belirtilmiştir (AYM, E.2014/86, K.2015/109, 25/11/2015, § 114). 13. Kamu görevlilerinin hükmedilen tazminat miktarını tam ve zamanında ödeyememe ihtimali gözetildiğinde idarenin, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurdan doğan zararın tazminiyle yükümlü kılınmasının davacıların zararının karşılanması bakımından bir güvence oluşturduğu kuşkusuzdur (AYM, E.2014/86, K.2015/109, 25/11/2015, § 115). 14. Buna göre kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken ilgililere verdikleri zararlardan dolayı doğrudan bu görevlilere dava açılması mümkün değildir. Başka bir ifadeyle anılan zararın kamu görevlisi tarafından tazmin edilmesini öngören ve bu kapsamda doğrudan kamu görevlisine dava açılmasına imkân tanıyan düzenlemeler söz konusu anayasal hükümlerle bağdaşmayacaktır. 15. Kuralda noterler tarafından taşınmaz satış sözleşmesinin düzenlenmesinden dolayı meydana gelen zarardan noterlerin de sorumlu olduğu hükme bağlanmıştır. 16. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 706. maddesinin birinci fıkrasında taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olmasının resmî şekilde düzenlenmesine bağlı olduğu belirtilmiştir. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 237. maddesinin birinci fıkrasında da taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için sözleşmenin resmî şekilde düzenlenmesi gerektiği öngörülmüştür. 17. Öte yandan 4721 sayılı Kanun’un 1007. maddesinin birinci fıkrasında tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan devletin sorumlu olduğu, ikinci fıkrasında ise devletin ödediği tutarı zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu edeceği belirtilmiştir. 18. Kuralın gerekçesinde özetle, 1512 sayılı Kanun’un 60. maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde yapılan değişiklik ve anılan Kanun’a eklenen 61/A maddesinde taşınmaz satış sözleşmesinin noterler tarafından da yapılabilmesine imkân tanındığı, tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan bütün zararlardan 4721 sayılı Kanun’un 1007. maddesi uyarınca devletin sorumlu olduğu ve devletin zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu yetkisinin bulunduğu, kuralda noterler tarafından düzenlenen taşınmaz satış sözleşmesinden doğan zararlar bakımından devletin asli sorumluluğunun korunduğu ancak bu zararlardan noterlerin de 1512 sayılı Kanun’un 162. maddesinin birinci fıkrasında yer alan esaslar uyarınca kişisel olarak sorumlu tutulduğu, bu bağlamda zarara uğrayanın devlete veya notere karşı dava açmasının mümkün olduğu ifade edilmiştir. 19. Buna göre kuralda noterlerce düzenlenen taşınmaz satış sözleşmesinden kaynaklanan zararların tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlar kapsamında görüldüğü, anılan zararlardan devletin yanı sıra noterlerin de sorumlu tutulduğu ve bu kapsamdaki tazminat taleplerinin doğrudan noterlere yöneltilmesine imkân tanındığı anlaşılmaktadır. 20. Anılan Kanun’un 1. maddesinde noterliğin bir kamu hizmeti olduğu, noterlerin hukuki güvenliği sağlamak ve anlaşmazlıkları önlemek için işlemleri belgelendireceği ve kanunlarla verilen başka görevleri yapacağı hükme bağlanmıştır. 21. Kanun’un 3. ve 4. maddelerinde iş yoğunluğunda artış görülen yerlerde birden çok noterliğin açılması ve kapatılması ile noterliklerin sınıflandırılması hususlarında Adalet Bakanlığına (Bakanlık) yetki tanınmıştır. 22. 4/a maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde ise noterin sınıfının yükselebilmesinin adalet müfettişi tarafından hakkında düzenlenen son hâl kâğıdında olumlu kanaat belirtilmesine bağlı olduğu öngörülmüştür. 23. 6. maddenin ikinci fıkrası ile 17. maddenin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine göre noterlik belgesi düzenlemeye Bakanlık yetkili olup noterler 24. ve 27. maddeler uyarınca Bakanlık tarafından atanmaktadır. 24. 37. maddede ilk defa noterliğe atananların işe başlamadan önce bağlı bulundukları asliye hukuk veya münferit sulh mahkemesinde kendilerine verilen görevi doğru ve tarafsız olarak yapacaklarına dair vicdan ve namusları üzerine ant içecekleri, bu hususta düzenlenecek üç nüsha tutanağın bir nüshasının Bakanlığa gönderileceği, diğer nüshalardan birinin Cumhuriyet savcılığında öbürünün ise noterlikteki dosyada saklanacağı belirtilmiştir. 39. maddenin birinci fıkrasında da noterlerin noterlik mührü ile imza örneklerini bulundukları yer valiliklerine göndermekle yükümlü oldukları ifade edilmiştir. 25. 40. maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinde noterlik dairesinin resmî daire sayılacağı, 41. maddede noterliklerde kullanılan evrak ve defterlerle diğer büro malzemesinin temin edilmesinin ve belgelerin imhasının devlet daireleri hakkındaki hükümlere tabi olduğu düzenlenmiştir. 26. 50. maddenin birinci fıkrasında yargı mercilerinin vereceği işlerle, ilim ve hayır kuruluşları başkan ve üyelikleri ile hakemlik ve vasiyeti tenfiz memurluğu saklı kalmak şartıyla hiçbir hizmet ve görevin noterlikle birleşemeyeceği, 51. maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinde noterlik dairesinde günlük çalışmanın o yerdeki diğer resmî dairelerle birlikte başlayacağı, 54. maddede ise noterlerin görevleri dolayısıyla öğrendikleri sırları kanunların emrettiği hâller dışında açıklamayacakları hükme bağlanmıştır. 27. 55. maddede noterlik evrak ve defterlerinin gizliliğine ilişkin düzenlemelere yer verilmiş, 83. maddenin birinci fıkrasında noterlik işlemlerinin ilke olarak noterlik dairesinde yapılacağı öngörülmüştür. 28. 57. maddenin birinci fıkrasının üçüncü cümlesinde noterlere yıllık izinlerinin Bakanlık tarafından verileceği, 59. maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde ise anılan maddede öngörülen hastalık izni süreleri sonunda iyileşemeyen noterlerin görevine Bakanlıkça son verileceği ifade edilmiştir. 29. 71. maddenin üçüncü fıkrasında noterlerin yıllık gelir, gider ve teminat tutarını gösteren cetveli Türkiye Noterler Birliğinin (Birlik) yanı sıra Bakanlığa göndermekle yükümlü oldukları belirtilmiş, 76. maddede de noterlerin yasaklılık hâlleri düzenlenmiştir. 30. 82. maddede noterlik işlemlerinin resmî nitelikte olduğu öngörülmüş, ayrıca düzenleme biçiminde yapılmış işlemlerin içeriğinin, onaylama biçiminde yapılmış işlemlerin de imza ve tarihinin sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olduğu, diğer noterlik işlemlerinin ise aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğu hükme bağlanmıştır. 31. 112. maddenin birinci fıkrasında noterlerin yaptıkları işlemlere ait harç üzerinden hesaplanacak ücretleri ile vasiyetname ve vakıf senedi düzenlenmesinden alınacak ücretlerin, yazı, bir dilden diğer dile veya bir yazıdan diğer yazıya çevirme, karşılaştırma, tescil, emanetlerin saklanması ve kanunlarında harç, vergi ile resimlerden bağışık olduğu yazılı işlemler ve defter onaylanması ile Kanun’un ücret alınmasını öngördüğü sair işlemlerden alınacak ücretler ve noterler ile imzaya yetkili vekillerinin yol ödeneğinin Birliğin görüşü alındıktan sonra Bakanlık tarafından düzenlenecek tarifeyle belirleneceği ifade edilmiştir. 32. 121. maddede noterliklerin Bakanlık ve Birliğin gözetim ve denetimi altında bulunduğu düzenlenmiştir. 122. maddenin birinci fıkrasında noterliklerin Cumhuriyet savcılarının devamlı denetimi altında olduğu, yılda en az bir defa teftiş edileceği, münferit sulh mahkemesi yanındaki noterliklerin bu mahkemenin bağlı bulunduğu asliye mahkemesinin Cumhuriyet savcılığının denetimine tabi olduğu, ikinci fıkrasında ise noterliklerin adalet müfettişleri tarafından da denetlenebileceği öngörülmüştür. 33. Soruşturma veya kovuşturma sebebiyle noterleri işten el çektirmeye Bakanlığın yetkili olduğu, soruşturma yapılmasını gerektiren hâllerde soruşturmanın adalet müfettişleri veya Cumhuriyet savcılarınca yaptırılacağı, noterler hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar ile disiplin cezalarının itiraz üzerine Bakanlıkça inceleneceği, itiraz üzerine Bakanlığın verdiği kararın kesin olduğu, disiplin cezalarının Bakanlığın onayıyla kesinleşeceği, para cezaları dışındaki disiplin cezalarının Bakanlık tarafından yerine getirileceği, noterlerin görevleriyle bağlantılı olarak işledikleri suçlar ile görevlerini yerine getirmeleri sırasında veya görevleri sebebiyle kendilerine karşı işlenen suçlarla ilgili olarak 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun uygulanması bakımından kamu görevlisi sayıldıkları, görev suçları sebebiyle noterler hakkında kovuşturma yapılabilmesinin Bakanlığın iznine tabi olduğu, yetersizlik sebebiyle noterlerin görevlerine son vermenin Bakanlığın yetkisi kapsamında bulunduğu ve noterlik işlem formüllerinin Bakanlığın onayına tabi olduğu 123., 124., 131., 140., 141., 145., 151. ila 153., 196. ve 200. maddelerde düzenlenen diğer hususlardır. 34. 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun “Serbest meslek erbabı:” başlıklı 66. maddesinin ikinci fıkrasının (1) numaralı bendinde ise noterlerin serbest meslek erbabı sayılacağı öngörülmüştür. Bununla birlikte 1512 sayılı Kanun’un ilgili hükümleri uyarınca noterliğin bir kamu hizmeti, noterlik dairesinin ise resmî daire olması, noterlerce yapılan işlemlerin resmî işlem sayılması, noterlerin atama, yükselme, sınıflara ayrılma ve denetimlerinin Bakanlıkça yapılması ve ücret tarifelerinin de Bakanlık tarafından belirlenmesi nedeniyle noterlerin özel teşebbüs olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır (AYM, E.1979/5, K.1979/29, 19/6/1979). 35. Bu bağlamda hukuki güvenliği sağlamak ve hukuki anlaşmazlıkların çıkmasını önlemek amacıyla bizzat düzenlemek veya onaylamak suretiyle işlemlere resmiyet kazandırmak, başka bir deyişle hukuki işlem güvenliğini sağlamak noterlerin aslî ve temel işlevidir. Dolayısıyla noterlik, klasik kamu hizmeti olan adalet hizmetinin bir parçasını oluşturmaktadır (AYM, E.2022/110, K.2023/115, 22/6/2023, § 34). 36. Nitekim Anayasa Mahkemesi anılan Kanun’da yer verilen düzenlemeleri gözönünde bulundurmak suretiyle noterliğin Anayasa’nın 70. maddesi kapsamında bir kamu hizmeti olduğunu kabul etmiştir (AYM, E.2018/89, K.2019/84, 14/11/2019, § 25). Anayasa’nın anılan maddesine ilişkin Danışma Meclisinin kabul ettiği metnin gerekçesinde “Kamu hizmetine alınacak memur ve kamu görevlileri ile ilgili düzenlemede bu hakkın kötüye kullanılmasını önleyecek hükümler getirilmiştir.” denilmiştir. 37. Buna göre noterliğin kamu hizmeti ve noterlerin kamu görevlisi oldukları anlaşılmaktadır. Dolayısıyla noterler tarafından taşınmaz satış sözleşmesinin düzenlenmesi nedeniyle meydana gelen zararların kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken ortaya çıkan zararlar kapsamında olduğunun kabul edilmesi gerekir. 38. Bu itibarla kural kapsamında noterler tarafından taşınmaz satış sözleşmesinin düzenlenmesinden dolayı oluşan zararın tazmini talebiyle doğrudan noterler aleyhine dava açılmasına imkân tanınmasının resmî görevlilerin haksız işlemlerinden kaynaklanan zararın devletçe tazmin edileceğini ve kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken ilgililere verdikleri zararın tazmini talebiyle ancak idare aleyhine dava açılabileceğini öngören anayasal hükümlerle bağdaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. 39. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 40. ve 129. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir. Kural Anayasa’nın 40. ve 129. maddelerine aykırı görülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 10., 13., 35. ve 90. maddeleri yönünden incelenmemiştir.

2. İkinci Cümle 40. 1512 sayılı Kanun’un 162. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinin iptali nedeniyle anılan fıkranın ikinci cümlesinin uygulanma imkânı kalmamıştır. 41. Açıklanan nedenle söz konusu cümle 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası kapsamında değerlendirilmiş ve bu cümle yönünden Anayasa’ya uygunluk denetiminin yapılmasına gerek görülmemiştir.

V. İPTALİN DİĞER KURALLARA ETKİSİ

  1. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrasında kanunun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün belirli kurallarının iptali, diğer kurallarının veya tümünün uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa bunların da Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilebileceği öngörülmektedir.

  2. 1512 sayılı Kanun’un 162. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinin iptali nedeniyle uygulanma imkânı kalmayan anılan fıkranın kalan kısmının ve söz konusu maddenin üçüncü fıkrasında yer alan “…ve ikinci…” ibaresinin 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince iptalleri gerekir.

VI. YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ

  1. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kuralların uygulanmaları hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğabileceği belirtilerek yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talep edilmiştir. 23/6/2022 tarihli ve 7413 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 13. maddesiyle 18/1/1972 tarihli ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 162. maddesine eklenen ikinci fıkranın birinci ve ikinci cümlelerine yönelik yürürlüğün durdurulması taleplerinin, koşulları oluşmadığından REDDİNE 25/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

VII. HÜKÜM

23/6/2022 tarihli ve 7413 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 13. maddesiyle 18/1/1972 tarihli ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun; A. 162. maddesine eklenen ikinci fıkranın;

  1. Birinci cümlesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,

  2. Kalan kısmının 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince İPTALİNE, B. 162. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “…birinci fıkra…” ibaresinin “…birinci ve ikinci fıkralar…” şeklinde değiştirilmesinde bulunan “…ve ikinci…” ibaresinin 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince İPTALİNE, 25/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.


NOTERLİK HUKUKU, BAĞLI YASAL DÜZENLEMELER, DOKTRİN, YARGITAY İÇTİHATLARI VE ANAYASA MAHKEMESİ KARARI IŞIĞINDA HUKUKİ DEĞERLENDİRMEMİZ :

Yukarıda zikredilen kanuni düzenlemeler ışığında ; Gelir Vergisi Kanunu m 66 Noterlik Mesleğinin "Serbest Melsek Mensubu" sayılacağını belirtmiş olsa da; 1512 Sayılı Noterlik Kanunu tanımlaması ve Anayasanın 70. Maddesi gereğince Noterlik Mesleği bir kamu hizmetidir. Noter Kamu görevlisidir. Noterlik Dairesi Resmi Dairedir. Noterlik Hizmetinin temel işlevi Kamu Düzeninin Sağlanması Amacuyla; Hukuki Uyuşmazlıkların önlenmesine yönelik temel bir adalet hizmetinin yerine getririlmesidir. Bu hizmetin Noterlik Kanununda tanımlanan temel amacı : "Hukuki güvenliği sağlamak amacıyla onaylama ve düzenleme şeklindeki noterlik işlemleri ile düzenlenen belgelere resmiyet kazandırmak, adalet hizmeti kapsamında hukuki güvenliği sağlamaktır.

Bu tespitler ışığında Anayasa Mahkemesinin 25/12/2025 tarihli ve E.: 2025/209; K.: 2025/276 sayılı Kararı ile Noterlik Kanunu 162/ 2. Fıkrasındaki "Taşınmaz satış sözleşmesinin düzenlenmesinden dolayı oluşan zarardan noterler de sorumludur. Bu zararın Devlet tarafından ödenmesi hâlinde Devlet, sözleşmeyi düzenleyen notere rücu eder. Notere karşı açılacak davalar, tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür." düzenlemeyi iptal etmesi, kamu hizmeti ifa eden noterlerin, Devletin diğer kamu görevlilerine tanınan ayrıcalıklardan yararlandırılmaması ve noterlerin kanundan doğan kusursuz sorumluluklarına ilişkin eşitsiz uygulama sebebiyle mağdur edilmesinin önüne geçilmesi açısından isabetli olmuştur.

Bu kapsamında Doktrinde; Noterlerin hukukî sorumluluğunun, nitelik itibarıyla ağırlaştırılmış sebep sorumluluğu olduğu ifade edilmektedir. Yargıtay uygulamasında, "Bu sorumlulukta kurtuluş kanıtı getirme imkânı tanınmamıştır." Bu yönüyle ağırlaştırılmış özen yükümlülüğünün ihlâlinden kaynaklanan sorumluluk olduğu sonucuna varılmaktadır. Noter gerekli özeni gösterdiğini iddia ederek sorumluluktan kurtulamayacaktır. Ancak gerekli özeni göstermiş olsa bile, zararın doğmasına engel olamayacağını ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir. Noterin bir kamu hizmeti ifa ettiği de dikkate alınarak sorumluluğun belirlenmesinde normal bir insanın göstereceği özenli davranış değil, aynı işi üstlenen noterlik mesleğinde çalışan bir kişinin göstermesi gereken objektif davranış esas alınacaktır. Buradaki tazminat yükümlülüğü; sorumlu kişinin somut olaydaki bireysel davranışından daha çok onun toplum ve ekonomi içindeki durumu ile kanunun ona yüklediği ihtimam ve özen görevine bağlanmaktadır. Böylece toplum içinde bazı iş ve meslekler ile bazı gruplara ve kategorilere daha ağır bir sorumluluk yükletilmektedir.

Noterlik Kanunu'nun 162. maddesi uyarınca noterin hukuki sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için ortada; ı) Noterin veya Noter çalışanının görevleriyle ilgili bir eyleminin bulunması, ıı) Bu eylemden dolayı bir zararın doğması, ııı) Bu zararla birlikte eylem ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekmektedir. Bu şartlardan birisinin gerçekleşmemesi hâlinde noterin hukuki sorumluluğunun doğmayacağı kabul edilmektedir.

"Sorumluluk hukukunun önemli öğelerinden biri de zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunmasıdır. İlliyet bağının kesildiği durumlarda kusursuz sorumlu olan kişi zarardan sorumlu tutulmayacaktır. Teoride ve uygulamada kabul edildiği üzere mücbir sebep, zarar görenin tam veya üçüncü kişinin ağır kusuru ile illiyet bağı kesilir, bu üç olgudan birinin bulunması hâlinde kusursuz sorumlu kimse de sorumluluktan kurtulur. Noterlerin yaptığı işlemler bakımından söz konusu işlemin gereği gibi yani özen yükümlülüğüne uygun şekilde yerine getirmiş olsaydı zarar oluşmayacaktı denilebiliyorsa noter sorumlu olacaktır ( Hukuk Genel Kurulu, 27.05.2015 gün ve 2013/3-2329 E., 2015/1444 K. )"

Anayasa Mahkemesinin Noterlik Kanunu m 162/2. Fıkranın iptaline dayanak yasal dayanakların hukuki nitelendirmesi şu şekilde sıralanabilir.. Noterlik Bir Kamu Hizmetidir. Noterin görevi, Hukuki güvenliği sağlamak, hukuk güvenliği sağlamak için işlemleri belgelemek (N.K. m 1) Noterler tarafından belgelendirilen işlemler resmi belge sayılır. (N.K m 82) Noterler görevleri gereği her nevi hukuki işlemi düzenlemek, hukuki işlemleri kanun hükümlerine göre yapmakla görevlendirilmişlerdir.( N. K. m 60) Çekişmesiz yargı iş ve işlemlerinden biri olan "Tespit İşleri" yapmak noterin adli görevleri arsında sayılmıştır. (N.K m 61) Vasiyetname ve Ölüme Bağlı Tasarruf ile ilgili işler yapmak Noterin görevleri arasında sayılmıştır. (N.K m 69) Noterin bu görevi Adalet Hizmetine ilişkin çekişmesiz yargı işidir. Diğer önemli çekişmesiz yargı görevlerinden ikisi a) Terk eden eşin ortak konuta davet edilmesi. a) Mirasçılık belgesi verilmesi. (N.K m 71/A) Belirtilen görevlerin hepsi yargının iş yükünün azaltılması amacıyla Noterlik Kanunu kapsamında noterlere verilen, Adalet Hizmetinin yerine getirilmesi amacıyla tevdi edilen çekişmesiz yargı iş ve işlemleri kapsamına girmektedir. Bu meyanda Noterlik Mesleği, Noterler ve Noterlik Daireleri Adalet Bakanlığı bünyesinde kanunla teşkilatlanmış Adalet Hizmetinin asli ve ayrılmaz bir parçasıdır. Dolayısıyla Noterlik Mesleği bir kamu hizmetidir. Noterlik Daireleri Adalet Bakanlığı bünyesinde teşkilatlanmış Resmi Dairedir. Noterde Adalet Bakanlığı denetim ve gözetiminde görev yapan adalet mesleğinin ayrılmaz bir kamu görevlisidir. Noterin be sebeplerle Devletin Kamu Görevlilerine tanıdığı ayrıcalık ve güvencelerden yararlanması esastır. Aksi düşünce kamu görevi ifa eden Noter açısından "Yasa Önünde Eşitlik İlkesine" aykırı bir uygulama ile karşı karşıya bırakılacaktır. Anayasa Mahkemesinin Noterlik Kanunun 162/ 2. fıkrasının İPTALİNE ilişkin kararı isabetli olmuştur.

Noterlik Mesleğinin ifasına ilişkin yasal düzenlemeler ışığında Noterlik Mesleğinin Kamu görevi olduğu, Noterin Kamu görevlisi olduğuna ilişkin tespit ve değerlendirmeler: Noterlikler, Adalet Bakanlığının ve Türkiye Noterler Birliğinin gözetim ve denetimi altındadır. (N.K m 121) Noterlikler, Cumhuriyet savcılarının devamlı denetimi altında olup, yılda en az bir defa teftiş olunurlar. Münferit sulh mahkemesi yanındaki noterlikler, bu mahkemenin bağlı bulunduğu asliye mahkemesinin Cumhuriyet savcılığının teftişine tabidirler. (N. K m 122/I) Noterlikler adalet müfettişleri tarafından da teftiş edilirler. Teftiş, Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Yönetmeliğinde gösterilen usul ve esaslara göre yapılır. (N K m 122/II) Adalet müfettişleri ve Cumhuriyet savcıları lüzum gördükleri takdirde noterlik dairelerindeki evrak, defter ve cilt bentleri daire içinde muhafaza altına alabilirler. (N. K m 122/III) Türkiye Noterler Birliği, gözetim ve denetim görevini, yetkili kılacağı birlik ve Noter Odalarının yönetim kurulu başkan veya üyeleri veya kuracağı denetleme kurulu marifetiyle yerine getirir. (N.K m 122/IV) Noterlik Kanunu 122 maddede Noterliklerin Adalet Bakanlığının Denetim ve gözetiminde oldukları, Noterliklerin bağlı bulundukları Sulh, Asliye Mahkemeleri ve savcılıkların denetimine bağlı oldukları, yılda bir kez teftişe tabii tutulacakları, Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulunca tıpkı adlet mekanizmasının diğer kurumları olan Mahkemeler, Savcılıklar ve İcra Daireleri gibi Adalet Bakanlığı Müfettişlerinin teftişine tabi oldukları ifa edilen hizmetlerinin diğer Adalet Kurumlarında olduğu gibi Adalet Hizmeti olduğu, Noterliklerin Adalet Hizmetinin asli ve ayrılmaz unsurlarından biri olduğu tartışmasızdır.

1512 sayılı Noterlik Kanunu kapsamında noterlerin meslekte yükselmesi (terfisi) için rakamsal veya puan bazlı bir "sicil notu" sistemi bulunmamaktadır. Ancak "Adalet Bakanlığı adalet müfettişleri, noterlikleri belirli periyotlarla denetler. Hal Kâğıdı: Müfettişler, yaptıkları teftişler sonucunda noterler hakkında puan yerine geçmek üzere bir hal kâğıdı düzenler. Olumlu Kanaat Şartı: Noterin 3. sınıftan 2. sınıfa veya 2. sınıftan 1. sınıfa yükselebilmesi için, adalet müfettişi tarafından düzenlenen son hal kâğıdında "olumlu kanaat" belirtilmiş olması zorunludur." Noterlik kanunu kapsamındaki bu konudaki yasal düzenleme dahi Noterlerin Kamu Görevi ifa ettiklerinin, Noterin Kamu görevlisi olduğunun, Adalet Hizmetinin ayrılmaz bir parçası olduklarını ortaya koymaktadır.

Anayasa Mahkemesi Noterlerin Hukuki Sorumluluğuna ilişkin Noterlik Kanunu 162. Maddesinin 2 fıkrasını iptal gerekçesine dayandığı Anayasa maddesi "Taşınmaz satış sözleşmesinin düzenlenmesinden dolayı oluşan zarardan noterler de sorumludur. Bu zararın Devlet tarafından ödenmesi hâlinde Devlet, sözleşmeyi düzenleyen notere rücu eder. Notere karşı açılacak davalar, tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür." Noterlik Kanundaki düzenlemeyi 1) Anayasanın 40. Maddesi "Kişinin, resmî görevliler tarafından vâki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır. " 2) Yine Anayasanın 129 maddesi beşinci fıkrası "Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir." Anayasa düzenlemeleri kapsamında; Yüksek Mahkeme Anayasa’nın 40. ve 129. maddelerine aykırılık sebebiyle İptali gerekir gerekçesi ile iki ayrı Anayasa maddesine dayanarak İPTAL KARARI vermiştir. Devamla gerekçesinde "Kural Anayasa’nın 40. ve 129. maddelerine aykırı görülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 10., 13., 35. ve 90. maddeleri yönünden incelenmemiştir." Hukuki nitelendirmesini gerekçesinde belirtmiştir.

Anayasa Mahkemesinin Noterlik Kanunu m 162/ 2. Fıkranın iptaline dair kararı ile "Noterlerin Taşınmaz Satış Sözleşmesinden Doğan Kusursuz Sorumluluk" ilkesine dayalı sorumlulukları iptal sürecinden sonra uygulamada işlevsiz kalmıştır. Bu meyanda Noterlik Kanunu m 162/ 1 fıkradaki düzenlemenin Noterlerin "kusursuz sorumluluk" kapsamında sorumlu tutulmalarını tartışmalı hale getirmiştir. Bu maddenin Noterler aleyhine uygulanması da Anayasa Mahkemesinin İPTAL KARARINDAN sonra mümkün değildir.

İptal Kararından sonra Noterler Hakkında Ancak 4721 Sayılı Medeni Kanunun Sorumluluk kenar başlığını taşıyan 1007 maddede tanımlanan "Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur. Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder. Devletin sorumluluğuna ilişkin davalar, tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür." Yasal düzenlemesi kapsamında Tapu Görevlilerinin sorumluluklarında olduğu gibi bir sorumluluk Noterler açısından uygulama alanı bulacaktır. Bu husus Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçesinde belirtilen hukuki nitelendirme ve dayanak Anayasanın m 40/ fıkra 3 ve m 129/ fıkra 5 düzenlemelere uygun olacaktır. Anayasa Mahkemesinin iptal kararından önce Noterlik mesleği ile ilgili öğreti ve yargıtay içtihatlarına yansıyan baskın görüş Noterin Hukuk Kimliği ile taşıdığı misyon, noterlik iş ve işlemlerinin yürütülmesinde "Noterin yapacağı işler son derece sıkı kural ve şekil şartlarına bağlanmıştır. Öte yandan; bir güven kurumu olan ve yaptıkları işlerde uzman olan noter, devlet adına bir takım kamusal yetkileri de kullanmak suretiyle; belgeleri ve beyanları resmileştiren ve aksinin kanıtlanmasını güçleştiren hatta neredeyse imkânsız hâle getiren, hukuki sonuçlar doğuracak belgelerin düzenlenmesi yetkisiyle donatılmıştır. ... Noterlerin uzmanlığına inanan ve güvenen iş sahipleri, yapılan iş ve işlemlerin tam ve sağlıklı olduğu konusunda kuşku duymamalıdırlar. Bir işin yapılmamasından veya hatalı yahut eksik yapılmasından dolayı zarar doğmuşsa noterin bundan sorumlu olması doğaldır ( Tanrıver Süha, Noterlik Hukukuna İlişkin İncelemeler, 1993-2011, s. 53, 61, 82,85 )." Şeklindedir. Bu düşüncenin yanında Toplumda baskım kanaat nimet külfet dengesi ile ilgilidir. Noterler görevlerini icra ederken yüksek meblağlarda paralar kazanmakta dolayısıyla bu işin icrasından fayda sağladıklarından, kusursuz sorumluluklarından kaynaklanan külfete de katlanmalıdırlar. Bu meyanda Anayasa Mahkemesinin İptal Kararına yöneltilecek bir eleştiride Az maaşla geçinen Tapu Memurunun sorumluluğu ile çok para kazanan Noterin sorumluluğunun eşitlendiği yollu eleştiri olacaktır. Ancak Anayasal ve Yasal güvencelerle hukukta sağlanması gereken eşitlik ilkesi yani yasa önünde eşitlik ilkesinin amacı kanunların herkese eşit uygulanması ilkesini esas alır. Toplumsal yaşama dair görüş ve kanaatler ile toplumun bireylerine sağlanan hukuki güvenceler aynı ilkelerle açıklanamaz, zira Sümerler de yazının ilk icadını takiben, yazının ilk uygulandığı alan normatif hukuk kurallarıdır. Hukuk kurallarının temel amaçlarından biri toplumsal düzenin kamu yararı ve ortak toplumsal fayda sağlayacak şekilde düzenlemelerini gerektirir. Noterlik kanun 162. Maddesi Noterlerin geçen zaman içinde "Kanun Önünde Eşitlik İlkesine" aykırı olarak birçok Noterin ve Noter çalışanının mağduriyetine mahal vermiştir. Bu meyanda Noterlik Kanunu m 162 / 2 fıkranın Anayasa Mahkemesince İptali Anayasa yargısı açısından isabetli olmuştur.

Noterler diğer Resmi Kurum ve Kuruluşlardan farklı olarak Noterlikler ve Noterler ile Noterlikte görev ifa eden personeller. Adalet Bakanlığı ile birlikte, Türkiye Noterler Birliği Gözetin ve Denetimi altındadırlar. Odaların yönetik kurulu başkan ve üyeleri vasıtası ile kuracağı denetleme kurulu marifetiyle denetime tabidirler. Türkiye Noterler Birliği Disiplin Kurulu ayrı bir denetim mekanizması icra etmekte, Noterler hakkında verdiği kararlar ayrıca Adalet Bakanlığı tarafından denetime tabi tutulmaktadır. Adalet Bakanlığı ve Türkiye Noterler Birliği Denetim Mekanizmaları ile sıkı teftiş ve denetimlere tabi tutulan Noterliklerin ve Noterlerin "Kamu Görevleri" sebebiyle, diğer kamu görevlilerinin yararlandıkları ayrıcalıklardan yararlandırılmamaları "Yasa Önünde Eşitlik İlkesine" aykırıdır. Anayasa Mahkemesinin 25/12/2025 tarihli ve E.: 2025/209; K.: 2025/276 sayılı Kararı ile Noterlik Kanunu 162/ 2. fıkrasını iptal etmesi Noterlik Mesleği ve Noterler için yıllardır devam edegelen haksızlığı kısmen ortadan kaldırmıştır. Bu meyanda Noterlik Kanunu 162/I fıkrası Noterler açısından haksız bir uygulama olmaya devam edegelmektedir. Anayasa Mahkemesinin inceleme konusu İPTAL KARARI Noterlik Kanunu m 162/I fıkrayı uygulama açısından işlevsiz hale getiriştir. Noterlik Kanunu 162 maddenin Anayasa Mahkemesi Kararı ışığında yeniden baştan sona değiştirilmeye ve Noterlik Mesleği ve Noterler açısından yeniden "Yasa Önünde Eşitlik İlkesine" uygun bir düzenlemeyele, düzeltilemeye ihtiyaç duymaktadır.

KAYNAKLAR :

  • Anayasa Mahkemesi Kararı - Resmi Gazete

  • UYAP PORTAL- Mevzuat: Noterlik Kanunu

  • Yargıtay Kararları - Yargıtay

Bize Yazın